25 Haziran 2026 00:08

Asıl utanması gerekenler

Milli Takım’ın, Avustralya’nın ardından gruptaki ikinci maçında Paraguay’a da yenilip Dünya Kupası’ndan elenmesinden sonra Arda Güler, bu yenilgilerden dolayı utanç duyduklarını ve Türk halkından özür dilediklerini söyledi…

Arda’nın sözleri, oyuncuların sırtına yüklenen “başarı” baskısının ne kadar büyük olduğunun itirafıydı bir bakıma. Beklenti gerçeklikten ne kadar uzak ve büyükse, sonrasında yaşanan hayal kırıklığı da o oranda sarsıcı ve yaralayıcı oluyor…

Futbol maçlarında alınan skorlar utanç kaynağı değildir. Hiçbir skor rezalet ya da rezillik sıfatlarıyla yorumlanamaz. Bu tür yorumlar sporun özüne, felsefesine yabancı olmanın göstergesidir.

Maalesef spora, kazanmaktan başka bir anlam veremediği gibi, kazanamamayı suç işlemekle özdeşleştirip böyle durumlarda özür bekleyen çarpık bir başarı algısının hakimiyeti altındayız.

Oysaki yenilmek, bir utanç ve rezillik anlamına gelmediği gibi yenilgi nedeniyle özür dilemenin de gereği yoktur. Yenilirsin, eleştirilirsin, öz eleştiri yaparsın, ders çıkarırsın ve yoluna devam edersin. Sporun döngüsü budur ve ancak bu şekilde gelişim sağlanır...

Bazen elinden geleni ortaya koyduğun halde sahadan yenik ayrılabilirsin. Çünkü rakibin de elinden geleni ortaya koymuş ve o günkü koşullarda senden daha doğru hamleler yapmayı, fırsatları senden daha iyi değerlendirmeyi bilmiştir.

Kağıt üzerinde kendinden zayıf bir rakibe karşı da olsa bir maçı kaybetmek niye rezillik, rezalet ya da utanç kaynağı olsun ki? Sonuçta karşıda bir rakip var ve o da kazanmak için çeşitli planlar yapıyor, stratejiler belirliyor ve sahada onları uygulamak adına elinden geldiğince mücadele ediyor.

Sporda öncelikle her türlü sonucu doğal karşılamayı ve rakibin emeğine saygı duymayı öğrenmek, bilmek gerekir.

Bunun yanında, eleştiri ve öz eleştiri gelişimin motoru sayılabilecek kadar kıymetli edimlerdir. Tabii bilgi içermeleri koşuluyla.

Eleştiri adına dile getirilen ve futbolcuları “ruhsuzlukla” suçlayan, futbolcuların saçı başı ya da reklamlarda yer almasıyla sahadaki performansları arasında doğrudan bağlantı kuran boş gevezelikleri ise dikkate almak gereksizdir.

Bilgi olmayınca zaten ya hakaret ederler ya da saçma sapan argümanlar eşliğinde hedef gösterici bir dil kullanarak sorumlu yaratırlar. Birilerine hakaret etme, birilerini hedef gösterme konusunda çok heveslidirler.

“Yorumcu” sıfatıyla boy gösteren bu cahil cühela takımının içinde bir de “mahalle takımı” ifadesiyle rakipleri kendince aşağılayan tipler var ki, pespayelikte hiç kimse onların eline su dökemez.

Şu süreçte, eleştiri adına ortaya konan zırvalar dışında bir utançtan, rezillikten söz edilecekse…

İktidarın, Dünya Kupası organizasyonunu Türklüğün gücünü ve üstünlüğünü gösterme platformu olarak algılamasından ve bu algı doğrultusunda Milli Takımı milliyetçi, militarist siyasetin propaganda malzemesi haline getirmesinden, tanklı, toplu, füzeli, İHA’lı, SİHA’lı görüntüler ve fetihçi söylemler barındıran marşlarla futbolu savaşla özdeşleştirmesinden, düzenin kaymağını yiyen büyük sermaye gruplarının “fırsat bu fırsat” düşüncesiyle hazırladıkları Milli Takımlı reklamlar üzerinden kendilerini aklamaya ve sempatik göstermeye çalışmasından daha büyük bir utanç ve rezillik olabilir mi?

Asıl utanması gerekenler sahada kaybedenler değil, futbolu saha dışında ırkçı, militarist siyasetin ve ticaretin aracı yapanlardır…

Mehmet Özyazanlar

Asıl utanması gerekenler
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et