26 Mayıs 2026 00:05

Kovanın kararını kovan verir

İnsan bazen siyaseti anlamak için doğaya bakmalı. Doğa, çoğu zaman daha dürüst, daha yalın ve daha öğreticidir. 24 Mayıs’ta Ankara’da, CHP Genel Merkezinde yaşananlar bana bir arı kolonisini düşündürdü.

Arı kolonisi dışarıdan bakıldığında küçük bir canlı topluluğu gibi görünür. Oysa orada emeğin, disiplinin, dayanışmanın ve ortak aklın mükemmel bir düzeni vardır. Kovanda herkesin işi bellidir. Kimi nektar taşır, kimi yavruyu besler, kimi peteği örer, kimi kovanı korur. Hiçbir arı “Ben olmazsam bu kovan yıkılır” demez. Çünkü kovanın aklı, tek tek arıların aklından büyüktür.

Ana arı önemlidir elbette. Koloninin sürekliliğinde özel bir yeri vardır. Ama ana arının varlığı bile koloninin ortak geleceğinden üstün değildir. Eğer koloni zayıflıyorsa, üretim düşüyorsa, gelecek tehlikeye giriyorsa arılar bir ortak karar alır. Yeni ana arı üretirler. Eski ana arı ya yok olur ya da küçük bir grupla kovanı terk eder. Ama dikkat edin: Yeni ana arıyı dışarıdan gelen bir el tayin etmez. Kovanın kararını kovan verir.

Bugün CHP’ye “mutlak butlan” yoluyla yapılan müdahalenin özü de budur. CHP’nin 38. Kurultayında delegeler konuşmuş, Özgür Özel 812 oy, Kemal Kılıçdaroğlu 536 oy almıştır. Sonra olağanüstü kurultay yapılmış, aynı irade bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ardından olağan kongre süreci de bu yönelişi perçinlemiştir. Bu tablo yalnızca rakam değildir; bir arayıştır, bir değişim iradesidir, yıllardır sıkışan siyasetin içinden çıkma çabasıdır.

24 Mayıs 2026, Türkiye’nin siyasal hayatında kolay unutulmayacak bir gün olarak kayda geçti. Mahkeme kararıyla bir partinin seçilmiş yönetimini devre dışı bırakmak, valilik ve emniyet gücüyle genel merkez kapısına dayanmak, meseleyi artık parti içi olmaktan çıkarmıştır. Bu, halk iradesine ve örgüt iradesine yukarıdan müdahaledir. Sandıkta, kurultayda, örgütte kazanılamayanı yargı eliyle tartışmalı şekilde geri alma girişimidir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte aldığı tutum kendisini siyaseten bitirmiştir. Bir genel başkanlık koltuğuna polis gölgesi düşmüşse, o koltuk artık güç değil yük üretir. Hele ki avukatlar, dilekçeler, tahliye talepleri ve emniyet talimatlarıyla bir genel merkezin kapısına dayanıyorsa, orada meşruiyet değil, tarihsel bir utanç birikir. Siyasetçi, kendi örgütünün iradesine karşı devlet gücüne yaslandığında canlılığını yitirir; artık temsil eden değil, geçmişin gölgesinde sürüklenen bir figüre dönüşür.

Ama bu mesele yalnızca CHP meselesi değildir. Bugün Türkiye’de milyonlarca emekçi geçim derdiyle boğuşuyor. Emekliler pazar artıklarını bekliyor. Gençler geleceklerini yurt dışında arıyor. Köylü mazota, gübreye, elektriğe yetişemiyor. İşçi sendikalı olduğu için kapının önüne konuluyor. Kadınlar şiddete, çocuklar yoksulluğa terk ediliyor. Ülkenin dört bir yanı maden şirketlerince talan ediliyorken, köyler boşaltılıyorken, muhalefetin görevi, halkın ekmek ve özgürlük mücadelesini büyütmektir.

Demokrasi yalnızca sandık günü kullanılan oy değildir. Demokrasi, işçinin fabrikada söz hakkıdır. Köylünün toprağına, öğrencinin geleceğine, kadının yaşamına sahip çıkmasıdır. Partilerin de kendi iradelerini özgürce belirleyebilmesidir. Bugün bir partinin genel merkezine yapılan müdahale, yarın bir sendikanın kapısına, bir belediyenin iradesine, bir kooperatifin emeğine yönelebilir. Bu nedenle meseleye dar bir parti kavgası olarak bakmak büyük yanılgı olur.

Arılar bize basit ama derin bir ders vermekte: Kovan dışarıdan yönetilemez. Kovanın düzeni, ancak kovanın emeğiyle ve ortak aklıyla sürdürülür. Zorla içeri sokulan eski ana arı koloniyi toparlamaz; tersine dağıtır. Çünkü hayatın akışı geriye doğru değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı saraydan, mahkemeden, emniyet koridorlarından şekillenen siyaset değil; işçinin, emeklinin, köylünün, gencin, kadının söz sahibi olduğu demokratik bir halk siyasetidir. Pazar günü gördük ki muhalefet, birleştiğinde yalnızca bir kişiye değil, örgüt iradesine ve halkın seçme-seçilme hakkına sahip çıkıyor. Halk kararını vermiştir: “Birleşe birleşe kazanacağız” diyor.

Kısacası, kovanın kararını kovan verir. Siyasette de hukukta da yaşamın kuralı budur. Eninde sonunda hak yerini bulacaktır. Bunun için birleşik mücadele şarttır.

 

Enver Şat

Kovanın kararını kovan verir
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et