AİHM’nin yasak kararı
Siyasi gündeme göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay kararlarının neden uygulanmadığını, derhal uygulanması gerektiğini sık sık söylüyoruz ama uygulanmayan o kadar çok AİHM kararı var ki; say say bitmez.
Yalçınkaya kararı binlerce kişiyi kapsayan önemli bir karardı. Şimdi de AİHM Büyük Dairesi tarafından Yasak Kararı açıklandı ve çok önemli bir karar. Binlerce dosya için bundan sonra referans olacak bir karar ve binlerce mağdurun bundan sonra AYM ve AİHM başvurularında dayanacağı bir karar.
Yasak Kararı’nda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 7. ve 3. maddesinin ihlal edildiğine karar verildi. AİHS’nin 7/1. maddesi: ”Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” diyor. 3. maddesi ise: ”Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye veya cezaya maruz bırakılamaz.”
7. madde ihlalinde Büyük Daire davaya konu olan mahkumiyet kararı ile ilgili olarak; şahsi sorumluluğun tespiti zorunludur, kusur yoksa ceza verilemez, suç kastı somut olarak ispatlanmalıdır, manevi unsur bireyselleştirilerek tespit edilmelidir, faaliyetlerin zamansal bağlamı dikkate alınmalıdır, yasal faaliyetler terör suçunun otomatik delili sayılamaz, varsayımla değil somut delille hüküm kurulmalıdır, hiyerarşik konum belirlenmeden kusur tayini yapılamaz, genel değerlendirmelerle suç kastı ispat edilemez diyor. Bu genel kurallara uyulmadan verilmiş o kadar çok mahkumiyet kararı var ki ülkemizde binlerle ifade edilemez. Tek adam yönetimi yargısının neredeyse genel uygulaması olmuş. Son CHP davaları da dahil, iddianame ve kararların başına şablon bir örgüt hikayesi yazılıyor ve sanıkların bu örgütle ilişkili, iltisaklı olduğu söylenerek uzun tutuklamalar, mahkumiyetler veriliyor. Üstelik ceza sadece yargılanan şahıslara değil yakınlarına da genişletiliyor ve mallarına el konuyor, daha sonraki geçinme kaynakları sınırlanıyor. İlişki ve iltisak denilerek aslında Cumhur İttifakı tarafından fişlenmiş kişiler peşinen suçlu sayılıyor. Fişlenmiş bütün siyasi rakipler potansiyel suçlu olarak sırasını bekliyor. İddianameler ve kararlar kes yapıştır usulü ile aynı sözlerin onlarca kez tekrar yazılması suretiyle binlerce sayfa olarak şişiriliyor, bu göz boyama usulü ile iddianame ve kararın sayfası ne kadar çoksa şüpheliler o kadar ağır suçlu imiş havası yaratılmaya çalışılıyor çocukça. Kimse bu sayfaları zaten okumuyor. Hakimler de. Okunması pratik olarak da mümkün değil.
AİHS 3. maddesi ihlali için ise başvurucunun aşırı kalabalık koğuşlarda yatırılması, yataksız ya da bir yatağı birkaç kişi ile paylaşma durumu işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya ceza sayılmış. Ülkemizde hapishanelerde kalan herkesin durumu bu kapsama girmiyor mu? Daha kısa süre önce Sendikacı Mehmet Türkmen kaldığı koğuşun koşullarını anlatmadı mı? Ya altı aya yakın yatağı olmadığı için giysilerini koyduğu naylon torbanın üzerinde yatan CHP’li kadın mahpusun durumu?
AİHM’de en çok ihlal verilen ve daha uzun süre ihlal şampiyonluğunu kimseye bırakmayacak olan ülkenin Türkiye olması şaşırtıcı mı? Ya da “bize düşmanlar” sözleriyle açıklanabilir mi? Trump’ın çok sevdiği, Barrack’ın da Ortadoğu’ya tavsiye ettiği tek adam iktidarının yargısı işte bu.
AİHM kararlarını uygulayabilirler mi?
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et