Sürece dair beklentileri rehin tutmak
Geçtiğimiz hafta bu köşede, Meclisteki ‘süreç’ komisyonunun 4 Aralık’ta gerçekleştirilen 19. toplantısında AKP Milletvekili Ayşe Böhürler ile MHP Milletvekili Feti Yıldız’ın birbirlerini tamamlayan vurgularının, her iki partinin sürece dair raporlarının işaretlerini verdiğini belirtmiştik. Öyle de oldu.
AKP yöneticilerinin partilerinin raporlarını TBMM Genel Sekreterliğine teslim etmesinin ardından, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, X hesabından yaptığı paylaşımda, AKP’nin raporundan bir bölümü alıntılayarak “teyit mekanizması” bölümünün MHP’nin raporunda belirtilen “Teyit ve bu durumun resmi olarak ilanı ile tam bir paralellik” taşıdığını ifade ederek, “Terör örgütünün silah bırakmasının, kendisini tasfiye ettiğinin, varlığının sona erdirilmesinin devlet tarafından tespit ve teyit edilmesi, sürecin en önemli noktasıdır. Bu an, sadece sahada bir fiil değişikliğinin kaydı değil, aynı zamanda hukuki işlemler için bir başlangıçtır” dedi.
“Barış tek kanatlı bir kuş değildir” diyen Bahçeli’nin partisinin raporunda, “Ana dil öğretimi önünde hiçbir engel bulunmamalıdır. Ancak milli birliğimizi parçalayacak ana dille eğitim kabul edilemez” denilerek, barış, kanatsız bir kuşa dönüştürülüyor.
CHP’nin raporunda ise, “21 Mart günü, Nevroz Bayramı olarak resmi tatil ilan edilmelidir” ifadesine yer verilip, kayyımlara da karşı çıkılırken, “Kürt sorununun demokratik çözümü kapsamında yapılacak özel ve genel hukuki düzenlemelere ilişkin CHP kendi hazırlıklarını yapmakla beraber; Adalet Bakanlığının kendi çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak komisyona ulaştırmasını beklemektedir” denildi. Cumhurbaşkanı adayı, belediye başkanları ve pek çok üyesi tutuklanmış olan CHP’nin, raporunda bu konuda talepler dillendirmesi, ‘Konumuz bu değil’ denilerek ötelenemez. Ancak bu önemli gerçek, CHP’nin raporunun Kürt meselesine dair ürkekliğini açıklamaya yetmez.
Yeni Yol Grubu ise (Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi), raporunda “Vatandaşlık tanımı, vatandaşın devlet ile olan hukuki bağını tanımlayan bir anlayışla ele alınarak demokratik ve hukuki aidiyet anlayışı temelinde Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu kabul edilerek sağlanmalıdır” diyerek, Kürt meselesinin kök sorunlarının sisteme içerilmesinde daha esnek bir tutum sergiledi. Yeni Yol, ana dilinde eğitime de raporunda bir hak olarak yer verdi.
DEM Parti’nin Kürt meselesinin tarihsel bağlamlarına ve temellerine dair raporunda yer verdiği vurgularla dillendirdiği taleplere, EMEP ve TİP’in raporlarının yakın duruyor olması ise bir sürpriz değil.
Kürt sorunuyla ilgili açık tutumundan ötürü daha önce kapatma da yaşamış olan Emek Partisinin, raporunda yer verdiği şu vurgu, sürecin toplumsallaşmasına dair tartışmalar açısından ve çözüm dinamiği tarifi bakımından kritik önemde: “12 Eylül askeri darbesinin yarattığı karanlıktan çıkmaya çalışan Türkiye işçi sınıfının, 1989 Bahar Eylemleri’nde ve 1991’deki Büyük Zonguldak Madenci Yürüyüşü’nde Kürt halkının haklı taleplerini de gözeten bir tutum alması, gerçek bir kardeşleşmenin nasıl sağlanacağına ilişkin yakın tarihteki en somut örneklerden biridir. İşçilerin eylemlerde dile getirdikleri ‘Zonguldak-Botan el ele’ sloganları muhataplarından da karşılık görerek, Kürt halkının kitlesel eylemlerinde yankılanmıştır. Bu tutum ve çağrı bugün de sorunun barışçıl ve demokratik çözümü için izlenecek doğru yola ışık tutmaktadır.”
Peki bundan sonra ne olacak? Numan Kurtulmuş’un AKP ve MHP ekseninden ayrı tutum alması beklenemeyeceği için, Cumhur İttifakının hesaplarını öne alan bir rapor kotarılacak ve Kurtulmuş, “Komisyonda emeği geçen tüm milletvekillerimize uyumlu çabalarından ötürü teşekkür ediyorum” diyerek, bu raporun düzeyini ‘yükseltmeye’ çalışacak.
İmralı ile görüşme trafiğinden, sürece dair hukuki altyapı ve demokratik çözüm umutlarına kadar her türlü beklentinin Saray tarafından, seçim sürecine kadar, sündürülmek isteneceğini göreceğiz. Bu süreçte, muhalefetin aktörleri dağınıklık gösterdikleri her durumda, demokrasi ve barış adına tüm beklentilerinin Saray’ın elinde rehin tutulacağı gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kalacak.
Madem ki bu süreç, Suriye eksenli başladı, biz de öyle noktalayalım. Türkiye yönetenlerinin ülke içindeki çözümsüzlüklerini, Suriye sahasında yeniden üretmeye girişmeleri kabul edilemez.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et