8 Kasım 2025 06:04

Diyarbakır Bağlar’ı yeniden düşünmek

İki hafta önce, 30-31 Ekim 2025 günlerinde Diyarbakır Bağlar’da düzenlenen “Afet, Kentsel Dönüşüm ve Göç Perspektifinden Eski Bağlar’ın Geleceği Çalıştayı”nın duyurusunu yapmıştım.

Bağlar Belediyesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği, Diyarbakır Barosu ve TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu ortaklığında düzenlenen iki tam günlük programda, eski Bağlar’ın kentsel sorunları, imar, deprem, planlama, hukuk, sosyoloji, mülkiyet… gibi bağlamlar üzerinden ele alındı.

Ben de “Kentsel dönüşüm yerine kentsel iyileştirme; ana akım planlama yerine başka bir kentleşme: Bağlar” başlığını taşıyan sunumumda, kapitalist moderniteye içkin ana akım planlama pratiğinin bizi sıkıştırdığı “dönüşüm, dirençlilik…” gibi kavramların ötesinde, kendi kurucu irademizle yaşamayı arzu ettiğimiz yerleri tahayyül etmeyi ve de tam da şu anda gündelik praksisimizin olanaklarına odaklandım.

Kısacası bir paradigma dönüşümünden söz ettim. Sistemin tepeden ve tabandan ürettiği tüm kapma pratiklerine ve öznelliklere karşın, düşüncenin bedenselleştiği biyopolitik alanda yapabilirliğimizi arttıracak bir paradigmayı tartışmaya açmaya çalıştım. 

Sadece kentleşmenin sermaye lehine dönüşümü bağlamında değil, sömürgeci-yerleşmeci kapma pratikleri, ürettiği öznellikler, yapma ve algılama biçimleri, önkabuller/rızalar ve eli kolu bağlayan çaresizlik vb. duygular akışıyla da kentleşmenin irdelenmesini önemsiyorum.

Bugünkü yazıda da çalıştaya dair gözlemlerim ve bu sürece katkı vereceğini düşündüğüm Hakikat Adalet Hafıza Merkezi bünyesinde üretilmiş olan bir çalışmadan söz etmek istiyorum.

*

Önce çalıştay ile başlayalım. Bağlar Belediyesi’nin, Bağlar’ın yapısal ve yaşamsal ortamının iyileştirilmesi için çabaları elbette bu çalıştay öncesine dayanıyor. İnsanları yerinden etmeyecek bir şekilde “yerinde dönüşüm” gerçekleştirmek üzere yerelde çokça halk toplantısı yapılmış. İnsanların taleplerini, yaklaşımlarını, fikirlerini almak üzere çok kapsamlı bir anket düzenlenmiş. Katılımcı bütçe işleyişine dair geçmiş deneyimler incelenmiş ve bu yönde çalışmalar devam ediyor.

Buluşmanın ilk gününde farklı alanlara odaklanan konuşmacılar; Bağlar’ın planlama sürecini, yapısal niteliğini, ulaşım-planlama ilişkisini, yeni planlama olasılıklarını, yerleşim dokusunun bugüne ne şekilde ulaştığını, göç etmeyi zorunlu kılan tehcir politikalarını, hukuki süreçleri kendi yaklaşımları üzerinden ortaya koydular.

Ertesi gün ise, farklı alanlardan kişilerin bir araya geldiği masalarda, şunlar gibi sorulara yanıt arandı;

Eski Bağlar için nasıl bir gelecek (fiziksel, sosyal, ekonomik…) hayal ediyoruz?Depremden hasar alarak yıkılmış olan binaların yerinde dönüşümünün önündeki plansal, mülkiyet, hukuki… zorluklar ve engellere yönelik çözüm önerileri neler olabilir?Eski Bağlar’ın mevcut planlama yaklaşımı ve arazi kullanımı kentsel dönüşüm sürecinde nasıl bir vizyonla yeniden ele alınabilir? Çok hisseli ve tapusuz parsellerde adil paylaşım ve plan uygulaması nasıl sağlanabilir?Kiracılar ve ikinci kuşak kullanıcılar için geçici barınma veya konut destek modelleri nasıl geliştirilebilir?Kentsel dönüşüm sürecinde mevcut mevzuat (6306, 5393, 3194 vb. sayılı kanunlar) yerel ölçekte yeterli midir, hangi hukuki boşluklar süreci zorlaştırıyor?

Görüldüğü üzere, hayli katmanlı zorluklar barındıran, sistemin ürettiği çelişki-çatışmalar içerisinden bir yol bulmaya çalışılan bu ortamda, farklı yaklaşımlardan ortak bir zemin üretilmeye çalışıldı. Çalıştayın kısa bir videosuna, “Eski Bağlar Çalıştay” aramasıyla “Ötekilerin Gündemi” haber sitesinden erişilebilir.

*

Yazının görselinde yer alan çizim ise, yukarıda söz ettiğim Hafıza Merkezi bünyesinde üretilmiş çalışmanın kapağı.

Bağlar Belediyesi’nin çıktığı bu uzun “yerinde dönüşüm” yoluna katkı verebilecek olan bu çalışmanın Kürtçe ve İngilizce versiyonlarına da "hafizavegenclik.org" internet sitesinden erişilebilir.

Jiyan Andiç ve Francesco Pasta tarafından hazırlanan “Diyarbakır Etrafında Bağlar Var” başlıklı çalışma, yerin 1980-90’lardaki zorunlu kentleşme sürecinin izlerini sürmek şiarıyla, sözlü tanıklıklar, arşiv taramaları, hava fotoğrafları, görsel karşılaştırmaları, yerinde incelemeler, özgün çizimler vb. yöntemler kullanılarak araştırılmış ve Şubat 2025’te tamamlanmış.

Çalışma ’80’ler sonrasına ağırlık verirken, bu dönemi besleyen arka planı da içeriyor ve günümüze hayli berrak bir biçimde ışık tutuyor.

Geleneksel dokunun kapitalist modernite yaklaşımıyla tepeden inen planlama pratiğiyle çatışmasından ortaya çıkan ve çoğunlukla “çarpık kentleşme” olarak nitelendirilen sosyo-mekânsal dönüşüme, “zorunlu kentleşme” deniyor.

Çalışmadan şu alıntıyla bu ifadeyi açayım;  “…Türkiye’deki gecekondulaşma, arazinin metalaştırılması ve kâr odaklı kentsel dönüşüm gibi daha geniş kentleşme dinamikleriyle kesişmekle birlikte, Kürt illerindeki zorunlu kentleşme, ortaya çıktığı tarihsel ve coğrafi bağlama bağlı olarak özgün nitelikler sergiler….

Bu bağlamda, zorunlu kentleşme kavramı aynı zamanda Kürt meselesinin kentsel düzeyde yeniden üretildiği bir sürece işaret etmektedir. Zorunlu göç, Kürt kimliğinin kentsel alanda yeniden şekillendiği, dayanışma ve direniş ağlarının oluştuğu bir zemin oluşturmuştur. Ancak bu süreç, aynı zamanda devletin kentsel alanları denetim altına alma ve Kürt meselesini kontrol etme çabalarıyla da kesişmiştir. Bu bağlamda zorunlu kentleşme hem bir hayatta kalma stratejisi hem de bir toplumsal çatışma alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kavram, kentsel mekânı yalnızca bir yaşam alanı olarak değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin, baskıcı politikaların ve direniş pratiklerinin maddi bir aracı ve somut bir sonucu olarak okumaya imkân tanır…”.

Belki de bu “zorunlu kentleşme”ye, “yerinde dönüşüm” yerine, “yerinde iyileştirme” şiarıyla yaklaşarak kendi “modelimizi”, bize ait bir yerden kurmayı da düşünebiliriz. Sürecin yolu daim olsun…

T. Gül Köksal

Diyarbakır Bağlar’ı yeniden düşünmek
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et