Hakan Tosun için…
Ekoloji, kent, hayvan… mücadelelerini belgeleyen, olayları aktivistlerin gözünden aktaran, yaşam savunucusu, gazeteci arkadaşımız Hakan Tosun 10 Ekim gecesi saldırıya uğradı, ardından yoğun bakıma alındı, ancak birkaç gün içinde hayatını kaybetti.
Yaşamı savunan ve savunanların sesi/görüntüsü olan Hakan Tosun öldürüldü.
Hakan Tosun’un kaybettiğimiz için çok üzgün ve öfkeliyiz. Mücadelesi bizlerle devam edecek…
***
Hakan Tosun’un kendi adını taşıyan Youtube hesabında en son paylaştığı video, 8 Ekim tarihli ve Hatay Samandağ’a bağlı Kurtderesi Mahallesindeki direnişi belgeliyor.
Videonun altına direnişten şu cümleler kaydedilmiş;
“Bizim toprağımız evlat gibidir, nasıl bebekleri büyütüyorsak, bu ağaçları, bu doğayı da öyle büyüttük. Geldiler ve tapulu mallarımıza el koydular!”
“Biz yıllardır Hıristiyanlarla, Ermenilerle, Sünnilerle birlikte yaşıyoruz. Bu çeşitliliğin, aradaki bu bağın yok olmasını istemiyoruz.”
Mehveş Evin’in 17 Ekim tarihli “kisadalga.net” sitesindeki “Hakan Tosun kimdi, neyle mücadele etti?” başlıklı yazısını okuyana kadar Hakan Tosun’un sadece videolarından ve kısa video alt yazılarından haberdardım. Ancak yazıyı okuyunca, Hakan Tosun’un yazılarını da öğrenmiş oldum.
Ben de bu yazıda Mehveş Evin gibi, Hakan Tosun’un yazılardan bazı alıntılar yaparak, video-belgesel aracılığıyla emek verdiği yaşam mücadelelerine dair kendi sözlerini altta paylaşacağım.
Hakan Tosun’un özgün başlıkları altında alıntı yaptığım yazıların tamamı ise, “yenidonemyayincilik.com” sitesinde yer alıyor.
***
Yeni Deneyimler ve Kayıt Almanın Önemi
2009 yılıydı hiç unutmam, çünkü benim için milattır. Kameramı alıp yolculuğa çıktığım yıldır. Arkamda bir hayat bırakıp yeni bir hayatın peşine düştüğüm zamandır.
Yerli tohumları korumak ve devamını sağlamak için evinin çatısına bahçe kuran bir adamın hikayesiydi ilk belgeselim. Çekimler bittiğinde Erol abinin* bana verdiği gerçek tohumları alıp Antalya Olimpos’ta yaşayan arkadaşlarıma götürmüştüm. Misafir tohumlar demiştik adına. Nerede bir toprak parçası varsa oraya tohumlar ekilmeli ve yaygınlaştırılmalı diye düşünmüştük.
Bir tohumdan bir ağaca ve koca bir ormana dönüşen bir hayat söz konusuydu ve Erol abi o tohumların emanetçileri olarak görüyordu bizleri…
*Erol Arıkan, yine Hakan Tosun’un ifadeleriyle, “hayatını devrimci mücadeleye adamış eski bir tutsak.”
***
Anadolu’dan Şehirlere Akan Nehirler
Eylemcilerden ayırmadım kendimi. Hepimiz aynı şey için oradayız diye düşündüm her zaman. Farklı rollerdeki bir bütün olarak düşündüm. Bir bedenin farklı duygularıymışız gibi…
Arada mesafe olmayınca daha bir hissetmeye başlıyor insan. Yaşanan olayları olay anında görme, yorumlama biçiminizi değiştiriyor. Bilincinizi açıyor. Size aracılarla anlatılan bilgiyi kaynağından görüyorsunuz.
Aktarırken de bir sorumluluk olarak gerçekliğine dokunmadan ulaştırıyorsunuz insanlara. Bilgi size sunulan bir emanettir. Nasıl teslim aldıysanız, öyle teslim etmek zorundasınız…
***
Gerçeğe Giden Yolda İlk Adım Hayal Kurmak
Belgeselci olarak başladığım yolculuğumun videolara dönüşmesinin sebebi ana akım medyaya bir tepkidir. Sırtını sermayeye dayamış, halkın yararına olan hiçbir şeyi görmeyen büyük medya patronlarına karşı elimdeki kamerayla halkın sesini duyurmaya çalıştım.
Onların haber yapmasını beklemektense kendi olanaklarımızla sesimizi duyurabileceğimizi düşündüm. Hayatımıza yeni girmeye başlayan sosyal medyayı bunun için bir araç olarak kullandım.
Videoları halka ulaştırırken dikkat ettiğim en önemli şey alanda yaşanan gerçekliğe müdahale etmememdi. Yorum yapmadan, oradan yayılan mücadele ruhuna, isyana, coşkuya dokunmadan izleyiciye aktarmaya çalıştım.
Vermek istediğim mesaj ise, her şeye rağmen mücadele eden insanların olduğunu göstermek, sessizliğe gömülmüş, umudunu yitirmiş insanları o sessizlikten sıyırmaya çalışmak, ses çıkarmaya teşvik etmekti.
Benim kurduğum hayal, evinin çatısına kurduğu bahçeden savurduğu tohumların bütün ülkeye yayılmasını hedefleyen tutsağın hayalinden bağımsız değil.
Yaptığım videolar bu hayale hizmet eden, yeni bir yol bulmaya, yeni bir yol açmaya, yeni bir yaşamın izini süren öncü karelerdir. O kareler bir gün bir araya gelip bu ülkenin dönüşüm hikâyesini anlatan büyük bir film haline dönüşecekler.
Çünkü gerçek önce hayal etmeyle başlar…
Evrensel'i Takip Et