11 Ağustos 2025 06:07

Şara’nın Suriye’si mi, halkların Suriye’si mi?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

AKP iktidarı, Suriye savaşının başından itibaren radikal İslamcı silahlı örgütleri destekleyen, onlar üzerinden sahada vekalet savaşı yürüten pozisyonda oldu. Daha önce Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), şu anda da Suriye Milli Ordusu (SMO) diye ifade edilen örgütlerin eğitip donatılması için, onların düzenli maaşları için ayrılan bütçe ‘milli güvenlik siyaseti’nin gereği gibi sunulurken, grevleri yasaklanan işçilerin önüne ‘milli güvenlik’ bahanesi konuldu.

Peki Ankara’nın, Şara’ya kol kanat germe biçiminde süren bu politikası Türkiye halklarının çıkarına mı? Trump’ın, Esad’ın devrilmesiyle Suriye’nin, Rusya ve İran ekseninden koparılmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederken Erdoğan iktidarını bu süreçteki ‘marifetinden’ ötürü övmesi, AKP iktidarı ve medyası tarafından bir başarı hikayesi olarak iç politikaya tahvil edildi. O gazla Şara’ya yatırıma daha bir hız verildi. Ve bugün elde Arap Alevi katliamı ile Dürzi katliamının kanı olan bir Şara yönetimiyle işlerin yürüyemeyeceğini fark ettikleri için kritik toplantı sahası olarak Paris’in belirlenmesi biri tesadüf değildi.

Çünkü batının en büyük emperyalist ülkelerinin siyasi ve mali yatırımlarını, ‘istikrara’ yönelik adım atmak yerine bol bol kan dökerek harcayan bir yönetim performansıyla yol almanın imkanı da yok. Açıkçası bunları vicdanı, etik ve insanı bir boyut olarak da söylemiyoruz. Bugüne kadar Şara’ya destek veren Batılı güçlerin öyle bir derdi de yok. Batıdaki burjuva devrimin insani dönüşüm süreçlerine, onun hümanizmine dair özelliklerine çok ilgi duyuyorsanız Balzac romanları okuyun!

Sözün özü, Suriye’de artık Esad dönemine atıflarla meşrulaştırılamayacak bir süreçteyiz ve Şara yönetiminin, bu kısa iktidarında bu kadar kan dökme cüretini kendisine verilen destekten bağımsız açıklayamayız.

Şara ve onu destekleyenlerin Suriye’sine karşı, halkların Suriye’sindeki durum açısından geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme yaşandı. 8 Ağustos günü, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ne bağlı Cizirî Kantonu’nun Hesekê kentinde, Xweran Mahallesi Kültür ve Sanat Merkezi’nde Kuzey ve Doğu Suriye Bileşenleri Ortak Tutum Konferansı gerçekleştirdi. Gazeteci Doğan Cihan’ın numedya24.com’da bir gün sonra yayımlanan izleniminde konferansın Suriye’nin çok kimlikli yapısını ve birlikte yaşama iradesini güçlü bir biçimde ortaya koyduğu ifade edilirken, “Kürt, Arap, Türkmen, Süryani, Ermeni ve Çerkez halklarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen konferans, bölgenin toplumsal çeşitliliğini ve demokratik deneyimini görünür kıldı” deniliyor.

“Birlikteliğimizi güçlendiren çeşitlilik ve yarınımızı inşa eden iş birliği için hep birlikte” şiarıyla düzenlenen konferansa, Suriye ve diaspora Alevileri Yüksek İslam Konseyi Başkanı Xezal Xezal ile Dürzi Toplumu Ruhani Lideri Şeyh Hikmet El Hicrî görüntülü mesajlarıyla katkı sunduklarını öğreniyoruz. Meslektaşımız Doğan Cihan, “Özellikle Süveyda’dan gelen mesaj, salonda en uzun ve coşkulu alkışla karşılandı; çünkü bu mesaj, baskı altındaki Dürzi toplumunun sesi olarak yankı buldu” diye yazıyor.

Cihan izlenimini şöyle noktalamış: “Hesekê’de düzenlenen bu konferans, yalnızca bir toplantı değil; aynı zamanda şu soruya verilen güçlü bir cevaptı: “Şara’nın Suriye’si mi, halkların Suriye’si mi esas olan?” Konferans, bu sorunun cevabını çok sesli, çok renkli ve çok kimlikli bir iradeyle verdi.”

Suriye’de geçici HTŞ yönetimi, emperyalist güçlerin desteğine ve dünyanın büyük şirketlerinin yatırım anlaşmalarına rağmen, kendisinin ortaya koyma yeteneği gösteremeyeceği bu konferanstaki temsil düzeyine içerledi. Kendisine alternatif olmaya aday bir tablonun ortaya konulduğu bu konferansı gerekçe göstererek, Paris’te SDG ile yapılması planlanan müzakere turuna katılmayacağını duyurdu. Temmuz’daki planlanan görüşme gibi bu kararın da Ankara ile müzakere edilerek alındığını duymak kimse için sürpriz olmaz. Kaldı ki, bu kararın Hakan Fidan’ın Şam ziyareti sonrası alındığı biliniyor.

SDG’nin Süveyda’ya göndermek için yola çıkardığı yardımın ulaşmasının Şam’da HTŞ yönetimi tarafından engellenmesi karşısında, Gazze’ye yardımları katliam yaparak engelleyen İsrail’in Süveyda’da Dürzilere düzenli yardıma başlaması kimse için sürpriz olmaz.

Bugüne kadar Şara’ya yatırım yapan büyük oyuncular yarın ellerini yıkayarak başka alternatiflere yönelebilirler. Bu durumda Şara’ya ev sahipliği yapmak Türkiye’ye kalmasın!

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et