18 Aralık 2018 06:47

Erdal Erzincan’la halk müziğimiz üzerine (1)

Paylaş

Önceki hafta gazetemiz Evrensel’dehalk müziği sanatçımız Erdal Erzincan’la yapılan bir röportaj, önemli bilgiler içeriyordu.  

 Röportajın başlığı, Erdal Erzincan’ın yerinde bir saptamasını içeriyordu: Halk müziği orada duruyor, biz yeterince faydalanmıyoruz.

Tek başına yukarıdaki başlık bile, kültür planında ülkemizin önemli bir sorununu ortaya koyuyordu.

Nedir halk müziği? Halkların kendine özgü niteliklerinden kaynaklanan geleneksel müzik türüdür; ve müziğin üç türünden biridir; öteki türler, klasik müzik ve popüler müziktir. Hemen bütün ülkelerde çoğunlukla kırsal kökenli olan halk müziği, bir halkın yaşantısını ve beğeni biçimini dile getirir; bununla da kalmaz, halkın yaratıcı gücünü toplumun genel ortak anlayışı içinde temsil eder. Bütün ülkelerin halk müzikleri, kuşaktan kuşağa ve kulaktan kulağa iletilerek günümüze ulaşmıştır. Uluslararası Halk Müziği Konseyi’nin (IFMC) tanımı da bu doğrultudadır: “Halk müzikleri notalarla değil, insandan insana aktarılarak yaşatılmıştır.”

 Hasret Gültekin Kozan’ın Erdal Erzincan’a yönettiği ilk soru şöyleydi:

“Gezici bağlama atölyesi ile başlayalım, nasıl ortaya çıktı bu fikir?”

 “Erzurum, Erzincan ve Dersim bölgesinde böyle bir çalışmaya başladık. Bu bölgeyi tercih etmemin sebebi, daha çok müzikal karakterimin şekillendiği, oralardan beslendiğim topraklar olması. Eylül ayında bir sınav yaptık, bu üç ilden toplam 250 öğrenci başvurdu, 25 öğrenciyi seçtik. Burada 4 tane asistan görevlendirdik. Ben İstanbul’dan onlara doküman ve video gönderiyorum. Sonra ben ayda bir gittiğimde, bölgelerden gelerek bir köyde toplanıyoruz, dersimizi yapıyoruz. Dersten sonra muhabbet ediyoruz. Çok amaçlı bir şeye dönüştü.”

Bundan sonrası peki neler düşünüyorsunuz atölye çalışmaları hakkında?

 “Zor olacağını düşünüyordum, ama oralarda bana çok yardımcı oluyorlar. Ne yapmak istediğimi biliyorlar. İlk başta, oradaki imkânı olmayan çocuklara yardım etme fikrinden çıktı bu proje. Ama sonrasında halk müziğine hizmet etme noktasına evrildi.

Büyük kentlerde eğitim verdiğimizde, hep şöyle oluyor: Ya çok güzel, çok güzel söylüyor ama…” diyoruz, “yerel koku yok, toprak kokusu yok” gibi cümleleri çok kişiden duyarsınız. Şimdi bu çocuklarda o “Ama…” sözcüğü ortadan kalkıyor. Eğitimi verdiğiniz zaman zaten toprak kokusu var onlarda. O anlamda müziğe doğru katkıların çıkacağını düşünüyorum, ya da hayal ediyorum. Onların içinden mutlaka çıkacak. Ben onlarla dünyayı geçeceğim, nereye gidersem onları götüreceğim. Alanında yetkin ve imkânı olan aydınlarımızın halka inmesi gerekiyor. Bir teşvik olsun diye, çalışmanın ürünlerini ortaya çıkarıp paylaşmak istiyorum.” (Devamı gelecek yazıda)

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa