22 Ocak 2019 03:40

İstanbul Müzik Festivali

Paylaş

Uluslararası düzeyde bir festival olan İstanbul Müzik Festivali, aydınlarımızın onca ısrarı ve kamuoyu baskısı üzerine, ancak 1972 yılında başlayabilmişti. Bu gecikmede herhalde daha çok, festivali “Yeterince olgun düzeyde sergileyememek” kaygısı vardı. Birçok yönüyle uluslararası bir kent olan İstanbul, aslında uluslararası sanat müziğine yatkın bir metropolümüz değil miydi? Öyleyse nereden kaynaklanıyordu bu gecikme? 1940’lı ve 1950’li yıllarda İstanbul’a dünyaca ünlü solistler gelip anılardan silinmeyen izlenimler bırakmıyor muydu? Ayrıca, sinema salonlarında verilen bu üstün düzeydeki resital ve konserler, birçok yönüyle dinleyicilerini çoğalan bir sayıda eğitmemiş miydi?

*

Bu yıllarda ben, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda birkaç yıl piyano, solfej, biraz da armoni öğrenimi yapmaktaydım. Buradaki öğretmenlerimizin “Konser nasıldı? Anlat bakalım!” sözleriyle karşılaşmamak, hatta onların gözüne girmek için, sinema ve tiyatro salonlarındaki bu konserlere giderdim. Felsefe öğretmeni olan annem, beni bu yönde desteklerdi:

“Aferin! Maçlardan daha çok gidiyorsun konserlere!”

Liseden sonra öğrenimimi Almanya’da sürdürürken “konser dinleyicisi” özelliğimi yitirmedim. Ayrıca, yaşadığım kentin tanınmış bir besteci ve piyanisti olan Kurt Köhler’in evinde beş yıl “pansiyoner” olarak kaldım. Bay Köhler’le yaptığım konuşmalar, benim müzikle bağlarımı güçlendiriyordu.

Yurda dönünce Ankara’ya yerleştim (her şeyden önce maişet!)

Müzik açısından Ankara’nın fazlası, Devlet Opera ve Balesi’nin temsilleriydi. (19540’lı ve 50’li yıllarda İstanbul’da yerleşik bir opera ve bale kurumu yoktu.) Övünçle belirtebilirim ki, Ankara’daki opera ve bale temsilleri, Almanya’nın Frankfurt kentinde izlediğim eserlerden hiç aşağı değildi!

Gelelim günümüze… Birkaç gün önce gazetelerde 11-30 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleşecek olan İstanbul Müzik Festivali’ne ilişkin haberler görünce “geç, ama çok güzel!” diye düşündüm. İstanbul’da Müzik Festivali, 47’nci olarak düzenleniyordu. Ayrıca  İstanbul, başkente göre biraz gecikmiş olmanın acısını çıkarmak ister gibi davranıyordu bu yıllarda. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, bu yıl da sipariş ettiği iki yeni eserin dünyada ilk seslendirilmesine ev sahipliği yapacak! Dahası, İstanbul Müzik Festivali’nin, dünyada sadece kadın bestecilere verilen tek ödül olan Heidelberg Kadın Sanatçı Ödülü’nün geçen yıl sahibi olan Zeynep Gedizlioğlu’na sipariş ettiği iki piyano eserinin yanı sıra, günümüzün üretken bestecilerinden Alexander Çaykovski’ye sipariş ettiği eser, dünyada ilk kez İstanbul Müzik Festivali kapsamında müzikseverlerimizle buluşacak. Bestelenmesi için Zeynep Gedizlioğlu’na sipariş edilen eser, değerli piyanistlerimiz Ufuk ve Bahar Dördüncü ikilisi tarafından dünyada ilk kez festival kapsamında seslendirilecek.

İstanbul Müzik Festivali’nin kişilikli içeriği bu yıl daha da olgunlaşmış olacak. Programa emeği geçenleri kutluyorum.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa