Bir gün mutlaka


24 Kasım 2017 03:26

Bu hafta insanlık tarihinde ve tüm vicdanlı bireylerin ruhlarında derin yaralar bırakmış bir savaşın son davası görüldü. Bosna Kasabı lakabıyla tanınan ve 8 bin masum erkekle çocuğun katledildiği Serebrenitsa Katliamı’ndan sorumlu tutulan Sırp Komutan Ratko Mladiç, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mladiç, Hollanda’nın Lahey kendindeki Birleşmiş Milletler Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırım yapmaktan ve insanlığa karşı işlediği 10 ayrı savaş suçundan dolayı cezalandırıldı. Mahkeme, 1992-1995 yılları arasında devam eden iç savaşta, Boşnaklara karşı etnik temizlik, etnik tecavüz, savaş suçları ve soykırım gibi suçlardan bugüne kadar toplam 161 kişiyi yargılamıştı. Ratko Mladiç’in yargılanması bunların sonuncusuydu ve duruşma uluslararası basın tarafından ilgiyle izlendi. 

 

Ratko Mladiç’in savaş suçlarından dolayı yargılandığı bu duruşmayı izleyen gazetecilerden birisi de İngiliz devlet televizyonu BBC’nin Muhabiri Matthew Price’dı. Price, sosyal medyada paylaştığı bir fotoğraf karesiyle, ırkçılık nedeniyle katliam, soykırım, işkence ve nefret suçları işleyenlerin bir gün mutlaka son kullanma tarihlerinin geleceğini ve bu suçların kurbanı olan masum insanların da er ya da geç bu katillerin ceza aldıklarına tanık olacaklarını belgeledi. İngiliz gazetecinin paylaştığı görselde iki fotoğraf yer alıyordu. Birincisi, 17 Ağustos 1992 tarihli Time dergisinin kapağı. Derginin kapağında, 25 sene evvel Bosna’daki bir toplama kampında tutulan Boşnak Fikret Aliç ve arkasındaki diğer esirler görülüyor. Aynı Nazilerin Yahudileri katlettikleri toplama kamplarını andıran bir yerde, dikenli tellerin arkasından gazeteciye poz veriyorlar. Vücutları erimiş, açlıktan ve susuzluktan derileri kemiklerine yapışmış masum insanlar... “Bu devam etmek zorunda mı?” diye soruyor Time dergisi kapaktan. 

 

Time kapak

 

Matthew Price’ın paylaştığı ikinci fotoğrafta ise, aynı Fikret Aliç’in bugünkü halini görüyoruz. O, artık özgür ve General Ratko Mladiç’in Lahey’deki duruşmasını izlemeye gelmiş. Elinde 25 sene önceki Time dergisinin kapağını tutuyor. Belki artık bedenen çok daha sağlıklı bir insan, ama yaşadığı acıların izlerini ruhundan ve beyninden silmek mümkün mü? Ruhunda ve bedeninde taşıdığı yükle, kendisine ve tüm Boşnaklara o acıları yaşatan insanlardan birinin yargılanışına tanıklık ediyor: Kurban ve katil adaletle karşı karşıya. 

 

Bu yan yana konmuş iki fotoğraf, acı, hakikat, tanıklık ve hafıza konularını yeniden düşünmemizi sağlıyor. Eski Yugoslavya’da bu insanlık suçları 4 yıla yakın bir zaman devam etti. Avrupa’nın göbeğinde, sadece Sırplardan ve Hırvatlardan farklı oldukları için Boşnak nüfus sistematik olarak yok edildi; yok edil(e)meyenler de ağır psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakıldı. Batılı devletler bu korkunç suçlara müdahalede çok geç kaldı. Time dergisinin ta savaşın ilk günlerinde kapaktan sorduğu soruda olduğu gibi, bu vahşet devam etmek zorunda değildi. İnsan hayatları çok daha erken kurtarılabilirdi; yapılmadı. Savaşın bitmesi kadar, savaş suçlularının yargılanması da uzun sürdü. Müslüman coğrafyasında veya Ortadoğu’da insanlık suçu işleyen liderleri “İnlerinde bulup geberten” Amerikalı ve Avrupalı ittifak güçleri, belki Hristiyan savaş suçlularını yargılamadan infaz etmedi -bu doğru olandır, ancak açık çifte standart bir başka tartışmanın konusudur- ama en azından onları görmezden gelmedi, davalar uzun sürse de suçluları yargıladı, cezalandırdı.

 

Eski Yugoslavya’da işlenen savaş suçlarından dolayı mahkum edilen askerler ve onlara katliam emirlerini veren politik liderlerin yargılanma süreçleri bize şunu gösterdi: İnsanlığa karşı işlenen suçlar, her ne kadar bu suçları işleyenler tarafından inkar edilse de, dünya olan biteni izliyor, görüyor, kaydediyor ve bu suçlular bir gün mutlaka, er ya da geç, şöyle veya böyle, suçlarının cezasını çekiyor. Şiddet mağduru masum siviller de o günleri görüyor. 

 

Bosna’daki toplama kamplarından kurtulan Fikret Aliç’in karabasanları önceki gün Sırp Kasabı Ratko Mladiç’e verilen ömür boyu hapis cezasıyla hafiflemiş midir? Bilmiyoruz. Ama şu çok açık ki, zalimlerin bir gün mutlaka suçlarının cezasını çekecek olduklarını bilmek, hatta bunu düşünmek bile hepimize iyi geliyor. Dinlerinden, ırklarından, dillerinden dolayı “ötekine” karşı şiddet uygulamak, yaşam alanını yok etmek, öldürmek, bir yerden başka bir yere sürmek suçtur. Bu suçları işleyenler bir gün mutlaka cezasını çeker. İnsan kasabı Ratko Mladiç’in başına gelen, işte bunun ispatı. 

www.evrensel.net