09 Ağustos 2016 05:00

Garip, uçuk, gizemli bir adam

Paylaş

Okurlarıma bugün, Aydınlanma kavramı üzerine küçük bir deneme yazısı sunmak istiyorum.
“Aydınlanma”, insanoğlunun dogmalara inanmayı aşarak düşünce ve davranışlarına akıl ile bilimin egemen olması demektir. Bu gelişimin bilimde ve sanatta belirgin şekilde yaşama geçmeye başladığı tarih dilimi, Avrupa kültüründe 15. ve 16. yüzyıllarda yükselen “Rönesans çağı”dır. “Yeniden doğuş” anlamındaki Rönesans aydınlanması, ortaçağ düşüncesinin çözülerek yeniçağı oluşturacak ilkelerin ve düşüncelerin belirmeye başladığı dönemdir.
Doğrusunu isterseniz, bu yazımda, bizde pek bilinmeyen bir konuyu ele almak istiyor, “Yeniden doğuş”un müzik sanatına getirdiği başlıca kazanımlar üzerinde durmayı düşünüyordum: Birincisi, Rönesans aydınlanması çağında, çokseslilik kavrayışının hızla gelişmesiydi; ikincisi, bütün sanatların bireşimi yoluyla hayatı sahneye getiren opera sanatının yeşermesiydi; üçüncüsü, yeni çalgıların icat edilmesiydi; dördüncüsü, toplumlarda halk müziğinin ve ayrıca eğlence müziğinin yaygınlaşmasıydı.
Bunları anlatacaktım, ama vazgeçtim ve onların yerine, sanat tarihinde derin izler bırakan Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) bugün de hayranlık uyandıran akıl gücünü hangi konulara yönelttiğini özetlemek istiyorum.
Leonardo, Floransa’daki sanatçı atölyelerinin en ünlülerinden birinin ustası olan ressam ve heykeltraş Andrea del Verrocchio’nun (1435-1488) yanında çıraklık yaparak mesleğe başlamıştı. Genç sanatçı, başeserler üretilen böyle bir atölyede, resim ve heykel sanatlarında hızla geliştikten sonra, perspektif optiğine ve boyaların kullanımına derinlemesine egemen olmakla yetinebilirdi. Ama o, herhangi bir yetenekli gençten farklıydı:
Leonardo’nun yazılar ve çizimlerle dolu binlerce sayfadan oluşan günlükleri ve taslakları, öğrencileri sayesinde günümüze kalmıştır. Söz konusu belgelerden çıkan sonuç şudur: Gerçeğin peşine düşen Leonardo, yalnızca gözlerine inanıyor, yaptığı deneylerle sorunları çözmeye çalışıyordu. Doğada onun merakını uyandırmayan hiçbir şey yoktu; ya da doğadaki her şey, onun dehasını kamçılıyordu: Otuzdan fazla kadavra keserek insan bedeninin gizlerine girmeye çalışmıştı. Anne karnındaki “döl”ün büyümesine ilişkin sırların serüvenine ilk atılanlardan oldu. Dalgaların ve akımların yasalarını irdelemişti. Böceklerin ve kuşların uçuşunu gözlemleyerek sonuçlar çıkarmak için yıllarını harcamıştı.  
Çağdaşları onu, “garip, uçuk, gizemli bir adam” olarak görüyordu ve o dönemde Leonardo’nun düşüncelerinin önemini ve bilgisinin derinliğini çok az insan sezebilmişti. Çünkü o, düşüncelerinin Hıristiyanlık karşıtı olarak görüleceği ve engizisyon mahkemesine gönderileceği kaygısıyla araştırma sonuçlarını açıklamaktan çekiniyordu.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...