26 Mayıs 2015 04:15

Ah bu 'muyzikler'

Paylaş

Müzik konusunda herkesin bilmek istediği temel bir konu vardır: İyi müzik ile kötü müzik hangi ölçütlere göre ayırt edilir? Bu konuda, bütün eğlence müziklerinin “kötü müzik” olduğunu düşünenler çoğunluktadır. Yanlış! Her tür müziğin iyisi de vardır, kötüsü de…
Müzik türlerinden başlayalım: İlkçağ uygarlıklarından günümüze, üç tür müzik yaşamıştır: Halk müziği (halk sanatçılarının yüreğini açarak toplum adına duygu ve düşüncelerini dile getirdiği geleneksel müzik); klasik müzik (sanatsal amacı gözeten müzik); popüler müzik (eğlence amaçlı müzik). Bu üç tür müziğin içinde “popüler müzik” dediğimiz eğlence müziği çeşitleri, ayrı bir gereksinimi karşılar. Bu müzik türü, çeşitli çağlarda, hemen bütün ülkelerde yaşamıştır. Antik Yunan uygarlığındaki çalgılı-şarkılı ve danslı-şaraplı Dionysos şenliklerinden günümüze kadar çeşitlenerek çoğalan, yaygınlaşan ve bütün kıtalarda ilgi gören popüler müzik çeşitlerini küçümsemek boşunadır. Çünkü insanoğlunun müzikle ve müzik eşliğinde dansla eğlenmesi, vazgeçilmez bir toplumsal gereksinimdir.
Şunu da belirtelim: Eğlencenin ötesinde, popüler müziklerin sanat değeri taşıyanları da vardır: Örneğin caz müziği, 20. yüzyılın ilk yarısında bütün dünyayı etkilemiş olan düzeyli bir popüler müzik çeşididir. Düzeyli “rock” parçaları besteleyip seslendiren “The Beatles” grubunun “Yesterday” adlı parçası, klasik müziğin değerli bir bestecisi olan Robert Schumann’ın “Lied” denen sanatsal şarkılarıyla karşılaştırılmıştır.
Gelelim temel soruna: Günümüz Türkiye’sinde iyi müzik ile kötü müzik, hangi ölçütlere göre ayırt edilebilir? Zor değil. Çünkü, bir müzik parçasının değerli olup olmadığını, temel öğelerine bakarak kestirmek olanaklıdır: İlk ölçüt, “melodik düzey”dir. Parçanın melodisi acaba “vıy vıy vıy” diye hep birbirini yineleyen sesler mi içeriyor, yoksa inişli çıkışlı, gerilimli ve çözülümlü, dokunaklı bir çizgi mi izliyor? İkinci ölçüt, “ritmik hareket”tir. Bu konuda biz ayrıcalıklıyız: Aksak ritimlerimiz, şaşırtıcı niteliğiyle Avrupalıların hayran kaldığı özgünlüktedir. Müziğin düzeyinde başka bir gösterge ise sözlü müziklerde güftenin düzeyidir. Halk müziğimizde ve geleneksel sanat müziğimizde sözler, ustaca yaratılmış şiirlerden oluşmuştur. Bu şiirler, “acılı” değil, incelikli ve derinliklidir.
Öte yandan, “Çalgılama” dediğimiz, çalgıların ses rengi özelliklerini birbiriyle bağdaştıran, müzikal akışı ses renkleri bakımından çalgılara isabetli paylaştıran çalgısal gelenek çok önemlidir. Son 40-50 yıl içinde, toplumumuzu ahtapot gibi saran ne idüğü belirsiz popüler müzikler, çalgılama geleneğimizi yıkmaya yeltenmiştir. Artık bağlamanın yanında, öğürtü sesleri veren “elektro-org” denen gelenek dışı çalgıya rastlarsanız hiç şaşmayın!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...