8 Kasım 2026 00:15

Dünya topal ördekten neden korkmalı?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

İran savaşı, İsrail’le ‘ters sömürü’ ilişkisi ve Gazze’deki soykırımın Cumhuriyetçilere bir bedel olarak dönmesi, emperyalizmin ‘Beyaz Ev’lerini yıkmasa da insanlığın vicdanında hoş bir esinti bıraktı. 1980’de Tahran’daki rehineleri kurtarmak için düzenlenen Kartal Pençesi fiyaskosuyla seçimi kaybeden Jimmy Carter’dan miras sendrom, Başkan Donald Trump’ın kibirli müptezel dünyasının içinden de geçti. Başkan Yardımcısı JD Vance’in minik deklarasyonu yönetim adına bir itirafnameydi. “Kaybetmemizin nedeni savaş” deyip İsrail’le ilişkilerin yüke dönüştüğünü söyleyenlere esaslı bir pas verdi. Vance güvendiği bir anketten bahsetti. Demokratlara oy veren Cumhuriyetçi seçmenin geri kazanılması için ne gerektiği sorusuna alınan dört yanıtı sıraladı:

“Savaşı bitirmek, hayat pahalılığına ve enflasyona odaklanmak, Önce Amerika politikasına dönmek ve İsrail’le ilişkileri değiştirmek.”

Vance’in tartışmayı, kongreyi kaybetmeye değmeyen bir savaş ve İsrail’den kurması içerideki çatlağın artık sıva tutmadığını gösteriyor. Bu, İsrail’de “Amerika’yı kaybediyoruz” korkusunun alevlenmesinin de nedeni. İsrail’in Amerikan siyasetindeki yeri dikenli sarmaşık gibi; kolayca sökülüp atılamaz ama bu tartışmanın illaki sonuçları olacak. En azından İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ikinci yenilgiyi burada yaşadı. Siyonist elitin temel sorunu, Demokratlar içinde sol kanattaki alerjinin güvenli kale olarak gördükleri Cumhuriyetçi Partiye de sıçraması. “Önce Amerika” diyenlerin öfkesi sandık hezimetiyle birlikte Yahudi devletine ve “önce İsrail” diyen siyonist şebekeye yöneliyor.

İsrail’le ilişkilerin alacağı nihai hal uzun vadeli çekişmeleri gerektiriyor. Fakat İran savaşı ivedilikle yeni bir pozisyonu almayı dayatıyor.

Vance’in başını çektiği kanat hezimet görüntüsünü örtecek bir anlaşmayla savaştan çıkmaktan yana. Seçim hezimetiyle bu kanadın sesi daha gürleşti. Ayrıca ocaktan sonra Demokrat çoğunluklu yeni Kongrede Trump’ın manevra alanı daralacak. Savaşın faturası kolaylıkla bütçe yasasına dönüşemeyecek. Kongreyle zıtlaşma, azil girişimlerini de tetikleyecek.

Yine de “İran savaşından nasıl çıkılacak” sorusu muhatabı için oldukça can sıkıcı ve kışkırtıcı. İran’ın taviz vermediği mevcut koşullarda savaştan çekilmek Trump’ın hazmedemeyeceği büyük bir yenilgi. Ayrıca bu yenilgi, Orta Doğu’daki Amerikan düzenindeki çözülmenin başlangıcı olacaktır. ABD’nin küresel caydırıcılığı büzülecek. Eğer bir şeye değen savaş olsaydı, Venezuela’da olduğu gibi Amerikalıları şenlendirecek ganimetlerle dönülebilseydi, İran’a askeri müdahale sandığın çok da sorunu olmazdı. O yüzden Trump için kışkırtıcı olan soru; “Savaşa yıkıcı bir fasıl daha eklesek acaba bu hezimeti telafi eden bir netice çıkar mı?”

Trump çıldırmış halde nükleer silah kullanımını da içeren yeni saldırı seçenekleriyle kibrini tamir etmeyi düşlüyor. Bir çılgınlık yapacaksa buna topal ördek pozisyonundayken kalkışabilir. Ocaktan sonra hesap vermek durumunda kalacağı yeni bir Kongre ile karşılaşacak. Önümüzdeki üç ay belirsizliğin en tehlikeli hallerini barındırıyor. Trump görev değişikliğine Beyaz Saray Genel Sekreterliği ile başladı. Kendisini dengeleyen Susie Wiles’ı gönderip, liberal Yahudi çizgiden gelip beyaz milliyetçi ve radikal muhafazakar sağın yırtıcı operatörüne dönüşen Stephen Miller’ı genel sekreter yaptı. Miller, Trump’ın ilk döneminde göçe karşı ‘sıfır hoşgörü’ ve yedi Müslüman ülkeden ABD’ye seyahati yasaklayan politikanın arkasındaki isimdi. Filistinli Vekil Rashida Tlaib’in Kongreden atılmasını önermiş ve Gazze’deki soykırımı eleştirenleri ‘antisemitik’ diye yaftalamıştı.

Bu tercih gösterdi ki Trump, Kongrede Demokrat çoğunlukla uzlaşmayı değil savaşı önceliyor. Yani mayınlı tarlada yasa tasarılarıyla uğraşmak yerine başkanlık kararnameleriyle kalan iki yılda tartışmalı gündemini ilerletecek. Bu tercihin dış politikadaki olası karşılığı muamma. Belki yeni istikameti görmek için Savaş Bakanı Pete Hegseth’i kovup kovmayacağını beklemek gerekecek.

28 Şubat’ta başlayan savaşta olduğu gibi Kongreden yetki almadan azami 60 günlük başkanlık kararıyla askeri operasyonu tekrarlayabilir. Trump için sorun yetki tartışması değil yeni bir saldırı turunun aradığı zaferi vermeyecek olması.

İran, Amerikan seçimlerindeki hezimeti, Hürmüz Boğazı’nı stratejik bir koza dönüştürüp savaşın ekonomik maliyetlerini ABD’ye taşıma başarısına bağlıyor. Bu sonucu pazarlık masasında yeni bir kaldıraç olarak görüyor. Aynı zamanda Trump’ın pozisyonu zayıflasa da İran nükleer saldırı dahil yeni bir tur saldırı ihtimalini ziyadesiyle ciddiye alıyor. Ki İran Lideri Müçteba Hamaney komutanlarla toplantısında yeni angajman stratejisini belirledi ve herhangi bir saldırıya misillemede coğrafi sınırlamaları kaldırdı. Hamaney seçimlerle Washington’ın İran politikasının değişeceğine inanmıyor. Fakat ekonomik olarak çok yıpratıcı olan ‘ne savaş ne barış’ halinden de çıkmak istiyor. O yüzden dedikleri; ABD diplomasi ile gelirse diplomasiyle karşılık bulacak, silahla gelirse silahlı karşılık bulacak. Ama diplomaside boş kağıt sunmuyor, yedi temel koşulunun karşılanmasında ısrar ediyor. Bunlar, Trump’ın kariyerine girecek en büyük yenilgiyi tanımlıyor. İranlı kaynaklara bakılırsa Hamaney, Ulusal Güvenlik Sekreteri Muhsin Rızai ile Rusya Lideri Vladimir Putin’e gönderdiği mektupta da koşulları tekrarladı. Trump özel temsilcisi Steve Witkoff’u Moskova’ya göndererek itibarlı bir çıkış için Putin’den Tahran’ı bir anlaşmaya ikna etmesini istemişti. Hamaney de ülkenin pozisyonunu netleştirmek ve olası tırmanışta Rusya’nın desteğini almak için Rızai’yi Moskova’ya gönderdi. Trump korkutma ve baskı stratejisine, olmadı bir tur daha saldırıya bel bağlıyor; İran da hem müzakere hem de caydırıcılık eşiğini yükseltmeye çalışıyor.

Neticede tarafların pozisyonları arasındaki uçurum kalıcı bir anlaşma ihtimalini düşürüyor. Muhtemelen Trump, çıkış biletini iki şeyde görüyor: Hürmüz Boğazı’nda serbest geçiş düzenine geçilmesi ve uranyum programının sonlandırılması. “Nükleer bomba yapımını önledik” yalanı için Kazma Dağı’nın bombalanmasıyla elde edilecek yanıltıcı bir görüntü ya da Tahran’dan yazılı bir taahhüt iş görür. İran da istediğini almadan sahte de olsa bu zaferi sunmaya yanaşmıyor.

Dünya bu topal ördekten korkmalı!

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et