8 Kasım 2026 00:10

Trump neden kaybetti?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

ABD'de 3 Kasım'da yapılan ara seçimlerde Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'nin hem de Senato'nun kontrolünü ele geçirdi. Bu yazıyı kaleme aldığım 4 Kasım itibarıyla bazı yarışların sonucu henüz kesinleşmemişti, ancak tablo yeterince net. Demokratlar Teksas, Kuzey Karolina, Ohio, Kansas, Iowa, Güney Karolina ve Maine'de Cumhuriyetçilerin elindeki Senato koltuklarını kazandı. Trump'ın onay oranı yüzde 38'e indi. Bu, bir ara seçim için tarihsel olarak çok düşük bir seviye.

Ara seçimlerde iktidar partisinin kaybetmesi ABD'de alışılmamış bir şey değil. Bu nedenle sonucu olağan bir iktidar yıpranması olarak okumak da mümkün. Ancak bu okuma, kaybın hangi kanallardan geldiğini ve kimin kaybettiğini görünmez kılıyor. O nedenle bu yazıda şu görüşü açacağım: Seçim sonucu, Trump'ın temsil ettiği yeni toplumsal blokun ilk büyük kırılmasıdır. Kırılmanın nedeni, İran savaşının faturasının bu blokun seçmen tabanına kesilmesidir.

Kısa operasyon, uzun savaş

Mart ayında bu köşede yayımlanan "ABD Kaybederse" başlıklı yazıda, kısa süreli bir müdahale olarak tasarlanan savaşın uzamasının küresel üretim ve enerji akışları üzerindeki sonuçlarını tartışmıştım. Ara seçimler, bu uzamanın ABD iç siyasetindeki bedelini gösterdi. Beyaz Saray savaşı dört ila altı haftalık bir operasyon olarak sunmuştu. Savaş sekizinci ayını doldurdu. Çıkış anketlerine göre seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü savaşı oyunda belirleyici ya da önemli bir etken olarak gördü ve bu seçmenlerin yaklaşık yüzde 63'ü Demokratlara oy verdi. Seçmenlerin yüzde 62'si savaşın yanlış bir karar olduğunu düşünüyor.

Savaşın seçmene ulaştığı kanal ise dış politikadan çok cüzdan oldu. Brent petrolün varil fiyatı Ocak'ta 65 dolar civarındayken Ekim'de 97 ile 112 dolar arasında dalgalandı. Eylül'de benzin fiyatları bir yıl öncesine göre yüzde 34 arttı.

Zincirin son halkası faiz oldu. Geçen yıl bu köşede yazdığım "İlk Yılında Trump Yönetimi" başlıklı yazıda Trump ile Fed arasındaki gerilimi, iki toplumsal blok arasındaki mücadelenin yansıması olarak okumuştum. Trump'ın düşük faiz talebi, korumacılıktan yararlanan yerli sanayinin, savunma ve enerji sermayesinin borçla finanse edilen genişleme ihtiyacına karşılık geliyordu. Oysa 16 Eylül'de Fed, Trump'ın kendi atadığı başkan Kevin Warsh yönetiminde, Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırdı. On yıllık tahvil faizi de savaş öncesindeki yüzde 3,97'den Ekim'de yüzde 5'in üzerine çıktı. Trump'ın Fed'e karşı kazanmaya çalıştığı mücadeleyi, kendi savaşı kaybettirdi.

Trumpçı blok içi gerilimler

Aynı yazıda Trump'ı, yerli imalatçıları, savunma sanayiini ve fosil yakıt sermayesini ekonomik milliyetçilik altında birleştiren bir koalisyonun temsilcisi olarak tanımlamıştım. Bu koalisyonun seçimdeki ayağı ise sanayisizleşmenin yükünü taşıyan beyaz işçi sınıfının tepki oyuydu. Savaş, Trump bloku içindeki bu gerilimi görünür kıldı.

Savaşın kazananları belli. ExxonMobil'in üçüncü çeyrek kârı bir yıl öncesine göre ikiye katlanarak 15,4 milyar dolara çıktı. Moody's Analytics'in hesaplamasına göre ise savaşın başından bu yana Amerikan hanehalkları akaryakıt için ortalama 1.184 dolar fazla ödedi. Fosil enerji sermayesi savaştan kazanırken, Trump'ı iktidara taşıyan seçmenler faturayı ödedi.

Ekonomik vaatlerin geri kalanı da bu tabloyu değiştirmedi. "Fabrikalar geri gelecek" vaadiyle uygulanan gümrük vergisi rejimine rağmen imalat istihdamı Eylül 2024'teki 12,76 milyondan Eylül 2026'da 12,65 milyona geriledi. Enflasyondan arındırılmış haftalık kazançlar, Trump'ın ilk 20 ayında yalnızca yüzde 0,94 arttı. Sağlık harcamaları seçim öncesinde benzin fiyatlarıyla birlikte seçmenin en büyük kaygısıydı.

Yine de bu kırılmayı abartmamak gerek. NBC'nin sandık çıkışı anketine göre üniversite diploması olmayan beyaz seçmenler hâlâ yüzde 61'e 37 oranında Cumhuriyetçilere oy verdi. Trump'ın bu kesimdeki onayı yüzde 61'den yüzde 46'ya düştü, ancak ondan uzaklaşanların Demokratlara yönelme eğilimi, diplomalı beyazlara göre daha zayıf. Karşımızda bir kopuş değil, bir gevşeme var. Ama bu gevşeme sonucu belirlemeye yetti. Başkan Yardımcısı JD Vance da 2024'te kendilerine oy veren pek çok seçmenin bu kez Demokratları seçtiğini kabul ediyor.

Demokratlar nasıl kazandı?

Demokratların zaferini kendi programlarına bağlamak ise zor. Pew'in Eylül sonundaki anketinde Demokrat Parti'yi olumlu görenlerin oranı yüzde 40'ta kalıyordu. Sandıktan çıkan, Demokratlara değil Trump'a karşı verilmiş bir oy.

Bu tablonun içinde dikkat çeken gelişme, Demokratik Sosyalistlerin (DSA) yükselişi oldu. Geçen yılki yazıyı, New York seçimlerinin Trumpçı yanıta karşı başka bir siyasal karşılığın da mümkün olduğunu gösterdiğini belirterek bitirmiştim. Bu seçimde DSA destekli beş aday ilk kez Temsilciler Meclisi'ne girdi ve meclisteki DSA'lı sayısı ikiden en az yediye çıktı. Bu adayların hepsi Demokratların güvenli bölgelerinden seçildi ve belirleyici zaferlerini parti içi ön seçimlerde kazandı. Dolayısıyla DSA dalgayı yaratmadı. Ama dalganın içinde, hayat pahalılığına karşı sınıf siyasetini parti içinde örgütlü bir güce dönüştürdü.

Bu açıdan en önemli örnek Michigan oldu. Kararsız eyaletlerden birinde Senato'ya seçilen Abdul El-Sayed, evrensel sağlık hizmetini, İran savaşına ve İsrail'e askeri yardıma karşı çıkışla aynı programda birleştirdi. Solu merkezden ayıran, savaşla hayat pahalılığı arasında kurduğu bağın niteliği. Merkez savaşı benzin fiyatı üzerinden eleştirirken, sol onu bir bütçe tercihi olarak tanımladı. 

İki partide iç hesaplaşma

Seçimin ertesi günü Cumhuriyetçi cephedeki ilk çatlak Vance'ten geldi. Vance, "Kaybetmemizin nedeni savaş" diye yazdı ve yenilgiyi ABD-İsrail ilişkisine de bağladı. Trump ise seçmenin savaşı reddettiği yorumunu kabul etmedi. Vance'in çıkışını Trumpçılıktan bir kopuş olarak okumamak gerek. Vance Mart'ta savaş yönetimini desteklediğini açıklamıştı. Bugün hedeflediği, 2028'e giderken Trumpçılığı savaşsız biçimde miras almak. Saldırının en hararetli savunucularından Dışişleri Bakanı Marco Rubio için bu yolun daha dar olduğu açık. Tucker Carlson'ın Haziran'da İsrail gerekçesiyle partiden koptuğunu açıklaması, bu ayrışmanın sağ medyada çoktan başladığını göstermişti.

Demokratlarda ise 3 Ocak'taki Meclis Başkanlığı oylaması ilk sınav olacak. DSA'lı ve ilerici yeni vekiller, Hakeem Jeffries'e verecekleri oyu politik taahhütlere bağlamaya hazırlanıyor. Ancak gerek başkan adayının belirlenmesi sürecinde gerekse partinin genel çizgisinin nerede konumlanacağı konusunda demokratik-sosyalistlerin oluşturduğu ve kendi cüsselerinden büyük olan ağırlık ile geleneksel neoliberal-teknokratik müesses nizam çizgisi arasındaki gerilimin nasıl ilerleyeceği, sadece Demokratlar için değil, ABD için de kritik olacak.

Sonrası?

Ancak iki partideki hesaplaşmanın ilk somut alanı bütçe olacak. Geçici bütçe 11 Aralık'ta sona eriyor ve uzlaşma sağlanamazsa hükümet kapanacak. Beyaz Saray, yaklaşık 67 milyar doları İran savaşına ayrılan 87,6 milyar dolarlık ek ödenek talep ediyor. Savaşa şimdiye kadar 40 milyar dolardan fazla harcandı, ancak Kongre bunun için özel bir ödenek onaylamadı. Bu koşullarda Demokratların elindeki en güçlü araç bütçe yetkisi.

Dış politika yetkisi Trump'ta kalmaya devam edecek. Demokratlar "rahatlama geliyor" vaadini veto karşısında somut bir sonuca dönüştüremezse, Trump'a karşı verilen hoşnutsuz oy 2028'de bu kez onlara yönelebilir. Savaş karşıtı emekçi oyuna bugün iki taraf talip. Solda El-Sayed ve DSA, sağda Vance'in "Önce Amerika"sı var. Önümüzdeki iki yılı, bu oyu hangi tarafın örgütleyeceği belirleyecek.

 

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et