6 Kasım 2026 00:10

Türkiye’de yabancı sermayeli fabrika kapanışları ve küresel sermayenin hareketliliği

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Türkiye savaşların, jeopolitik ve enerji şoklarının, ticari ve teknolojik rekabetlerin kızıştığı bir dönemde küresel iş bölümündeki rolüne uyum sağlamaya çalışıyor. Ne var ki, Türkiye kapitalizminin askeri sanayi ve lojistik koridorlar aracılığıyla jeoekonomik güç olmaya dayanan büyüme stratejisi, bu uyum sürecinde sancılara yol açıyor. Bu sonuçların doğrudan gözlendiği alanlardan biri yabancı sermayeli sanayi üretimi.

Yabancı sermayeli fabrikaların kapanması, üretimin başka ülkelere taşınması ve istihdamın daralması, muhalefetin her sefer tekrarladığı “hukuk olmazsa sermaye gelmez” söyleminin ötesinde bir tartışmayı gerekli kılıyor. Son dönemde yabancı şirketlerin açıkladığı kapanma ve üretimden çekilme kararları, a) üretim araçlarının sahiplik yapısıyla, b) ekonomik yapıdaki ve finansmandaki sorunlarla, c) Türkiye sanayisinin küresel üretim ağları içindeki konumuyla yakından ilişkili.

Şirket açıklamalarına, KAP ve yurt dışı borsa bildirimlerine, basında çıkan haberlere dayanan taramaya göre 2021-2028 dönemini ilgilendiren 18 kayıt var: 12’sinde fabrika kapandı ya da üretim yurt dışına kaydırıldı; 4’ünde fabrika/varlık devredildi veya ülke içinde taşındı; 2’sinde ise kapanış takvime alındı. Açıklanan tekil veriler doğrudan 7.462 ila 8.167 işçinin işini kaybettiğini gösterirken, SWM Motors ve Enercon gibi çalışan sayısı resmi olarak ilan edilmeyen tesisler ile tedarik zinciri etkileri eklendiğinde işlemlerden etkilenen işçi sayısı 7.500 ila 9.500’e yaklaşıyor.

Sanayideki tablo aslında bu kadarla sınırlı değil. İmalat sanayinde sigortalı sayısı Temmuz 2022’de 4,58 milyondan Temmuz 2026’da 4,10 milyona geriledi. Yabancı sermayeli kapanışlar ise bu daralmanın sadece küçük bir parçası.

Sağlıklı bir değerlendirme için üç süreci ayırmamız gerekiyor: Fabrika ve üretim hatlarının kapatılması, üretimin başka ülkelere veya aynı şirketin farklı tesislerine aktarılması ve üretim varlıklarının başka sermaye gruplarına devredilmesi. Bunların her biri üretim kapasitesinin, mülkiyet ilişkilerinin ve istihdamın yeniden düzenlenmesinin farklı biçimlerini oluşturuyor.

Fabrika kapanışları ve üretimden çekilme haritası

2022-2023 | OPPO (Çin): Tuzla’daki akıllı telefon fabrikasında Ocak 2022’de yaklaşık 500 işçi işten çıkarıldı. Şirket açıklamasında artan hammadde maliyetlerini ve yedek parça sıkıntısı nedeniyle yavaşlayan üretimi gösterdi. 2023’te şirketin üretimini Mısır’a kaydırdığı biliniyor ve tesisin sonradan yerli bir ortakla yeniden çalıştırıldığı haberleri var.

2024 | LM Wind Power / GE Vernova (Danimarka/ABD): Bergama OSB’deki rüzgâr türbini kanadı fabrikasının kapatılması, Nisan 2024’te GE Vernova’nın dünya genelinde yaklaşık 1.000 işçiyi kapsayan küçülme programının parçası olarak duyuruldu. Bölümün 2019 dışında kâr edemediği aktarıldı. Çalışan sayısı kaynaklara göre 450 ile 700 arasında değişiyor.

2024 | GF Hakan Plastik / Georg Fischer (İsviçre): Şanlıurfa OSB’deki plastik boru fabrikasını kapattı. Tesiste yaklaşık 80-100 işçi çalışıyordu. Şirket kapanışın gerekçesine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapmadı.

2024 | Essity (İsveç): Kartepe’deki hijyen ürünleri fabrikasını kapatarak üretimi sonlandırdı. Tesiste 300’den fazla işçi çalışıyordu.

2025 | Corning Kablo (ABD): Gebze GOSB’daki fiber optik kablo fabrikasını 31 Ekim’de kapattı. 141 işçi işini kaybetti. Kapanıştan önce fabrikada 156 gün süren grev ve sendikal mücadele yaşanmıştı.

2025 | İzocam / Saint-Gobain (Fransa/Uluslararası): Dilovası’ndaki taşyünü fabrikasında 28 Aralık’ta üretimi durdurdu. 106 işçinin çalıştığı tesisteki üretim, Kayseri’deki diğer fabrikaya aktarıldı.

2025 | Procter & Gamble / Prima (ABD): Gebze’deki bebek bezi üretim hattını sonlandırdı. Yaklaşık 60 işçiyi etkileyen karar doğrultusunda Prima ürünlerinin Türkiye pazarına ithalat yoluyla sunulması planlandı. Fabrikanın diğer üretim faaliyetleri devam etti.

2026 | Hamat Group / MCP Ceramics (İsrail): Kemalpaşa Bağyurdu OSB’deki seramik ve armatür üretimini 30 Haziran’da sonlandırdı. Şirket, Türkiye’deki üretimin zarar ettiğini ve pazarlama güçlükleri yaşadığını açıklarken tesisteki 200’den fazla işçi işten çıkarıldı.

2026 | Viessmann Climate Solutions / Carrier (Almanya/ABD): Manisa OSB’deki kombi ve ısıtma sistemleri fabrikasını Temmuz sonunda kapattı. Avrupa’daki üretimin yeniden yapılandırılması ve kapasite fazlası kararın gerekçeleri arasındaydı. Yaklaşık 150 işçi etkilendi.

2026 | Mondi Turkey (İngiltere): Gebze’deki oluklu mukavva fabrikasını 31 Mart’ta kapattı. KAP bildirimine göre 104 işçi işten çıkarılırken 19 işçi grubun diğer tesislerine aktarıldı (Toplam 123 işçi etkilendi).

2026 | SWM Motors / Urzat Otomotiv (Çin): Eskişehir OSB’de Aralık 2025’te seri üretimine başlanan G01 Pro modelinin üretimi bir yılı doldurmadan sona erdi. GSR2 güvenlik şartları ve tip onayı süreçleri nedeniyle sürdürülemeyen üretimde resmi işçi sayısı açıklanmadı.

2026 | Ravago Tekpol (Belçika): Çayırova’daki poliüretan sistemleri tesisinde üretimin yıl sonuna doğru durdurulması ve üretimin Avrupa’daki tesislere aktarılması planlandı. Süreçten 42 işçi etkilenecek.

Üretimin devri ve yeniden konumlandırılması

2021 | Honda Türkiye (Japonya): Gebze/Şekerpınar’daki otomobil fabrikasında 29 Eylül’de son aracını üreterek üretimi durdurdu ve fabrikayı HABAŞ grubuna devretti. Küresel elektrifikasyon stratejisi doğrultusunda alınan karardan yaklaşık 1.100 işçi etkilendi.

2025 | TPI Composites (ABD): Çiğli ve Menemen’deki rüzgâr türbini kanadı tesisleri, şirketin küresel yapılandırma sürecinin ardından Dubai merkezli XCS Composites’e devredildi. Süreçte 1.735 ila 2.140 işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi gündeme geldi.

2025 | Lipton (İngiltere): Pazar ve Fındıklı’daki yaş çay işleme tesislerini 15 Aralık’ta Öz-Gür Çay’a devretti. Lipton yaş çay işleme faaliyetlerinden çekilirken ticari faaliyetlerini sürdürdü. Devir sonrasında 220 işçinin iş sözleşmesi feshedildi.

2026 | Enercon Aero (Almanya): Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’ndeki rüzgâr türbini kanadı tesisinde Mart ayında üretimi durdurdu. Tesisin büyüyen türbin kanatları için yetersiz kalması üzerine şirket Türkiye’den çekilmek yerine üretimi Bergama’da kurduğu yeni tesise kaydırdı.

2027-2028 döneminde planlanan kapanışlar

2027 | Bayer (Almanya): Gebze’deki bitki koruma ürünleri fabrikasını 2027 sonunda kapatma kararı aldı. EMEA bölgesindeki üretim ağının yeniden düzenlenmesi kapsamında alınan karardan 55 işçi etkilenecek.

2028 | Autoliv (İsveç): Gebze’deki iki lokasyonda bulunan dört tesiste üretimi 2028’in ilk yarısına kadar kademeli olarak sonlandıracak. Üretim bölgedeki diğer ülkelere aktarılacak. Türk Metal’in örgütlü olduğu tesislerde yaklaşık 2.200 işçi etkilenecek.

Sermaye yok olmuyor, yer değiştiriyor

Büyük bölümünü ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç, Danimarka gibi Batı menşeli ülkelerin oluşturduğu, İsrail, Çin ve Japonya’nın da yer aldığı yabancı sermayeli fabrikaların kapanması, üretim hattının sonlandırılması veya devir işlemleri, kapitalizmin en temel çelişkilerinden birini gözler önüne seriyor: Sermaye serbestçe dolaşırken, emek olduğu yerde çakılı kalıyor.

Öncelikle sermayenin fiili hareket serbestliğini sağlayan şey hukuksal yapı içinde korunması ve özel mülkiyet garantisi. 2003 tarihli 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu yatırım serbestisini ve millî muameleyi tanırken net kâr ve temettünün, satış bedellerinin, tasfiye artığının ve tazminatların yurt dışına serbestçe transferini güvence altına alıyor.

Peki, çokuluslu şirketler fabrikalarını kapatınca ne oluyor? Sermaye buharlaşıyor mu? Hayır...

Sermaye sınıfı, üretim sürecinde artık-değer elde etmek üzere hareket eder. Buna karşılık üretilen artık-değerin kâra dönüşmesi ve yeniden yatırıma yönelmesi, sermayenin sürekli aynı coğrafyada kalacağı anlamına gelmez. Kârlılık beklentileri, pazar koşulları, ücret düzeyleri, tedarik zincirleri, lojistik olanaklar, teknolojik dönüşüm ve devlet teşvikleri sermayenin mekânsal kararlarını belirler.

Bir ülkede üretim yapan ama yeterli kârlılık düzeyine ulaşamayan, pazar payında beklentisinin altında kalan veya arzu ettiği verimlilik artışını sağlayamayan çokuluslu şirketler, üretimlerini başka coğrafyalara taşıyabilir. Üstelik bunun için mevcut tesisin mutlaka zarar ediyor olması gerekmez. Başka bir ülkede daha yüksek kâr beklentisi, daha büyük üretim ölçeği, uygun tedarik koşulları veya elverişli devlet teşvikleri, üretimin yeniden konumlandırılması için yeterli olabilir.

Honda’nın Gebze’deki otomobil üretimini sonlandırması, LM Wind Power’ın Bergama’daki tesisini kapatması, Viessmann’ın Manisa’daki üretimini Avrupa’daki tesislerde merkezileştirmesi ve Autoliv’in Türkiye’deki üretim kapasitesini başka ülkelere aktarma kararı, sermayenin mekânsal hareket serbestliğinin farklı örneklerini oluşturuyor. Hamat örneği ise tabloya bir başka boyut ekliyor: Devletlerarası ticaret politikaları da sermayenin yer seçimini doğrudan etkileyebiliyor.

Sermaye, aynı zamanda devletin belirlediği koşullara göre yeniden yerleşiyor. Rüzgâr türbini kanadı sektörü bunun en çarpıcı örneği olabilir. LM Wind Power (2024), TPI Composites (2025) ve Enercon Aero’nun Gaziemir tesisi (2026) art arda kapanırken, Nordex Mayıs 2026’da İzmir Serbest Bölgesi’ndeki Menemen’de yeni kanat fabrikasında üretime başladı, Enercon ise Bergama’da yeni bir tesis kuruyor. İki şirket de yatırımı Türkiye’deki rüzgâr ihalelerinin yerli katkı kurallarıyla gerekçelendiriyor.

Coğrafi hareketliliğin toplumsal sonuçları sermaye ile emek açısından aynı değildir. Sermaye üretim araçlarını, finansal kaynaklarını ve mülkiyet haklarını başka coğrafyalara taşıyabilirken, işçiler yaşamlarını kurdukları kentlerde, fabrikaların bulunduğu sanayi havzalarında ve belirli bir üretim alanına bağımlı istihdam ilişkileri içinde kalmaya devam eder.

Sendikal hareket: Grev ve direniş

Şirketler üretimlerini taşıyacakları yerlerde güçlü ve örgütlü bir işçi sınıfı istemez. TPI Composites, Corning ve MCP Ceramics örnekleri bu açıdan dikkat çekicidir. TPI’de finansal kriz ve mülkiyet değişimi binlerce işçinin istihdamını tehdit ederken, Corning’de kapanış öncesinde uzun süreli bir grev yaşandı. Autoliv işçileri dönem dönem fazla mesaiye kalmama, 10-15 dakikalık iş durdurma ve protesto eylemlerine katılırken, OPPO’da Ocak 2022’de yaklaşık 500 işçinin toplu olarak işten çıkarılması fabrika önünde günlerce süren eylemlerle karşılandı; basına yansıyan haberlerde işçiler, üyesi oldukları Türk Metal’in kendilerine sahip çıkmadığını belirtmişlerdi.

Tüm bu örnekler üretimin nerede, ne zaman ve hangi koşullarda sonlandırılacağına sermayenin karar verdiğini, işçilerin eline ise karar verildikten sonra hak arama mücadelesi kaldığını gösteriyor. İktidarın ve muhalefetin “istihdam yaratıyorlar” diye sevindikleri yabancı sermaye alacağını aldıktan sonra rahatça çıkış yapabiliyor ancak işçiler işsizlik, verilmeyen haklar ve ödenmeyen tazminatlarla sefalet koşullarında baş başa kalıyor. Sermayenin üretim zinciri, işçilerin sefalet zincirine dönüşür ve işçilerin geçim kaynakları, mesleki birikimleri ve toplumsal yaşamları doğrudan etkilenir.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et