Bangladeş’te sınıf mücadelesi: Küresel üretim zincirinde emek ve sermaye
Bangladeş sokakları bugünlerde sınıf savaşına tanıklık ediyor... Binlerce işçi daha yüksek ücret için sokağa çıktı ve başkent Dakka başta olmak üzere sanayi havzalarında eyleme giden işçilere birçok noktada polis saldırdı. Aşulia ve Gazipur gibi sanayi bölgelerinde eylemler büyüdü; Gazipur’da Bangladeş Sınır Muhafızları personeli görevlendirildi.
Konfeksiyon ve hazır giyim işçileri aylık asgari ücretin 12.500 takadan 30.000 takaya, yani yaklaşık 245 dolara çıkarılması talebiyle mücadelelerini sürdürüyor. Hükümet 1 Kasım’da yeni bir Asgari Ücret Kurulu oluşturdu ancak bu adım protestoları durdurmadı.
Cemaat-i İslami lideri ve parlamentodaki muhalefet lideri Shafiqur Rahman, “komplocular ve fırsatçıların kargaşayı körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalıştıklarını” iddia etse de Dakka, Aşulia ve Gazipur çevresindeki çatışmalar nedeniyle 3 Kasım itibarıyla 690 fabrikada üretim durdu. Tekstil sektörü patronları ise enerji maliyetlerini, üretim giderlerini ve uluslararası rekabeti gerekçe göstererek ücret artışına karşı çıkıyor.
İhracata dayalı büyümenin sınıfsal maliyeti
Ülkenin sınıfsal yapısını ve küresel meta zincirlerindeki konumunu gözettiğimizde işçilerin sokaklardaki çatışmalarını sıradan bir ücret pazarlığına indirgemek mümkün değil. Yaklaşık 4 milyon kişinin çalıştığı hazır giyim sektörü Bangladeş’in mal ihracatı gelirlerinin yüzde 80’inden fazlasını sağlıyor. Ülkenin döviz kazanma kapasitesi ve büyüme performansı büyük ölçüde tekstil ve konfeksiyon sektörüne bağımlı yapıda. Bu nedenle işçilerin ücret artışı talebi, ihracata dayalı büyüme modelinin nasıl işlediğinin ve bu modelin maliyetini hangi sınıfların üstlendiğinin göstergesine dönmüş durumda.
Bangladeş, küresel hazır giyim üretim zincirinin başlıca merkezlerinden biri. Bu konum ülkeye önemli ihracat geliri ve istihdam sağlarken ekonomiyi uluslararası talep ve fiyat hareketlerine bağımlı kılıyor. Bangladeş İhracatı Geliştirme Bürosu verilerine göre 2025-2026 mali yılında hazır giyim ihracatı yüzde 1,64 azalarak 38,70 milyar dolara, toplam mal ihracatı ise yaklaşık 48 milyar dolara geriledi.
Küresel talepteki daralma, gümrük tarifeleri, enerji maliyetleri ve finansmana erişim gibi yapısal ve konjonktürel etkenler karşısında pozisyon almak isteyen fabrika ve atölye sahipleri rekabet gücünü korumak için ilk iş ücretleri baskılamayı seçti. Uzun yıllara uzanan bu sömürü stratejisi ihracata bağımlı birikim modeliyle şekilleniyor; döviz gelirini ve pazar payını koruma gerekçesiyle emeğin maliyetini baskılıyor.
Küresel üretim zincirinde sermaye gücü
BRAC Üniversitesi’nin “Mapped in Bangladesh” veri tabanına göre hazır giyim üretiminde yaklaşık 4000 civarında fabrika faaliyet gösteriyor. Bunlara yaklaşık 1.900 iplik, kumaş ve tekstil işleme tesisi ile sayısı tam olarak tespit edilemeyen çok sayıda küçük atölye ve taşeron üretim birimi ekleniyor.
Bangladeş’te üretimin önemli bölümü uluslararası markalar için çalışan, çoğunluğu yerli sermayeye ait fabrikalarda gerçekleşiyor. Inditex (Zara), H&M Group, Primark, Walmart, Uniqlo, Marks & Spencer, C&A, Gap ve Next ülkenin başlıca alıcıları arasında. Şirketlerin açıkladığı tedarikçi listeleri bu ağın ölçeğini gösteriyor: H&M Group’un Ağustos 2026, Next’in Şubat 2026 tarihli listelerinde Bangladeş’te sırasıyla 188 ve 194 tesis, Primark’ın Kasım 2025 tarihli haritasında ise 142 üretim tesisi bulunuyor.
Bu şirketlerin çoğu fabrikaların sahibi değil. Tasarım, marka, pazarlama ve perakendeyi yönetirken, üretimi ülkedeki bağımsız tedarikçilere yaptırıyorlar. Fabrikaların mülkiyeti yerli ve ortaklı sermayede olsa da uluslararası markalar sipariş hacimleri, satın alma fiyatları, teslim süreleri ve tedarikçi seçimi üzerinden üretim ve ücret koşulları üzerinde güçlü bir pazarlık üstünlüğü kuruyor. Bu üstünlük çoğu durumda ücretlere, çalışma sürelerine ve iş güvenliğine yansıyor. Öte yandan üretken sermaye yatırımının bulunmaması uluslararası sermayenin serbest dolaşım imkanını artırıyor.
ILO’nun küresel tedarik zincirlerini kapsayan araştırması ile Mark Anner’in uluslararası alıcıların satın alma pratikleri üzerine çalışması, bu mekanizmanın çalışma koşulları üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. Anner’ın çalışması, düşük satın alma fiyatları, kısa teslim süreleri ve sipariş belirsizliğinin işçi ücretleri ve çalışma koşulları üzerinde baskı yarattığını gösteriyor.
Üretimden bölüşüme: Eşitsizliğin sınıfsal zemini
Küresel üretim zincirinde sınıfsal çelişki bu aşamada cisimleşir: Üretim farklı ülkelere ve şirketlere dağılırken ticari karar alma, şirketlerin marka gücü ve pazara erişimi sınırlı sayıdaki büyük alıcının elinde yoğunlaşır. Fabrikalar sipariş alabilmek için fiyat ve teslimat koşullarında rekabet eder; işçiler ise bu rekabetin ücret, çalışma süresi ve iş güvenliği üzerindeki sonuçlarını taşır.
Değer üretiminin gerçekleştiği alan ile ticari gücün yoğunlaştığı alan arasındaki mesafe üretim alanı dışında bölüşüm ilişkilerini de belirler.
Bangladeş’te gelir ve servet birkaç elde toplanmış halde ve bu dağılım son 10 yılda genel olarak değişmedi. World Inequality Lab’in raporuna göre ülkede nüfusun en zengin yüzde 10’u ulusal servetin yaklaşık yüzde 58,4’üne, en üst yüzde 1 ise yüzde 23,9’una sahip. Buna karşılık en yoksul yüzde 50’nin servet payı sadece yüzde 4,7. Ulusal gelirin ise yaklaşık yüzde 41,4’ü en üst yüzde 10’luk gruba giderken, en yoksul yüzde 50 toplam gelirin yüzde 19’unu kazanıyor. Servet yoğunlaşmasının gelir eşitsizliğinden daha belirgin olması, mülkiyet ilişkilerinin ve sermaye birikiminin bölüşüm üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.
Bunlara ilaveten ücret ve vergi boyutu irdelenebilir. Hazır giyim sektöründe asgari ücret 1994’te 930 takadan, 2018’de 8.000 takaya, Aralık 2023’te ise 12.500 takaya çıkarıldı. O tarihten bu yana ücret tabanı yeniden belirlenmedi. İşçilerin maaşları enflasyon karşısında erimeye devam etti. Sınıfsal ayrışma açısından önemli bulgulardan bir diğeri de vergi politikaları. KDV ve tüketim üzerinden alınan diğer dolaylı vergiler, Bangladeş Ulusal Gelir İdaresi’nin toplam gelirlerinin yaklaşık yüzde 65-66’sını oluşturuyor. Bu yapı, vergi yükünün düşük gelirli haneler üzerinde orantısız biçimde yoğunlaşmasına yol açıyor.
Fotoğraf: EqualStock IN/Pexels
Türkiye bağlantısı ve üretimin uluslararasılaşması
Bangladeş ekseninde üretimin uluslararasılaşmasına baktığımızda Türkiye ile karşılaştırma yapabiliriz. İki ülke arasındaki ilişki, ticaret, üretim ve rekabet üzerinden kuruluyor. İHKİB verilerine dayandırılan bilgilere göre Türkiye’nin Bangladeş’ten hazır giyim ve konfeksiyon ithalatı 2025’te yaklaşık 729 milyon dolara ulaştı. Çin’in ardından ikinci büyük tedarikçi olan Bangladeş, Türkiye’nin 4,466 milyar dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ithalatının yaklaşık yüzde 16,3’ünü oluşturdu.
Türkiye açısından ise rekabet boyutu da belirgin. Bangladeş büyük hacimli ve düşük birim fiyatlı ürünlerde güçlü bir üretim kapasitesine sahip iken, Türkiye, Avrupa pazarına yakınlığı, daha kısa teslim süreleri ve farklı ürün segmentlerindeki kapasitesiyle öne çıkıyor. İki ülke arasındaki rekabeti sadece ücret farkına indirmek, üretim yapısı, verimlilik, finansman ve lojistik gibi etkenleri gözden kaçırır.
Türkiye merkezli DeFacto’nun 2024 Entegre Raporu, şirketin Bangladeş’te 30 tedarikçisi bulunduğunu açıklıyor. Aynı rapora göre şirketin 516 aktif tedarikçisinin 284’ü Türkiye’de. Bangladeş’teki tedarikçi sayısı 2023’te 17 iken 2024’te 30’a yükselmiş. Bu veriler, Türkiye merkezli bir markanın üretim tedarikini farklı ülkelere dağıttığını gösteren somut bir örnek.
Sanko Holding’in Bangladeş’in Mirsarai bölgesinde yaklaşık 300 milyon dolarlık entegre tekstil tesisi kurmaya yönelik ilgisi de iki ülke arasındaki ilişkinin yatırım boyutunu gündeme getiriyor. Şirketin olası yatırım ve ortaklıklar üzerine görüşmeler yürüttüğü biliniyor.
Türkiye ile Bangladeş arasındaki ilişki, küresel tekstil zincirinin farklı aşamalarında konumlanan üretici sermayelerin karşılıklı bağımlılığını ortaya koyuyor. Türkiye bir yandan Bangladeş’ten düşük birim fiyatlı hazır giyim ürünleri ithal ederken diğer yandan bu ülkenin tekstil üretiminde kullanılan kumaş, iplik, makine ve sanayi girdilerinin tedarikinde rol oynuyor. Türk sermayesi bir taraftan Bangladeş’teki ucuz emekten ve üretim kapasitesinden yararlanarak uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmeye çalışırken diğer taraftan kendi üretim girdileri ve ihracat pazarları üzerinden bu ülkenin sanayi yapısıyla bütünleşiyor.
Türkiye’nin Bangladeş’ten ithalatı, Türk markalarının ülkedeki tedarikçileri ve Türk sermayesinin yatırım planları birlikte düşünüldüğünde iki ülke arasındaki ilişkiyi ulusal sanayilerin rekabeti olarak görmek yetersiz kalıyor. Aynı uluslararası üretim zinciri, farklı ülkelerdeki üreticileri ve işçileri, sınıfları da birbirine bağlıyor.
Fotoğraf: Galib Rahman Nadim/Pexels
İş cinayetleri ve çocuk işçiliği
Emeğin ve ücret güvencesizliğin hâkim olduğu yapının en ağır bedeli iş cinayetlerinde ortaya çıkıyor. Kasım 2012’de Tazreen Fashions fabrikasındaki yangında 112 işçi öldü. 24 Nisan 2013’te Rana Plaza’nın çökmesi 1.134 kişinin hayatına mal oldu. Rana Plaza sonrasında kurulan Accord, iş güvenliği alanında bağlayıcı bir uluslararası denetim mekanizması oluşturdu. International Accord’un 30 Eylül 2026 tarihli verilerine göre Bangladeş programı 248 marka ve perakendeciyi, 1.766 fabrikayı ve yaklaşık 2,8 milyon işçiyi kapsıyor. Ancak programın kapsamı dışında kalan tesisler ve alt taşeronlar ciddi bir denetim açığı oluşturuyor.
Ülkedeki düşük ücret ve yoğun üretim baskısı da bu açığı derinleştiriyor. Dakka’nın Mirpur bölgesinde Ekim 2025’te bir kimyasal depo ile komşu hazır giyim tesisinde çıkan yangında en az 16 kişinin ölmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının devam ettiğinin işareti.
Çocuk işçiliği de özellikle alt taşeron ve kayıt dışı üretim alanlarında devam eden sorunlardan biri. University of Nottingham Rights Lab ve GoodWeave International’ın 2025 araştırması, Dakka ve Chattogram’daki 20 sanayi kümesinde 2.000’den fazla yetişkin ve çocuk işçiyle yapılan çalışmaya dayanarak hazır giyim tedarik zincirlerinde çocuk işçiliği ve zorla çalıştırılma risklerini belgeledi. Araştırmaya katılan yetişkin işçilerin yüzde 32’sinin asgari ücretin altında ücret aldığı belirtildi.
Mücadele ateşi
Bangladeş’teki sınıfsal çelişkiler sadece ülkenin iç dinamikleriyle veya ulusal çalışma politikalarıyla açıklanamaz. Küresel meta zincirlerine ucuz emek rezervi olarak eklemlenen ülkenin bağımlı kapitalist yapısı sefaleti kural haline getirirken, çelişkileri derinleştirir. Şimdi ise işçiler ürettikleri değerden daha fazla pay ve çalışma koşulları üzerinde söz hakkı talep ediyor. Bangladeş’teki direniş, düşük ücret yanında ihracata dayalı büyümenin sınıfsal sınırlarını da görünür kılıyor. Bangladeş’ten başlayarak küresel tekstil sektöründeki üretim zincirlerini aksatma potansiyeli taşıyan bu direniş uluslararası çapta bir işçi dayanışmasını gerektiriyor. Sokaklardaki mücadele, ücret düzenlemelerinin ötesinde bağımsız sendikal örgütlenmeyi, toplu pazarlık gücünü ve üretim zincirinin farklı ülkelerindeki işçiler arasında dayanışmayı gündeme getiriyor.
Kaynakça
[1] Reuters, “Bangladesh sets up wage board as garment workers’ unrest shuts factories”, 1 Kasım 2026. Bağlantı.
[2] Bangladesh Sangbad Sangstha (BSS), “Govt forms minimum wage board for garment sector”, 1 Kasım 2026. Bağlantı.
[3] Harici, “Bangladeş’te konfeksiyon işçilerinin ücret isyanı”, 2 Kasım 2026. Bağlantı
[4] Reuters, “Bangladesh garment factories shut again as wage protests turn violent”, 2 Kasım 2026. Bağlantı.
[5] Bangladesh Garment Manufacturers and Exporters Association (BGMEA), “Export Performance”, 2025–2026 mali yılı verileri. Bağlantı.
[6] H&M Group, “Supply Chain”; Next plc, tedarikçi listesi; Primark, tedarik zinciri haritası. H&M · Next · Primark.
[7] Mark Anner, “Squeezing Workers’ Rights in Global Supply Chains: Purchasing Practices in the Bangladesh Garment Export Sector in Comparative Perspective”, Review of International Political Economy, 27(2), 2020, s. 320–347. https://doi.org/10.1080/09692290.2019.1625426.
International Labour Organization (ILO), Purchasing Practices and Working Conditions in Global Supply Chains: Results from Field Research in the Garment Industry, 2021. Bağlantı.
Cajal-Grossi, J., Macchiavello, R. ve Noguera, G., “Buyers’ Sourcing Strategies and Suppliers’ Markups in Bangladeshi Garments”, The Quarterly Journal of Economics, 2023. https://doi.org/10.1093/qje/qjad026.
[8] World Inequality Lab, World Inequality Report 2026, Bangladeş ülke verileri. Bağlantı.
[9] Bangladesh Bank, Inflation Dynamics in Bangladesh: July–September 2026. Rapor. Asgari ücret tarihçesi için: The Daily Star, “Tk 627 to Tk 12,500: How garment workers’ minimum wage has changed since 1986”. Bağlantı.
[10] Centre for Policy Dialogue (CPD), dolaylı vergiler ve düşük gelirli haneler üzerindeki vergi yüküne ilişkin değerlendirme, 2026. The Business Standard.
[11] İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) verilerine dayandırılan 2025 ithalat değerlendirmesi.
[12] DeFacto, 2024 Entegre Raporu. Rapor.
[13] The Daily Star, Sanko Holding’in Mirsarai Ekonomik Bölgesi’nde tekstil yatırımı ilgisine ilişkin haber, Temmuz 2026. Bağlantı.
[14] International Accord, “Bangladesh Safety Agreement”, 30 Eylül 2026 tarihli program verileri. Bağlantı.
The Business Standard, Mirpur’da hazır giyim fabrikası ve kimyasal depoda çıkan yangına ilişkin haber, Ekim 2025. Bağlantı.
[15] University of Nottingham Rights Lab ve GoodWeave International, Modern Slavery and Child Labour in Bangladesh’s Garment Sector: Documenting Risks and Informing Solutions, 6 Şubat 2025. Rapor ve araştırma özeti.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et