Yanlışları da görerek
Şampiyonlar Ligi’nin ilk 3 maçında 1 galibiyet, 2 yenilgi alan Galatasaray, dördüncü karşılaşmasında konuk ettiği Almanya’nın Stuttgart takımını 2-0 yenmeyi başardı. Böylece sarı-kırmızılı ekip puanını 6’ya çıkarırken, rakibine de ilk yenilgisini tattırmış oldu.
Bu galibiyet kuşkusuz Galatasaray için çok önemli ancak ondan daha önemlisi sarı-kırmızılıların fiziksel ve teknik kapasitesi yüksek üst düzey bir takım karşısında ortaya koyduğu başa baş mücadeleydi. Tam da modern futbolun gerektirdiği gibi bireysel performans(lar)la değil, takım oyunuyla alınan görkemli bir galibiyet oldu.
Güçlü rakibi karşısında oyuna pek umut verici bir başlangıç yapamayan Galatasaray, 12. dakikada Batrakov’un golüyle öne geçtikten sonra dengeyi sağlamayı başardı. 90 dakika boyunca yüksek tempoda kora kor mücadele şeklinde geçen karşılaşmada sarı-kırmızılı ekip rakibine boş alan bulma ve oyun kurma fırsatı vermeyen presli oyunuyla ağırlığını hissettirdi.
Galatasaray’da bütün oyuncular takım oyununa yakışan bir yardımlaşma ve dayanışma sergiledi. Uyumları da üst seviyedeydi.
Üstelik de Galatasaray’ın hücumdaki en büyük kozu Osimhen’in geldiği günden bu yana en verimsiz oynadığı karşılaşmalardan biriydi. Ama Osimhen ayağına gelen çoğu topu iyi kullanamasa da yaptığı baskıyla ve boş alan koşularıyla rakip savunmayı yine ciddi anlamda yıprattı.
Osimhen’in iki konuda daha dikkatli olması gerekiyor. İlki ofsayta düşmemek için daha net bir çevre kontrolü yapması, diğeri ise gol pozisyonlarında bencillik yapmaması. Bu zaaflarının sürmesi hem kendisinin hem de takım arkadaşlarının üzerinde motivasyon bozucu etki yaratabilir.
Batrakov, attığı 2 golün yanı sıra zamanlama ve tercih bağlamında top kullanmadaki yüksek verimi ve savunmaya yaptığı katkıyla bir kez daha dikkatleri üzerine çekti. Modern futbolun ideal orta saha oyuncusu özelliklerinin tümünü taşıyor genç Rus futbolcu.
Sarı-kırmızılı ekibin, Mertens’ten sonra yaşadığı, orta sahada hücum organizasyonlarını yönlendiren ve aynı zamanda hücumda da etkili olabilen oyuncu sorunu Batrakov ile birlikte giderilmişe benziyor. Batrakov tekniği, dinamizmi ve mücadeleciliğiyle adeta Galatasaray’ın orta sahadaki eksik kalan parçasını tamamladı…
Torreira ve Lemina’nın kesici özelliklerine Batrakov’un oyunu yönlendirirken topu doğru ve etkili kullanması eklenince Galatasaray’ın orta sahası rakipleri için tam anlamıyla kabusa dönüşüyor…
Barış da basit oynamayı tercih edip neredeyse hiç top kaybetmeyerek ve fizik gücünü doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde kullanarak öne çıkan isimler arasında yer aldı…
Tabii galibiyet, sahada yapılan yanlışların görülmesini engellememeli. Gelişimi sürdürebilmek ve kalıcı başarılar elde edebilmek için eleştiri şart.
Yaptığı birkaç kurtarışla maçın dikkat çeken isimlerinden olan Uğurcan topu oyuna sokarken ise zaman zaman yine gereksiz risk aldı. Deneyimli kaleci bundan vazgeçmeli ve oyunu ortadan, baskı altındaki arkadaşlarından değil kenarlardan başlatmalı.
Sallai zaman zaman rakibine şuursuzca ve dengesizce giriyor. Böylece hem kart görme ihtimalini artırıyor hem de rakibe hiç yeri yokken adeta serbest vuruş hediye ediyor. Özellikle Şampiyonlar Ligi gibi bir mecrada böylesi basit hataların ağır bedel ödetebileceğini hiç unutmamak lazım.
Maç 0-0 iken Stuttgart’ın bulduğu bir gol pozisyonunda topun kalenin iki direğine birden çarparak dışarıya doğru yönelmesi maçın kırılma anlarından birisi olarak görülebilir. Bu pozisyonun başında ise Yunus’un hatası vardı. Atak geliştirmeye çalışan Stuttgart’lı oyuncuya ters taraftan müdahale etmeye çalıştı. Mücadele sırasında topu en azından taca atarak atağı sonlandırabilirdi ama yanlış taraftan müdahalede bulunmaya çalıştığı için onu bile başaramadı. Yunus’a da “İkili mücadelelerde her zaman kendi kalen ile rakip oyuncu arasında bulunmalısın” şeklindeki temel savunma ilkesi hatırlatılmalı.
Maçın sonlarına doğru Galatasaray savunmasının merkezden delinmesi ve Stuttgart’lı oyuncunun bir anda Uğurcan ile karşı karşıya kalması da “arada olur böyle şeyler” yaklaşımıyla geçiştirilecek bir durum değil. Gollerinki de dahil olmak üzere maçın en net gol pozisyonu buydu. Skor avantajına sahipken ani bir karşı atakta bu kadar dengesiz yakalanmak, üzerinde ciddiyetle durulması ve çalışılması gereken bir konu. Ne olursa olsun, savunma disiplininden bir anlığına bile uzaklaşılmamalı. En ufak bir gevşeklik dahi pahalıya mal olabilir.
Bu arada, artık iyice kronikleşen bozuk zemin meselesine de değinmek gerekiyor. Transfere muazzam paralar harcayan yöneticilerin, aldıkları oyunculara tarladan hallice zemini reva görmesini anlamak mümkün değil. Bu sorunun ciddiye alınması ve çözülmesi için illa birilerinin sakatlanması mı bekleniyor?
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et