22 Ekim 2026 00:20

Madagaskar’dan İstanbul’a: Yasa dışı altın küresel piyasaya nasıl sokuyor?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

The New York Times muhabiri Justin Scheck, 19 Ekim 2026’da yayımlanan bir araştırmayla yasadışı altının uluslararası piyasalara nasıl sokulduğunu inceledi. Araştırması, yasadışı altının üretiminde ve dolaşımında rafinerilerin, sertifikasyon kuruluşlarının ve devletlerin oynadığı rolü ve çocuk işçiliğinin kontrolsüz sömürüsünü ele alıyor.

Araştırmada Madagaskar’daki ruhsatsız madenlerden Kolombiya’da uyuşturucu kartellerinin denetimindeki sahalara, Londra Külçe Piyasası Birliği’nin (LBMA) rolünden İstanbul Altın Rafinerisi’nin devreye girişine kadar uzanan geniş bir tabloyu görüyoruz. Bu yazıda söz konusu araştırmayı olgu ve verilerle genişleterek küresel ölçekte yayılmış yasadışı altın madenciliğinin anatomisini ortaya koymaya çalışacağım.

Küresel altın piyasası ve denetimin önemi

Büyük çevresel yıkımlara yol açabilen altın madenciliği birçok ülkede büyük şirketlerden küçük ölçekli ve kayıtdışı işletmelere kadar farklı aktörlerce yürütülüyor. Üretilen altının ticareti ise altının çıkarıldığı ülkeler, fiziksel altının toptan alınıp satıldığı merkezler, vadeli işlem borsaları, rafineriler, merkez bankaları ve dolar merkezli finansal sistem arasındaki ilişkilerle şekilleniyor. Bu ağda dört ülke (İngiltere, ABD, Çin, İsviçre) öne çıkarken, Dubai ve Hindistan gibi merkezler de önemli yer tutuyor.

İngiltere-Londra, bankalar ve büyük piyasa aktörleri arasındaki tezgâh üstü altın işlemlerinin başlıca merkezi konumunda. ABD-New York’taki COMEX, vadeli işlemlerde öne çıkıyor. Çin-Şanghay fiziksel altın ve vadeli işlem piyasalarıyla, İsviçre ise altının rafine edilip uluslararası standartlara uygun külçelere dönüştürülmesinde kilit rol oynuyor. Türkiye, altın piyasalarında merkezi konumda olmasa da Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası ve yerli rafineriler aracılığıyla bu küresel ağa bağlanıyor.

Londra Külçe Piyasası Birliği (LBMA), özellikle toptan altın ticaretinde kabul gören külçelere ilişkin “Good Delivery” sistemini yönetmesi ve sorumlu tedarik standartlarıyla belirleyici bir konumda; kendi ifadeleriyle “değerli metaller için küresel otorite” pozisyonunda. Sistemin temel iddiası, altının yalnızca saflık ve fiziksel kalite bakımından değil, üretim ve tedarik zincirinin niteliği açısından da belirli koşulları karşılaması gerektiği: rafinerilerin sunduğu belgelerin doğrulanması, bağımsız denetimlerin niteliği ve ihlaller karşısında yaptırım uygulanması gibi.

Altına yönelik talep ve fiyat artışları, sektörde denetim sorunlarını daha önemli hâle getiriyor. Dünya Altın Konseyi’nin Gold Demand Trends: Q4 and Full Year 2025 raporuna göre geçtiğimiz yıl küresel altın madeni üretimi (tahminen) yaklaşık 3672 ton oldu. Merkez bankaları ve diğer resmi kurumların net alımları 863 tona ulaştı. Tezgâh üstü (OTC) piyasa dahil toplam talep ile geri dönüşüm dahil toplam arz ise 5002 ton olarak hesaplandı.

Jeopolitik gerilimler ve bölgesel savaşlar, rezerv politikaları ve yatırım talebi altının ekonomik önemini artırırken, yüksek fiyatlar daha önce işletilmesi kârlı olmayan madenleri de cazip hâle getiriyor. Altın fiyatı Ocak 2026'da ons başına 5400 doların üzerine çıkarak rekor kırdı. Ekim ayında fiyatlar gerilemiş olsa da, yüksek fiyat düzeyi yasadışı madencilik faaliyetlerini teşvik edebiliyor.

Kayıtdışı altının küresel ticarete katılması sanılanın aksine sadece sınır kaçakçılıklarıyla gerçekleşmiyor. Farklı kaynaklardan gelen altınlar eritilip karıştırılabiliyor, yeni külçeler hâlinde işlenebiliyor ve bu nedenle ilk üretim noktasının izlenmesi zorlaşıyor.

OECD’nin Aralık 2025 tarihli Illicit Flows of Gold Concentrates in the Maritime Space politika notuna göre, altın cevheri ve konsantresi ticaretinde ülkelerin bildirdiği ithalat ve ihracat değerleri arasındaki fark 2020’de 873 milyon dolardan –yaklaşık yüzde 400’lük artışla– 2024’te 4,31 milyar dolara yükseldi. Bu tutar, 2024’te bildirilen küresel altın konsantresi ithalatının yaklaşık üçte birine karşılık geliyor. Aradaki fark yasadışı ticaretin toplam büyüklüğünü göstermese de, yanlış beyan, kaçakçılık ve ticarete dayalı kara para aklama risklerine işaret ediyor.

Madagaskar’dan İstanbul’a: Yasadışı altının dolaşımı

Justin Scheck’in araştırmasının merkezinde Madagaskar’daki kayıtdışı altın üretimi ile İstanbul Altın Rafinerisi arasındaki tedarik ilişkisi bulunuyor.

Scheck’in saha incelemesi, Madagaskar’da çocukların kayaları kırdığını, cevher taşıdığını ve tehlikeli koşullarda çalıştığını gösteriyor. Bazı madenlerde çocukların 30 metreyi aşan derinlikteki kuyuların çevresinde çalışması, üretimin insani maliyetini gözler önüne seriyor. Altın fiyatlarındaki küresel artış, yasadışı ve ağır koşullarda üretimi tetiklemesinin yanı sıra, çevresel yıkımı da derinleştiriyor.

Araştırmaya göre kritik nokta, Madagaskar Merkez Bankası’nın çocuk işçilerin çalıştırıldığı yasadışı madenlerden gelen altını satın alıp stoklaması. Hükümet belgeleri, bankanın satın aldığı altının bir bölümünün Madagold’dan geldiğine işaret ediyor. Altının uluslararası piyasalarda satılabilmesi içinse rafine edilmesi ve kabul gören standartlarda külçelere dönüştürülmesi gerekiyor.

Scheck’in aktardığına göre bazı İsviçreli rafineriler, altının kaynağına ilişkin belirsizlikler ve olası hukuki riskler nedeniyle bu işlemi üstlenmek istemedi. Bunun üzerine 2023 yılında İstanbul Altın Rafinerisi ile anlaşma yapıldı. Altın işlenerek yaklaşık 12 kilogramlık külçeler hâlinde Türkiye’ye gönderildi; sevkiyatın değerinin on milyonlarca dolar olduğu bildirildi. Böylelikle kaynağına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunan altın uluslararası ticaret zincirine girmiş oldu.

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, sevkiyata eşlik eden denetim belgeleriyle ilgili. İlk değerlendirmelerde rafinerinin riskli madenlerle ticari ilişkisi bulunmadığı yönünde ifadeler yer alırken, Avrupa Birliği’nden bir müfettişin konuyu incelemeye başlamasının ardından yeni bir rapor hazırlandı. The New York Times’a göre LBMA, belgelerin değiştirilmesine ve geriye dönük tarihlendirilmesine yardımcı oldu; aktarıldığına göre rapor, rafinerinin denetçisiyle birlikte hazırlandı. Raporda riskli kaynaklardan altın alındığı kabul edilirken çocuk işçiliği bulunmadığı sonucuna varıldı.

Scheck’in araştırmasına göre İstanbul Altın Rafinerisi, madenleri kendisinin denetlemesi gerekmediğini savundu ve altının kaynağını yerinde inceleyen bağımsız bir denetim yerine Madagaskar Merkez Bankası’nın beyanını temel aldı. LBMA’nın sorumlu tedarik kuralları ise özellikle küçük ölçekli ve riskli madenlerden gelen altın için, hükümet incelemelerinden ayrı olarak, rafinerilerin madenleri kendilerinin denetlemesini öngörüyor. Çocuk işçiliğine ilişkin saha bulguları ile denetim raporunda böyle bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılması arasındaki çelişki sistemin güvenilirliğini sorgulatıyor.

LBMA’nın rolü de bu noktada tartışmalı hâle geliyor. Kurumun yöneticileri kamuoyu önünde standartların küresel altın ticaretindeki önemini vurgularken, hukuki süreçlerde LBMA’nın devlet düzenleyicisi olmadığını ve sektörü denetleme sorumluluğunun hükümetlere ait olduğunu savunabiliyor. Kurum gerektiği durumda özel ve kamu sektörleri arasındaki gri alanın imkânlarından yararlanabiliyor.

Scheck’in araştırması, kurumun rafinerilerin kendi belgelerine ve denetçilerin raporlarına ne ölçüde güvendiğini, ihlaller karşısında yaptırımların neden sınırlı kaldığını gündeme getiriyor. Belgelerin değiştirilip geriye dönük tarihlendirilmesi iddiası ve ilgili altının standartlara uygun kabul edilmesi, denetimin yalnızca biçimsel bir prosedüre dönüşüp dönüşmediği sorusunu doğuruyor.

Madagaskar bu konudaki tek vaka da değil. Kolombiya’da suç örgütleriyle bağlantılı madencilik faaliyetlerinden gelen altının uluslararası tedarik zincirlerine girdiği, Papua Yeni Gine’de çocuk işçiliği ve istismar iddialarıyla bağlantılı altının büyük bir rafinerinin iştiraki tarafından satın alındığı ve Amazon’daki yasadışı altın ticareti bilinen ve tartışılan konular.

LBMA’nın 2021’de İstanbul Altın Rafinerisi’nin Moritanya’da zorla çalıştırma iddialarıyla bağlantılı küçük ölçekli madenlerden altın tedarik etmesine ilişkin uyarıları değerlendirdiği, ancak kural ihlali olmadığı sonucuna vardığı da aynı araştırmada yer alıyor.

Türkiye’deki ayrı soruşturma

Hatırlayacak olursak İstanbul Altın Rafinerisi’nin adı, Madagaskar sevkiyatından bağımsız olarak Türkiye’de yürütülen bir soruşturmayla da gündeme gelmişti. Ekim 2025’te düzenlenen operasyonda şirketin sahibi Özcan Halaç ile genel müdürünün de aralarında bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı, 20 kişi tutuklandı.

Gazeteci Bahadır Özgür’ün haberinde aktarıldığı üzere savcılık verilerine göre kıymetli metal ve altın bileşenleri ihracatı adı altında toplam 543 milyon 634 bin 253 dolarlık ihracat yapılmış; bu işlemler üzerinden Merkez Bankası’nın yüzde 3 oranındaki döviz dönüşüm desteği usulsüz biçimde alınmış ve kamu 12 milyon 537 bin 560 dolar zarara uğratılmıştı. Soruşturma kapsamında ihracat belgeleri, şirketler arasındaki işlemler ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması iddiaları da gündeme gelmişti.

Suç ağı

Madagaskar’dan İstanbul’a uzanan olay, yasadışı üretim ile yasal ticaret arasındaki sınırın yalnızca kaçakçılık yöntemleriyle değil, kurumsal onay ve denetim süreçleriyle de aşılabildiğini gösteriyor. Altının kaynağına ilişkin belgeler doğrulanmadığında, bağımsız denetimlerin yerini şirket beyanları aldığında ve ihlaller etkili yaptırımlarla karşılanmadığında, sertifikasyon sistemi riskleri önleyen bir mekanizma olmaktan çıkarak yasadışı altının dolaşıma girmesinde etkili oluyor. Görüldüğü üzere yasadışı altını çıkaran şirketlerden bu altının dolaşıma girmesini mümkün kılan aracılara, rafinerilere ve standartları uygulamakla yükümlü kurumlara uzanan bir hesap verebilirlik sorunu bulunuyor.

Küresel maden sermayesi sadece Madagaskar’da değil; Gana, Mali, Burkina Faso, Nijer, Tanzanya ve Filipinler’de de çocuk emeğinin sömürüsüyle yasal ve yasadışı altın madenciliği faaliyetlerini yürütüyor. Farklı ülkelerde komprador maden burjuvazisi öbekleri yaratarak veya farklı şirket yapılarıyla işbirlikleri kurarak riskin önemli bölümünü yerel partnerlerine yüklerken, kurumsal itibarlarını uluslararası kuruluşların sertifikasyon ve prosedürleriyle temiz tutmayı amaçlıyor. Yasadışı altın madenciliği vergi, iş güvenliği, ücret, çevre koruma ve resmi finansman maliyetlerinden kaçındığı için yüksek kâr sağlıyor. Yüksek kârlar da suç ve usulsüzlük ağlarının hem coğrafi yayılımını hem de örgütlenme kapasitesini besleyen başlıca etmeni oluşturuyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et