Sel basar, vardiya bitmez
İstanbul’da sağanak nedeniyle iki gün üst üste okullar tatil edildi. Ancak MESEM’li çocuklar işyerlerinde çalışmaya devam etti. Okula giderken tehlikeli bulunan yol, işyerine giderken güvenli hale gelmedi. Çocuklar, can güvenlikleri hiçe sayılarak patronların sömürüsü sürsün diye çalıştırıldı. Kocaeli’de Ford Otosan’ın çeşitli alanlarını da su bastı. İşçiler, bazı bölümlerdeki kısa süreli duruşlara rağmen üretimin sürdüğünü anlattı. Ford İşçi Bülteni üretimin durdurulmasını isterken bir işçi sordu: “İçerde bir yerde elektrik kaçağı varsa ne olacak?” İşçi, elektrik çarpmasından korkuyor; patron üretimi sürdürüyor. İşçinin sağlığını bozan, bedenini tüketen çalışma düzeni, sel sırasında doğrudan canını tehdit ediyor. Üretimin durmasıyla kaybedilecek kazanç, işçinin yaşamından daha önemli görülüyor.
İşçi suyun içindeyken kurul nerede?
Elektrik panolarına ve makinelere ulaşan su, ölümcül tehlike yaratabilir. Su altında kalan çukurlar, kapanan kaçış yolları, sürüklenen malzemeler tahliyeyi güçleştirir. Kimyasalların bulunduğu bölümlerde suyla birlikte tehlikeli maddeler de yayılabilir. Böyle bir ortamda üretimi sürdürmek için işçiye “dikkatli ol” demekle sorumluluktan kurtulunamaz. Meteoroloji uyarılarının ardından gerekli önlemler alınmalı; tehlike altındaki bölümlerde üretim güvenli biçimde durdurulmalı, enerji yetkili kişilerce kesilmeli ve çalışanlar güvenli alanlara alınmalıdır. Acil durum planı bunun için hazırlanır. İşçi suyun içinde çalışmaya devam ederken dosyadaki imzaların onu korumadığı açık. 6331 sayılı Kanun’un 11 ve 12. maddeleri, acil durumlara hazırlanmayı ve ciddi, yakın, önlenemeyen tehlike karşısında güvenli tahliyeyi işverenin yükümlülüğü sayıyor. 13. madde ise çalışmaktan kaçınma hakkını düzenliyor. İşçi, ciddi ve yakın tehlike karşısında işçi sağlığı ve iş güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurabiliyor. Talebi kabul edildiğinde önlemler alınana kadar ücret ve diğer hakları korunarak çalışmaktan kaçınabiliyor. Tehlikenin önlenemez olduğu durumda karar beklemeden tehlikeli bölgeden ayrılabiliyor. Murat Uysal’ın Evrensel’de yayımlanan haberinde, yağmur altında tabela montajına döndükten sonra elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren Mazlum Gürbüz’ün arkadaşı, neden çalıştıklarını anlatıyor: “İşten çıkarılma korkusuyla mecbur kaldık, çalıştık.” Çalışmaktan kaçınma hakkının önündeki engel tam da bu korku. Sendikanın sorumluluğu, işçinin bu tehdide tek başına göğüs germesini beklememektir. Peki, sendikalı bir fabrikada bile işçiler üretimin durdurulmasını isterken çalışmaya devam ediyorsa bu hak nasıl kullanılacak? İşçi sağlığı ve iş güvenliği kurulu nerede? İşçi temsilcileri ve sendika yöneticileri ne yapıyor? İşten atılma, ücretinin ve priminin kesilmesi korkusuyla çalışan işçinin tek başına amirine karşı çıkması bekleniyor. İşçi örgütlü gücüyle sahip çıkmadığında, kanundaki hak da patronun engeline takılıyor. Sendikalar tam burada sorumluluk almak zorunda. Kurulu derhal toplantıya çağırmak, tehlikenin giderilmesini istemek ve çalışmaktan kaçınma hakkını kullanacak işçilerin yanında durmak gerekir. Hayati tehlike sırasında bile işçiyi yalnız bırakan sendikal anlayış, patronun üretim baskısını güçlendirir.
İşe giderken ölmek
Tehlike fabrika kapısında bitmiyor. İşçiler servise ulaşmak için sel suyundan geçiyorsa, araçlar su basmış güzergâhlara gönderiliyorsa güvenli tahliye sağlanmış değildir. Vardiyayı başlatırken de bitirirken de işçinin hangi yoldan, nasıl ulaşacağı gözetilmelidir. 9 Eylül 2009’da İstanbul’daki selde Pameks Tekstil’in yedi kadın işçisi yaşamını yitirdi. Kadınları taşıyan kapalı kasa yük minibüsü sel sularının arasında kalmıştı. İşçiler yük aracında işe taşınıyordu. Kadın işçiler, yolcu taşımaya uygun olmayan yük aracında işe götürülürken öldü. Bugün suyun içinden servislere yürüyen işçilere bakarken bu ölümleri hatırlamak gerekiyor. Güvenli ulaşım sağlanamıyorsa işçi yola çıkarılmamalı. İşyerinde kalanlar için güvenli bekleme ve tahliye koşulları oluşturulmalı. İşçinin canını korumak için çalışamadığı günün bedeli de ücretinden kesilmemeli. Afet sırasında ücret ve hak kaybı olmadan çalışmaya ara verilmesi, sendikaların ortak talebi olmalıdır. Çırak ve stajyerler de 6331 sayılı Kanun’un kapsamında. Millî Eğitim Bakanlığı, işletmeye gönderdiği MESEM’li çocuğun yaşamından sorumlu. Eğitime ara verme kararları işletmelerdeki eğitimi de açıkça kapsamalı; çocukların çalıştırılmasına izin verilmemelidir. Okullar kapatılırken çocukların atölyelerde çalıştırılması da su basan fabrikada vardiyanın sürdürülmesi de sermayenin aynı dayatması: İşçinin yaşamı pahasına üretime devam. Yağışın şiddeti, alınmayan önlemlerin ve çalıştırma kararlarının üzerini örtemez. Fabrikayı su bastığında üretimi durdurmayıp işçileri çalıştırmaya devam edenler, doğacak sonuçlardan sorumludur. Bir işçi öldüğünde “doğal afet” denilerek kapatılmak istenen tartışma, daha işçiler hayattayken açılmalı. İşçi öldükten sonra ‘doğal afet’ diyecek olanlara bugün sormalıyız: Tehlike biliniyorken üretim neden durdurulmadı?”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et