15 Ekim 2026 00:09

Riyad: Alevlendirdiği savaşın rehinesi!

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki tansiyon tırmanmaya devam ediyor. Son olarak Husiler, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerinin ve havaalanlarının ‘meşru’ hedef olduğunu duyurdu. Suudi Arabistan Yemen’deki askeri faaliyetlerine son verene kadar saldırıların süreceğini duyuran Husiler, Yemen içinde de Riyad destekli koalisyona karşı ilerlemeye devam ediyor. 

Yemen içindeki durumdan başlayarak genel duruma göz atmak “Husiler neden saldırılarını yoğunlaştırdı?” ya da “Suudi Arabistan’ın politikası ne?” gibi soruları cevaplamaya yardımcı olabilir.

Yemen’de Husilerle Riyad destekli koalisyon arasındaki savaşın göbeğinde elbette Bab El Mendeb Boğazı’nın kontrolü var ancak boğazı ele geçirmek yetmez; elde tutmak da gerekir. Bu nedenle Husiler Bab El Mendeb’i güvence altına almak, boğaza uzanan hatları kesmek ve koalisyonun olası karşı harekatlarını zorlaştırmak için Taiz’e yöneldiler. Taiz’i en az 30 farklı noktadan kuşatmış olan Husiler kente uzanan askeri-sivil lojistik hatlarını sıkı sıkıya denetliyor. Taiz’i ele geçirmek Husilere sadece Bab El Mendeb çevresinde çok geniş bir bölgeyi kontrol etme avantajı vermeyecek aynı zamanda koalisyonun kalesi durumundaki Aden kentine uzanan yolları da kesmelerini sağlayacak. Sonuçta Bab El Mendeb Kızıldeniz’in kapısıysa Aden Körfezi o kapıya açılan deniz yolları demek!

Aslında Husilerin Yemen içindeki saldırılarının önceki haftalarda olduğu kadar yoğun olmadığı da dikkatlerden kaçmamalı. Bu durumu bölgeden bazı uzmanlar Husilerin yorgunluğuna, güç kaybına bağlıyor ancak Yemen içinde yeni bir strateji ile hareket etmeye başlayan Husilerin ağırlığı Suudi Arabistan’a verdiğini söylemek daha doğru olur.

Husiler bu yeni strateji çerçevesinde Yemenlilik kimlik vurgusunu öne çıkarıyor. Yani Taiz başta olmak üzere kuşattıkları yerlere yönelik bir taraftan da müzakere girişimleri sürüyor. Bu girişimlerde ise “Birbirimizle savaşıyoruz ancak iki taraf da Yemenli. Bizim düşmanımız siz değilsiniz, Suudi Arabistan. Kan dökülmesini istemiyoruz, şehri bize teslim edin” şeklinde özetlenebilecek bir diplomasi yürütülüyor. Bu söylemin Husiler lehine sonuçlarını kesinlikle küçümsememek gerek. Şu anda Yemen’de Suudi Arabistan’ın başını ağrıtan en önemli sorun Husilere karşı Yemenli kabileleri birleştirmeyi bir türlü başaramamak. Bazı kabileler “Husilerle sorunumuz yok, neden savaşa girelim?” derken, Birleşik Arap Emirlikleri gibi farklı kesimlere yakın kabileler ise Suudi Arabistan’ın bu ülkelerle ilişkilerini gözeterek karar alıyor.

Yemen’deki güçlü kabilelerin bir kısmı ile anlaşan Husilere dair Türkiye’de ve uluslararası medyada sıkça düşülen bir hataya da değinmeden geçmek olmaz; Husiler yüzde yüz İran komutlarıyla hareket eden bir örgüt olmadığı gibi Şii de değil Zeydi. Ancak bu durum Husilerin ya da daha doğru bir isimlendirme ile Ensarullah’ın Sünnilere kapalı olduğu anlamına gelmiyor. Husi güçlerinin savunma bakanlığı gibi çok kritik pozisyonlarda Sünniler var. Bu nedenle Yemen içindeki savaş bir mezhep savaşı hele de İran’ın Yemen’deki ‘tetikçileri’ ile yapılan bir savaş kesinlikle değil. Kaldı ki 300 binden fazla savaşçısı ile Ensarullah, Suudi Arabistan’ın kesinlikle yok sayamadığı bir gerçek.

Suudi Arabistan tarafından desteklenen koalisyonun ise son birkaç haftadır yeni takviyelerle askeri kapasiteleri arttırıldı ancak hâlâ savaşçı sayısı, askeri tecrübesi ve en önemlisi de motivasyonu Husilerin çok gerisinde. Buna ek olarak Riyad hâlâ Husilere karşı ne Arap ülkelerinden ne de uluslararası toplumdan istediği desteği alabildi. Aslında Husilerin saldırılarını yoğunlaştırmalarının birkaç sebebinden biri de bu; Suudi Arabistan hem Yemen içinde hem de uluslararası platformda yalnızken mümkün olduğunca zorlamak ve müzakere yolunu açmasını sağlamak. Husiler de Yemen’de yeni kurulacak yapının Riyad’ın onayı olmadan kurulamayacağını biliyor. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Husilerin kontrol ettiği bölgeye yönelik yaptırımları ve blokajı iyice sıkılaştırması içerideki baskıyı artırıyor.

Suudi Arabistan hâlâ Husilerle doğrudan müzakereye dair bir işaret vermiş değil. Yemen sahasındaki durum müzakere durumunda Husilerin masaya avantajlı oturacağının en önemli göstergesi.

Aslında Suudi Arabistan’ın tırmanmaya devam eden gerilime dair “Bab El Mendeb Boğazı’nın güvenliği sadece bizim sorunumuz değil. Bu boğazdan taşınanların alıcıları da ellerini taşın altına koymalı” şeklindeki çıkış dışında net bir politika ortaya koymadı hâlâ ve bölge ülkeleri dahil dünyanın geri kalanı bu gerilimi uluslararası sonuçları olan yerel bir gerilim olarak görüyor şimdilik.

Husilerin iki koldan savaştığı; Yemen’de güneye yönelirken Suudi Arabistan’ı hedef almak için de kuzeye tahkimat yaptığı biliniyor. Başkent Riyad’dan Aramco tesislerine ve Kuzey-Güney boru hattına kadar Suudi Arabistan Husilerin menzili içinde. Bu durum sadece petrol gelirlerini düşürmekle kalmıyor bir süredir ekonomisini çeşitlendirmeye ve turizm gibi alanlara büyük yatırımlar yapan Suudi Arabistan’ı birkaç cepheden sıkıştırıyor.

İsrail’in Haaretz gazetesi İsrail’in Suudi Arabistan’a askeri yardım teklif ettiğini ancak Riyad’ın bunu reddettiğini yazdı. Keza sık sık görüşen İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının son telefon konuşmasında “İran’ın Husilerle Riyad arasında arabulucu yapabileceğine dair” teklif gündeme gelmiş.

Riyad artan baskıya paralel olarak istediği uluslararası desteği alamazsa İran’a mı kapıyı aralar, İsrail’e mi ya da Husilerle müzakere sinyali verir belirsiz, ancak tıpkı Trump gibi Riyad’ın da önünü ardını düşünmeden giriştiği bir saldırı ile alevlendirdiği bir savaşın rehinesi durumuna düştüğü söylenebilir. Hatırlanacak olursa yaklaşık 4 yıl devam eden ateşkesin bozulmasının sebebi sivil bir İran uçağının Yemen’e girmesi olmuştu. Kimisi uçakta Husilerden bir heyetin olduğunu söylüyor kimisi İranlı askeri danışmanların. Hâlâ aydınlatılmayan bir başka nokta da uçağın inişine engel olunması için pistlerin vurulması emrinin nereden verildiği! Vur emrini Riyad destekli koalisyon ya da bizzat Riyad vermiş olsa da Yemen içinde askeri yapı organize edilmeden, kabilelerin kararları dikkate alınmadan girişilen savaşın Suudi Arabistan’a faturası oldukça kabarık. Muhtemelen Suudi Arabistan ve koalisyon Hürmüz krizi ile gözlerin çevrildiği Bab El Mendeb konusunda bütün dünyanın ayaklanacağını varsayarak kırılgan statükoyu tek kararla yıkıp savaşı alevlendirdi ancak bir kez daha evdeki hesap çarşıya uymadı.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et