İktisatçılar kabilesinin yeni totemleri
İktisat literatüründe “iktisatçılar kabilesini” inceleyen “Life Among the Econ” başlığında, birkaç yıl önce hayatını kaybeden Axel Leijonhufvud’un (bundan sonra Axel) kaleme aldığı eski bir metin vardır. Axel, bu makalesinde hayali bir antropolojik incelemeye soyunur: “İktisatçı (Econ) kabilesi, Uzak Kuzey'in uçsuz bucaksız topraklarında yer alır. Toprakları dışarıdan gelenlere kasvetli ve puslu görünür; buralarda seyahat etmek oldukça zahmetlidir. Ancak İktisatçılar, uzun bir uyum sürecinin ardından, bu topraklardan bir şekilde geçimlerini sağlamayı öğrenmişlerdir. Atalarından kalma topraklarına karşı samimi, bazen de şiddetli bir bağlılık duyarlar; gençleri, komşuları olan Polsci'lerin (Siyaset Bilimciler) ve Sociog'ların (Sosyologlar) daha konforlu yaşamlarına karşı küçümseme duygusuyla yetiştirilirler. Ortak bir genetik mirasa sahip olmalarına rağmen bu kabilelerle ilişkileri gergindir; ortalama bir İktisatçının bu komşularına duyduğu güvensizlik ve hor görme, karşı tarafça da fazlasıyla karşılık bulmaktadır. Komşularla sosyal etkileşim, sayısız tabu nedeniyle engellenmiştir. İktisatçıların aşırı kabileci, hatta yabancı düşmanı tutumları, dışarıdan gelen biri için buradaki yaşamı zor, hatta biraz tehlikeli kılmaktadır. Muhtemelen bu durum, İktisatçıların şimdiye kadar sistematik olarak incelenmemiş olmasını açıklamaktadır. Sosyal yapıları ve yaşam biçimleri hakkındaki bilgiler parçalıdır ve yeterince doğrulanmamıştır. Bu ilginç kabile üzerine daha fazla araştırmaya acilen ihtiyaç duyulmaktadır.”
Son günlerde Türkiye’de yaşananlar bana bir kere daha bu makaleyi hatırlattı. Günümüz Türkiye’si için bu kabileye bir kez daha bakmak belki iyi olur diye düşündüm. Ama amacım o kadar kapsamlı değil, Axel’in anlatısına ek olarak günümüzde bu kabilenin artık yalnızca üniversite bölümlerinde yaşamadığı görülüyor. Biraz oraya odaklanacağım. Görünen o ki kabilenin kimi üyeleri sabah derslerini veriyor, öğleden sonra bir şirketin yönetim kurulu toplantısında, akşam da televizyonlarda piyasalara güven telkin etmekle meşgul.
Axel’in makalesinde “model” kabilenin totemi olarak ortaya konuyordu. İktisadın meşhur modelleri. Birkaç eğri, birkaç denklem, kabullenmesi zor varsayımlar dizisi. Departmanın dışına çıkan bugünün iktisat kabilesinin ise yeni totemleri de var artık: yönetim kurulu üyeliği, danışmanlık, televizyon ekranı, hükümetlere yakınlık vb. Bilgi sahibi olunduğuna dair güçlü bir izlenim veren bu totemler kabile içinde de dışında da büyük önem taşıyor bir zamandır.
Bu bağlamda kabaca iç içe geçişlerin de olduğu üç tür ayırt edilebiliyor iktisatçı kabilesi arasında. Şüphesiz çeşitliliği artırabiliriz ama şimdilik sınırlı tutalım. Örneğin kabilenin önemi gittikçe artan bir türü olarak “kurul iktisatçısı”nı ele alalım. Bölümlerde pek görülmeyen bu tür, derse girme işi ile uğraşamayacak kadar meşguldür çoğu zaman. İşin hocalık kısmından bürokratik kısmına geçmiş bir temsilci konumundadır çoğunlukla. Kendisi daha çok şirketlerin yönetim kurullarında görülür. Şirket toplantılarına iktisat bilgisiyle katılır. Şirket de onun adını, ünvanını ve saygınlığını kendi bünyesine katar. İktisatçı para, ilişki ve etki alanı kazanır, şirket ise kararlarının uzman gözetiminden geçtiği izlenimini, win-win yani… Alan da veren de memnun görünür ama şu soru ortada kalır: kurul iktisatçıları özel çıkarla kamusal fayda arasında nerede durur?
Kabilenin bir başka üyesi, “hazır cevap iktisatçısı”dır. Ekonominin her gelişmesini anında açıklaması beklenir onlardan. Karmaşık bir olayı üç dakikaya sığdırmalıdır, ekranlarda ama en önemlisi sosyal medyada büyük büyük konuşmalı, her şeyi bildiğini düşündürmeli, herkesi küçümsemeli, hatta başkalarına saldırmalı, gündem yaratmalı, sahip olduğu konforu herkesin gözüne sokmalıdır. Ancak sergilenen bu her şeyi bilme hali, diğer açıklamaları görünmez kıldıkça hazır cevap iktisatçımızın kamusal fayda ile özel çıkar sağlama arasındaki pozisyonu iyice muğlak bir hal alır. Özel üniversiteler bayılır mesela kabilenin bu üyelerine. Müşterileri, pardon öğrencileri çekmek için çok önemlidir bu isimler, ders vermeseler de bölümlerde, görünürlük, tanınırlık iş yapar bu piyasada.
Kabilenin “koridor iktisatçıları” da vardır. Onların meziyeti kararın alınacağı odaya herkesten önce girebilmeleridir. Bu yakınlık onlara yararlı bilgiler sağlar şüphesiz. Ancak bu odalara girme hakkı çoğu zaman bazı soruları dışarıda bırakmayı gerektirir. Bu odalarda topluma sunulan resmin çerçevesi çizilmektedir. Bu grubu anlamak için gereken soru şu şekilde ifade edilebilir: Bu resim özel çıkarla kamusal fayda arasında nerede durur?
Bu figürleri kişilik özelliklerine indirgemek kolay fakat yetersizdir. İktisatçının bilgisi ortada bir yerlerde dolaşır. Şirketler, iktidarlar, medya çeşitli amaçlarla bu bilgiye ihtiyaç duyar, karşılığında gelir, erişim ve itibar sunar. Asıl sorun bu bilginin iktisatçı tarafından sunulma amacıdır. Amaç gelir, erişim ve itibar olduğu ölçüde, iktisatçı hangi soruları soracağını, hangilerini yanıtsız bırakacağını bu ilişkilerin içinde belirlemiş olur. Şirketin kârlılığına hizmet eden kararların toplumsal maliyeti, iktidarın başarı diye sunduğu politikaların geniş kesimler üzerindeki olumsuz etkileri, piyasalara güven çağrısının kimlerin varlıklarını koruduğu gözden kayboluverir. O zaman iktisatçının bilgisi, kamunun görmesini sağlamak yerine görmesini engellemiş olur.
Dolayısıyla şu soru önemlidir: Bir iktisatçının bilgisi, kamunun görmesini mi sağlıyor, yoksa görünmesi gerekeni mi engelliyor? Bu soru sadece akademideki iktisatçılar için geçerli değildir, özel sektörde çalışan uzman iktisatçılar da bu soruyu kendilerine sormalıdır.
Axel’in ifadeleri ile bitirelim: İktisatçılar için gelecek kasvetlidir. Sosyal yapıları ve kültürleri, sonsuza dek yok olmadan önce şimdi incelenmelidir.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et