PISA ve Manisa: Türkiye’de öğrenci çağ nüfusunun %90’ı güvenli okul ortamından mahrum mu?
Türkiye tüm çocukları etkileyen kronik okul şiddetini pek görmüyor, yaralamalı ölümlü bir saldırı olursa ancak gündem oluşturuyor. Maalesef bir çocuğun onlarca çocuğu yaraladığı silahlı bir okul saldırısı ile daha karşı karşıya kalındı, okul şiddeti haftanın gündemleri arasına girdi.
Okul şiddeti ve genel olarak şiddet çoğu kez resmi sorumlularca bireye veya aileye, belli bir durumsallığa bağlanarak geçiştirilmeye çalışılıyor, oysa gerek tüketim, başarı, refah, rekabet, kariyere bağlanmış bir birey anlayışı gerekse daha makro olarak sermaye birikimine dayalı bir kapitalizm hem bireysel düzeydeki şiddetin hem de daha makro toplumsal düzeydeki işgallerin geri planında ana faktörlerden birini oluşturuyor. Gelenek, konvensiyonalizm, totalitarizm bir yandan ve narsistik otoriter eğilimler diğer yandan iki farklı düzeyde şiddeti artırıyor. Hem kolektif hem narsistik düzeydeki şiddette neomuhafazakar liberalizmin veya kapitalizmin kritik bir etkisi bulunuyor.
Bugün yine bizzat kapitalist organizasyonlardan birini oluşturan OECD’nin yaptığı PISA sonuçlarından hareketle konuya değinmeye çalışacağım.
PISA 2022: Okulları çeteler, zorbalık sarmış, aşağılama günlük olay
8 Aralık 2023’te “MEB’in ‘aile’ meselesi ve PISA sonuçları: Her yerde ayrımcılık, zorbalık ve çeteleşme” başlığı ile bu köşede 2022 PISA sonuçlarının ortaya koyduğu ayrışma ve zorbalık sonuçlarını değerlendirmiştim: “Son dört hafta içinde Türkiye’de yaklaşık her dört öğrenciden biri; bir öğrencinin başka bir öğrenciyi yaralamakla tehdit ettiğini (yüzde 28.5), okul sınırlarında birinin yaralandığı kavgalara şahit olduğunu (yüzde 26.9) ve okulda çeteler gördüğünü (yüzde 25.6) bildirmiştir. Ek olarak Türkiye’de okulda silah veya bıçak taşıyan öğrenci gördüğünü bildiren öğrenci yüzdesi (yüzde 25.7), yüzdesi en yüksek ülkeye (yüzde 30) en yakın olan değerdir.
En az ayda birkaç defa şiddet yaşadığını bildiren öğrenci oranları… “Diğer öğrenciler benimle alay etti.” (yüzde 15) (sözel zorbalık), “Diğer öğrenciler beni bilerek yalnız bıraktı.” (yüzde 12) (ilişkisel zorbalık), “Diğer öğrenciler hakkımda çirkin dedikodular çıkardı” (yüzde 10) (ilişkisel zorbalık).”
PISA 2025: Son 1 ayda birkaç kez zorbalığa maruz kaldım %21,4, okulda zorbalık %48
PISA 2025 bilgilerine göre Türkiye’de PISA sınavına katılan öğrencilerin %21.4’ü okulda son ay içinde zorbalık türlerinden en az birinden birkaç kez zorbalığa maruz kaldığını ifade ediyor.

“Diğer öğrenciler benimle alay etti.” (yüzde 15,7) (sözel zorbalık), “Diğer öğrenciler hakkımda çirkin dedikodular çıkardı.” (yüzde 9,5) (ilişkisel zorbalık).” “Diğer öğrenciler tarafından itildim veya şiddete maruz kaldım” (yüzde 3.8) (fiziksel zorbalık), “Diğer öğrenciler tarafından tehdit edildim” (yüzde 3.2) (tehdit edilme).
PISA 2025’te siber zorbalık da sorulmuş bulunuyor. “Benimle ilgili rahatsız edici bilgiler iznim olmadan çevrim içi ortamda yayımlandı” davranışını deneyimleme sıklığını “ayda birkaç̧ defa” veya “haftada bir ya da daha fazla” olarak bildiren öğrencilerin oranı (yüzde 3.0) ile hem zorbalığa hem de siber zorbalığa maruz kalan öğrencilerin oranı verilmiştir (yüzde 2,6), ikisinden birini yaşayan %3.9.
PISA Türkiye okulda zorbalığın yokluğunu yüzde 52.1 olarak vermiş. Yani okulların %48’i zorbalıkla karşı karşıya kalıyor.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalma: %8,1 ve çok daha fazlası
PISA’ya göre bir öğrenci, tüm ülkeler genelinde zorbalığa maruz kalma indeksinde ilk %10’luk dilimde yer alıyorsa sıklıkla zorbalığa maruz kalmaktadır. Türkiye’deki öğrencilerin %8.1’i zorbalığa maruz kalma indeksinde ilk %10’luk dilimde yer almaktadır. Bu nedenle Türkiye’deki öğrencilerin %8.1’i sıklıkla zorbalığa maruz kalanlar olarak sınıflandırılmıştır.” (PISA 2025 Türkiye Raporu, s.182).
Yalnızca zorbalığa uğrayanları/mazur kalanları değil bizzat zorbalık yapanları da bu sayılara ve oranlara eklemek gerekiyor. O halde sayılar daha da artıyor.
Okul dışında kalanlar ise zaten zorbalığa okuldan çok daha fazla açık bulunuyor.
Kayıtsız, devamsız, açık okullar ve MESEM: Güvenli ortamdan tümden mahrum mu?
Hiç hesap kitap yapmadan zaten okul dışında kalmış olanların güvenli okul ortamından uzak düştüğü kestirilebilir. Açık, MESEM, kayıtsız, devamsız çağ nüfusu geçen hafta değindiğim üzere %60’lar civarında.
Ayrıca devamlı gözüküp son 15 günde arada devamsızlık edenler %68.
15 yaşındakilerin %90’ı güvenli okul ortamından uzak mı?
PISA evreninde, geçen hafta değindiğin üzere, çağ nüfusunun %40 kadarının yer aldığı tahmin edilebilir. Yani %60 zaten MESEM, Açık Okul, devamsız veya kayıtsız durumda.
Okulda devamlı durumda gözükenlerin (yüzde 40 gibi bir oran) bile, bunların da %68’i son iki haftada en az bir gün okula gelmemiş veya gecikmeli gelmiş durumda. Yani yüzde 40 evrendekilerin yüzde 68’i, çağ nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u devamsızlık yapıyor.
Ayrıca yine PISA evreninde yer alan %40’ın %21’i de son ay içinde bir zorbalığa uğradığını ifade ediyor. Bu da toplam çağ nüfusunun %10’una karşılık gelir.
Sadece okul dışı ve son iki hafta devamsızlık yapanları toplarsak: %60 (evrende örneklemde yer almayan güvensiz ortamdakiler) + %30 (okula devamlı gözüktüğü halde son iki haftada dersten veya okuldan en az bir kez kaçanlar) 15 yaş çağ nüfusunun yüzde 90’ı ediyor.
Sadece beslenme örneği: Ücretsiz okul yemeği bulamayan %90’dan fazla mı?
Bazı okuyuculara %90 oranına yönelik soru acaba abartılı mı diye çağrışım yapabilir.
Gerçekte yaşananların bu orandan da daha yüksek olabileceğine dair bir gösterge “okulda içme suyu” ve “beslenme/okulda bir öğün yemek” durumunu dikkate almaları halinde oranın daha da yükselebileceğini rahatlıkla kestirebilirler. Okullarda öğrencilere düzenli su ve yemek sunuluyor mu? Bunun oranı nedir?
Maalesef, Adana’da 2025 Eylül ve 2026 Ocak arasında topladığımız öğrenci deneyimleri “Çoğu gün okul yemeğinden yedim” diyen öğrenci oranı
- İlkokulda %1.9,
- Ortaokulda %7.5,
- Liselerde/ortaöğretimde %9.9 düzeyinde kalmaktadır.
Yani okulun güvenli bir ortam sunma, en asgari düzeyde bir öğün yemek sunma durumu kademelere göre yüzde 2 ile 10 arasında sınırlı kalmaktadır.
Resmi Ayrımcılık Hali: %85’i yerel yerleştirmede/ niteliksiz okulda
Bizzat bakanlık ifadesi ile merkezi yerleştirme ile öğrenci yerleştirilmeyen okullar “niteliksiz” okullar olarak ifade edilmişti, halkın ifadesi ile başarısız okullar. Liseye geçişte 2026 için merkezi yerleştirme puanı ile yerleştirilecek öğrenci kontenjanı 198 bin 905 kişi idi ve bu çağ nüfusunun yüzde 14.9’una karşılık geliyor. Bunların arasında da İmam Hatip ve Mesleki Teknik okullar bazen kontenjanını bile dolduramıyor veya belli bir kısmı ancak çok düşük puanla öğrenci bulabiliyor.
İki Ana Ölçüt: Nicelde kapsayıcılık ve içerikte nitelik
PISA raporunda da iki ölçüte vurgu var: Nicelik olarak tüm çocukların okulda olması (kapsayıcılık) ve nitelikli temel bilgi ve becerilerin kazandırılabilmesi.
Çağ nüfusunun çoğu okulda değil maalesef, olan da nitelikli bir ders dağılımı ve nitelikli bir eğitim öğretimden uzak maalesef.
Dostluk, dayanışma, güven: Toplumsal eşitlik ve kamusal güvence
PISA 2025 sonuçlarına göre güvenli ortam kritik ölçütlerin başında geliyor. Aile desteği, güçlü öğretmen desteği, güvenli bir okul çevresinin ve olumlu sınıf iklimi hem zorbalığı azaltıyor hem de akademik başarıyı yükseltiyor.
Nitelikli ve niteliksiz, farklı türde okul ayrımlarının kaldırılması, tüm okullara su ve bir öğün yemekten başlanarak hem fiziki hem de nitelikli şartların sunulması gerekiyor, dostluk ilişkileri de bunun orta terimini oluşturuyor.
Tek başına ortam ve eşitlik yaratıcılık ve özgürlüğü garanti etmiyor
Tüm Dünyada eşitsizlikler, toplumların dağılması, varoluşsal sancılar, bireylerin anomisi her geçen gün artıyor, bu da dengesizlikleri sorunları büyütüyor. Yani güvenli ortam ve eşit olanaklar önemli bulunuyor.
Ancak güvenli ortam da yaratıcılıkları ve özgürlükleri garanti etmiyor ki, özellikle bireysel şiddette bu yaratıcılık eksikliği ve özgürlük eksikliği de diğer faktörlerle birlikte önemli bir rol oynamış olabilir. Yani bilgi beceri ve duyarlılıklarla birlikte yaratıcılıkların ve özgürlüklerin de desteklenmesi gerekiyor.
Dostlukla güvenceli güvenli yaratıcı özgür kişi ve toplumlar dileğiyle.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et