Kurgulu seçim, adalet ve Yeni Parti…
Türkiye’de çatışma konusu olmayan şey yok!
Sömürü aşırı yoğun, “çökme” fazlasıyla bol, özü eşitliğin görüntüde olanı ya da biçimselin de biçimseli olan bir tür hak ve hukuk ya da haksızlık ve hukuksuzluk olunca çatışma kaçınılmaz oluyor.
İşçi, yoksul ve küçük üretici köylü, kentli dar gelirli, küçük üretici/tüccar, esnaf, genci, kadını, işçileşmekte olan memuru, emeklisiyle emekçiler ve hakları zaten tekelci burjuvazinin hedefi. Emekleri ve gelirlerine çökülüyor ve buradan çatışma doğuyor.
Yetmiyor; emek ürünleriyle emekçilerin her tür geliri, ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakları nasıl sahiplenilip paylaşılacak, bu paylaşım ve tabii ki başta halk olmak üzere ülke nasıl yönetilecek– bunun kararlaştırılacağı bir çatışma da sürüyor. Saray rejiminin devamı amaçlanarak ve ülke tek sesli bir dikensiz gül bahçesine dönüştürülmek istenerek halkın yanı sıra burjuvazinin bir kesiminin de üzerine çullanılmış durumda.
Hiçbir hakkı tanınmayarak işçi sınıfı ve emekçi halk her tür yöntemle zapturapt altına alınmaya uğraşılırken burjuva muhalefete de hayat hakkı tanınmaması için elden gelen arda konulmuyor.
Sanki Saray belediyeciliğiyle belediyeleri sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi muhalif belediye ve belediyecilere operasyon üzerine operasyon düzenleniyor. “Bu kadarı da olmaz” dedirtecek baskı ve ikna yöntemleriyle transferler yaşanıyor. Muhalefet bölünmeye çalışılırken ana muhalefet izne bağlanmak isteniyor. Amaç ortada: Saray düzenini zora sokmayacak bir siyasal ortam yaratmak!
Aramakla bulunmaz hale sokulan adaletin bakanı açık konuşuyor: “2028 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek.”
Türkçesiyle, kimse olağan bir seçim beklemesin, bir oyun oynanacak demek bu! Sadece o değil Saray rejiminin bütün sözcüleri aynı minvalde konuşuyor.
Sadece amaç değil, tüm niyet ve her şey ortada. Çatışmanın bir tarafının çatışmaya yaklaşımı belli.
“İktidar iktidar…” sloganını yükselten, cumhurbaşkanı adayının ardından partisi bile elinden alınarak kendi içinde “çekişme”ye zorlanan ve yeni parti kurmak zorunda bırakılan ana muhalefet partisi lideri Özel “sonunda o sandık gelecek ve kazanacağız” demekle yetiniyor. Eleştirisi, Gürlek’in demokrasiden nasibini almamış olmasıyla sınırlı. “Seçim kararı vermek 360 milletvekilinin işi” diyor. Oysa, açık konuşan Gürlek niyeti belli ediyor; sandık gelecek olsa bile, Erdoğan’ı “tekrardan seçtirmek için” gelecek. Hiç getirmemekten kaçınılacak, o çok kolay değil. Ancak tasarlanan da açık. Bunun önlemleri çoktan alınmaya başlandı. Yetmedikçe herhalde yenilerinin alınacağı daha açık söylenemez. Ve zaten önlemin ardı arkası kesilmiyor. Planlanan, sonucu belli bir seçim.
Tamam, tabii ki sandık, seçim olmadan halk iradesi belirlenemez. Ancak seçim var, seçim var! Propaganda serbestliğiyle düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün ve tabii ki en başta seçme seçilme hakkının engelsizce kullanılabildiği seçim vardır. Guguş oynamaktan farksız; siyasal özgürlüklerin ekonomik gerçekleşme koşullarının bulunup bulunmamasını geçtik, isteyenin aday olamadığı, olmak isteyenin sudan ve düzmece sebeplerle engellendiği, iktidar sahiplerinden başkasının özgürce propaganda yapamadığı, seçim çalışmalarının idare ve kollukça engellendiği… göstermelik seçim vardır. Bu ikincisine geçtiğimiz hafta sonu yapılan, Putin ve partisinden başkasına kazanma şansı tanınmayan Rusya seçimleri örnektir.
Öyleyse seçim ve sandık demenin yetmediği, yetmeyeceği tartışmasızdır. Gereken, demokratik hak ve özgürlükler mücadelesidir.
Kendisine başka çare bırakılmayan Özgür Özel yüzünü halka dönmüştür. “Birlikte yürüyeceğiz”, “hep beraber kazanacağız” demekte, emeğin ve emeklinin sorunlarını dile getirmektedir. Sosyal demokrattır. Bir de tam istismarcılar ve Mansur Yavaş gibi kuzu postuna bürünüp sureti haktan görünenler olduğu için yüzünü halka dönüp sosyal sorunları dillendiren demokrat olmak şüphesiz iyidir. Ama “hep birlikte”nin doğal sonucu halk iktidarıyken “Yeni Parti iktidarı”nı hedef göstermesi ve işçiyle “işveren”in birlikte kurtulacağı bir düzen vaat etmesi olacak şey değildir.
Tabii ki öncelikli hedef Özel ve muhalifler değil, Saray iktidarıdır, ancak eleştiri ihtiyacına da yok denemez.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et