22 Eylül 2026 00:10

Soygun düzeni

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Tıkır tıkır işleyen bir soygun düzenimiz var.

Beş yılda bir, adil olmayan seçimle, padişah yetkilerine sahip bir başkan seçiyoruz. Hiçbir yetkisi olmaya, parti başkanlarının seçtiği, parti başkanları talimatıyla beş senede aşağı yukarı beş yüz kere elini kaldırıp indiren, menfaati için dün en büyük düşman ilan ettiği partiye geçen, altı yüz milletvekilimiz var (bizimkiler hariç). Ve başkana bağlı bir yargı sistemimiz. 

Hak aramak için sokağa çıkan yurttaşlara düşmana saldırı gibi saldıran yine başkana bağlı kolluk kuvvetlerimiz, başkanın politikalarına ve soygun düzenine itiraz mahiyetinde bir cümle kuranı yargıya havale eden “büyük gözümüz” var. Yirmi dört saat bütün yazılı ve görsel medyamız, sosyal medyamız gözetleniyor. Bazı kelimeler sürekli taranıyor. Halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma, terör propagandası, yalan bilgi yayma gibi muhalifleri susturma yasalarımız var. Büyük göz tarafından tespit edilmiş kişilere dava açan, yüzlerce kişi çalıştıran avukatlık bürolarımız var.

Konuşana dava, sokağa çıkana biber gazı ve cop.

Konuşan ve sokağa çıkan olmayınca ya da az olunca soygun düzeni gayet güzel çalışıyor.

Halktan, dünyanın en yüksek vergilerinden biri toplanıyor. Devlet ihaleleri ve belediye ihaleleri ile iktidar yakınları ve yandaşlarına toplanan devasa verginin büyük kısmı dağıtılıyor. Yine bu kişilere verilen paralı yollar ve köprüler sürekli halktan para topluyor.  Sahte enflasyon oranları ile asgari ücret, emekli maaşı ve ücretler artışları asgari seviyede tutuluyor. İşyerlerindeki artı değer sömürüsü ise sendikasızlık ve örgütsüzlük nedeniyle azami seviyede…

Bütün bu soygun düzeni yeterli değilmiş gibi, örgütsüz ve bilinçsiz halk şans oyunlarına, bahse, borsaya yönlendirilerek burada soyuluyor. Toplumsal kurtuluş yok diyorlar onlara. Sen akıllı ol kendini kurtar diyorlar. Gemisini kurtaran kaptan diyorlar. Ya sana çıkarsa diyorlar. Kısa zamanda bu işlerle zengin olabilirsin diyorlar ve ellerindeki son üç beş kuruşu da bu şekilde alıyorlar.

Hırsızlık yaptıklarını, bir gün çaldıklarının ellerinden alınabileceğini düşünerek de çaldıklarının önemli bir kısmını yurt dışına kaçırıyorlar. İsviçre bankalarına yatırıyorlar, gayrimenkul alıyorlar, yabancı şirketlere ortak oluyorlar.

Son borsa vurgunu da işte bu sistem içindeki olağan işlerden biridir. İlk defa da yapılmıyor.

Çare bilinçlenmek, örgütlenmek ve mücadele etmek.

Tıkır tıkır işleyen bir soygun düzenimiz var.

Beş yılda bir, adil olmayan seçimle, padişah yetkilerine sahip bir başkan seçiyoruz. Hiçbir yetkisi olmaya, parti başkanlarının seçtiği, parti başkanları talimatıyla beş senede aşağı yukarı beş yüz kere elini kaldırıp indiren, menfaati için dün en büyük düşman ilan ettiği partiye geçen, altı yüz milletvekilimiz var (bizimkiler hariç). Ve başkana bağlı bir yargı sistemimiz.

Hak aramak için sokağa çıkan yurttaşlara düşmana saldırı gibi saldıran yine başkana bağlı kolluk kuvvetlerimiz, başkanın politikalarına ve soygun düzenine itiraz mahiyetinde bir cümle kuranı yargıya havale eden “büyük gözümüz” var. Yirmi dört saat bütün yazılı ve görsel medyamız, sosyal medyamız gözetleniyor. Bazı kelimeler sürekli taranıyor. Halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma, terör propagandası, yalan bilgi yayma gibi muhalifleri susturma yasalarımız var. Büyük göz tarafından tespit edilmiş kişilere dava açan, yüzlerce kişi çalıştıran avukatlık bürolarımız var.

Konuşana dava, sokağa çıkana biber gazı ve cop.

Konuşan ve sokağa çıkan olmayınca ya da az olunca soygun düzeni gayet güzel çalışıyor.

Halktan, dünyanın en yüksek vergilerinden biri toplanıyor. Devlet ihaleleri ve belediye ihaleleri ile iktidar yakınları ve yandaşlarına toplanan devasa verginin büyük kısmı dağıtılıyor. Yine bu kişilere verilen paralı yollar ve köprüler sürekli halktan para topluyor. Sahte enflasyon oranları ile asgari ücret, emekli maaşı ve ücretler artışları asgari seviyede tutuluyor. İşyerlerindeki artı değer sömürüsü ise sendikasızlık ve örgütsüzlük nedeniyle azami seviyede…

Bütün bu soygun düzeni yeterli değilmiş gibi, örgütsüz ve bilinçsiz halk şans oyunlarına, bahse, borsaya yönlendirilerek burada soyuluyor. Toplumsal kurtuluş yok diyorlar onlara. Sen akıllı ol kendini kurtar diyorlar. Gemisini kurtaran kaptan diyorlar. Ya sana çıkarsa diyorlar. Kısa zamanda bu işlerle zengin olabilirsin diyorlar ve ellerindeki son üç beş kuruşu da bu şekilde alıyorlar.

Hırsızlık yaptıklarını, bir gün çaldıklarının ellerinden alınabileceğini düşünerek de çaldıklarının önemli bir kısmını yurt dışına kaçırıyorlar. İsviçre bankalarına yatırıyorlar, gayrimenkul alıyorlar, yabancı şirketlere ortak oluyorlar.

Son borsa vurgunu da işte bu sistem içindeki olağan işlerden biridir. İlk defa da yapılmıyor.

Çare bilinçlenmek, örgütlenmek ve mücadele etmek.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Kamil Tekin Sürek - Son Yazıları

Tüm Yazıları

Evrensel'i Takip Et