14 Ağustos 2026 00:09

PKK IRA olma yolunda, peki Türkiye İngiltere olacak mı?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

PKK’ye silah bıraktırmayı esas alan çerçeve yasa, geniş tartışmalar sonucu pazartesi günü 467 oyla TBMM’de kabul edildi. Kanlı çatışmalardan müzakere masasına uzanan süreç, elbette değişik evrelerden, aşamalardan geçerek bugünlere gelindi. 20 Mart 1993’te Beka vadisinde Öcalan ve Celal Talabani’nin de katılımıyla ilan edilen ilk ateşkes bugün gelinen sürecin başlangıcı sayılabilir.

Savaşın başlamasının dokuzuncu yılında ilan edilen bu ilk ateşkes, eğer karşılıklı tavizler üzerinden uzlaşmayla sonuçlanmış olsaydı, son 33 yılda on binleri bulan can kaybı, milyarlarca mal kaybı önlenebilirdi.

Dünya çapındaki örnekler arasında bir örnekleme yapıldığında PKK’nin silah bırakmasıyla İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) ile İngiltere arasındaki çatışmanın bitmesi arasında benzerlikler var. Süreç, PKK açısından IRA’nın izlediği yolu anımsatıyor.

Geçmiş mücadele tarihi İngiliz sömürgeciliğine karşı 1919-21’deki İrlanda bağımsızlık hareketine kadar uzanan, ağustos 1969’da silahlı mücadeleye dönüşen IRA-İngiltere savaşında değişik kaynaklara göre 3 bin 500’den fazla insan öldü.

1994’de, ABD’nin devreye girmesiyle IRA da ateşkes ilan etti.

İlk dört yılı adeta “bekleme hamleleri” ile geçen IRA’nın ateşkes süreci, 1998’de IRA ile bağlantılı siyasi parti Sinn Fein’in de dahil olduğu Hayırlı Cuma (Good Friday) Anlaşması ile ilk kez müzakere zeminine evrildi. 2001-2005 arasında çatışmaların bitirilmesi, silahların teslim edilmesi yerine kullanılmaz hale getirilmesi için bağımsız denetimciler gözetiminde aşamalı bir süreç yürütüldü. Ve 2005’te IRA silahlı mücadeleyi bıraktığını resmen ilan etti. Öcalan da, tıpkı o dönem IRA’nın formüle ettiği gibi, silahlı mücadelenin tıkandığını ve bir “kilitlenme” olduğuna dikkat çekmişti.

İngiltere, Kuzey İrlanda’nın, İrlanda ile birleşmesini reddetmeyerek masaya otururken, silahların bırakılması karşılığında Kuzey İrlanda’da IRA’nın temsil ettiği Katolik/ulusalcı kesimlerin Protestan/Unionist toplulukların birlikte yönetimde yer aldığı, özerk bir siyasi sistem oluşturuldu. Bununla da kalınmadı Kuzey İrlanda polis teşkilatı yeniden yapılandırıldı, çatışmalar sona erdikçe İngiliz askeri varlığı aşamalı olarak azaltıldı. Yine cezaevlerindeki birçok siyasi mahkum serbest bırakıldı. Böylece “Güneşin Batmadığı Krallık” IRA’nın mücadelesi karşısında tavizler vermek zorunda kalmıştı.

Türkiye’de ise görünürdeki tek adım 1 Haziran 2005’ten sonra PKK’ye katılanlara getirilen şartlı ve sınırlı af. Sisteme entegrasyon, haklar. Polis, asker... gündemde değil.

Uluslararası Bağımsız Silahsızlanma Komisyonu denetiminde silahların sustuğu, müzakere kapısının aralandığı dönemde IRA’nın legal kolu Sinn Fein zamanla hem Kuzey İrlanda’da hem de İrlanda’da önemli siyasi güç haline geldi. 1994 ateşkesinden ve Hayırlı Cuma Anlaşması sürecinden sonra Sinn Fein’in oyu ciddi şekilde arttı. 1997’deki seçimlerde yüzde 16.1 oy alan Sinn Fein, 2001’de oyunu yüzde 21.7’ye çıkardı. 2010’da yüzde 25.5, 2017’de yüzde 29.4 gibi rekor düzeyde oy aldı. Böylece Kuzey İrlanda’nın en büyük siyasi partisi haline geldi, parti üyesi Michelle O’Neill başbakanlık koltuğuna oturdu. 2024’teki genel seçimlerde yüzde 27 oy alırken, Büyük Britanya parlamentosuna en fazla (yedi) milletvekili gönderen parti oldu. Aynı yıl İrlanda Cumhuriyeti’ndeki genel seçimde yüzde 19 oyla 39 sandalye kazandı.

Böylece, “Birleşik İrlanda” fikrinin temsilcisi Sinn Fein, hem Kuzey’de hem İrlanda’da önemli bir güce dönüşmüş durumda. Uğruna mücadele eden “Bağımsız İrlanda” talebi unutulmuş durumda...

Silahlı mücadele devreden çıktıkça Sinn Fein’in güç kazanmasının benzer bir durumunun Türkiye’de DEM Parti geleneği için geçerli olup olmayacağını zamanla göreceğiz. Türkiye’nin İngiltere kadar ‘cömert’ davranmadığı açık. Üstüne üstlük kayyım atamaları, tutuklamalar devam ediyor...

Silahsızlanma ve barış sürecinde paralellikler ve tecrübeleri hem Türkiye devleti hem de Kürt tarafı ayrıntılı bir şekilde biliyor. Keza İmralı Heyeti Üyesi Prof. Mithat Sancar, daha önce IRA ve İngiltere deneyimini yerinde de incelemişti.

IRA’nın yeniden silaha dönmemesinde, İngiltere’nin verdiği tavizler ve devlet aygıtını yönetmede temsil olanakları yaratması rol oynadı. Türkiye’de ise iktidar, genel olarak sisteme muhalif, devletle hesaplaşma içinde olan Kürt hareketinin entegrasyonunu, devletle barışık halde yaşamasını önümüzdeki dönemin başlıca görevleri olarak görüyor. Tıpkı, sol-liberal bir çizgiye evrilen Sinn Fein gibi bir dönüşüm arzulanıyor. Kürt hareketi yıllarca karşı çıktığı sistemi değiştirme yerine parçası olarak restore etme çizgisine evrildiği takdirde, bugün anlaşmazlık gibi görünen birçok noktada tavizler verilebilir.

Devlet ve mevcut yönetim açısından sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceği tam da buna bağlı.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et