Meğer ev nelere kadirmiş!

Meğer ev nelere kadirmiş!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni bir yönetmelik yayınlayarak inşa edilecek yapılarda uyulması gereken standartları belirledi. Bu yönetmeliğe göre 1+0 daire artık resmen “yasak”, park ve meydanların altı otoparka dönüştürülecek, eski yönetmelikte merkezi iş alanı tanımı yapılırken olması gerekenler arasında sayıl

Sevda Karaca

BİREYSEL YAŞAM ENGELLEMEK İSTENİYOR

İlk tartışma “tek başına yaşam”ın bu algıyla “toplum düşmanı” olarak gösterilmesi.
Doç. Dr. Pelin Pınar Özden inşaat sektörü üzerinden canlandırılmaya çalışılan ekonominin en önemli araçlarından biri olduğunu anlatıyor 1+1 evlerin. Çünkü alım gücü olmasa da insanlar “şahlandırılan sektörün inanılmaz reklamları” ve teşvikler nedeniyle oturmak için değil ama yatırım için paralarını bu evlere yatırdılar. Böylelikle 1+1 ya da 1+0 daireler en çok prim yapan daireler olduğu için inşaat sektörünün tercihi oldu. Pelin hoca bu yasağın aynı zamanda “bireysel yaşamı engellemek, aile yaşamına müdahale etmek üzere” geliştirilmiş bir yöntem olduğunu söylüyor. “Bekar evleri, tek kişilik yaşam üzerine yaratılan korkunç algıyla insanlar kendi yaşamlarını kuramaz hale getiriliyorlar” diyor. Devletin bizzat TOKİ eliyle yaptığı 1+1 daire sayısının ise hiç de az olmadığını hatırlattığımızda “dönemsel anlayışlara göre kamu kaynakları heba edilemez. Ama görüyoruz ki ediliyor” diyor.

HÜKÜMET SOSYALLEŞTİRİR!

Bir diğer tartışma da her alana mescit zorunluluğunu getirilmesi üzerine yürüyor.
Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu işyerlerine, hastanelere, sitelere neredeyse her türlü yapıya mescit yapma koşulu getirdiğini, bunun bir dayatma olduğunu düşünüyor. Ayrıca eski yönetmelikte sosyal alan bulundurma zorunluluğunun ortadan kaldırılıp “mescit” zorunluluğu getirilmesini ise toplumun nasıl ve nerede “sosyalleşeceğinin” hükümet aklı tarafından belirlenmesinin bir örneği olduğunu söylüyor: “Gelişmiş toplumlar imar dayatmalarıyla bu tartışmaları yapmaz, yurttaşlar kendi yaşam kültürlerine uygun oalrak yaşam çevreleri oluştururlar. Devletin bir dini anlayış ya da baskın kültürü dayanak alarak böyle düzenlemeler yapması yanlıştır”.
Muhcu’nun da “Türk aile yapısına uygun değil” denilerek mimariye müdahaleye itirazı var. “Devletin kendi istediği sorumlulukları yerine getirecek, kendi istediği gibi şekillenecek bir aile yapısını kent ve mimari üzerinden dayatmasının örneklerini Mussolini ve Hitler’de görmüştük. Bugünkü toplumsal yapıya böyle müdahale edemezsiniz. Toplum bu yapıları reddeder. Toplumun farklı kesimlerinin farklı konut gereksinimi var. Varolan yapılaşma bu ihtiyacı karşılamaktan bu kadar uzakken bu karar çok yanlış” diyor. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net