07 Eylül 2013 08:51

Tertibin son halkası gazete manşetleri

6-7 Eylül Olaylarının 58. yılında olaylarda basının rolünü ve sonrasında nasıl etkilendiğini Apoyevmatini Gazetesi’nin sahibi Mihail Vasiliadis ve o dönemde Dünya gazetesinin Ankara temsilcisi Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi ile konuştuk. Vasiliadis olayların bir anda patlak vermediğini, uzun yıllar boyunca süre gelen &

Tertibin son halkası gazete manşetleri

Paylaş
Elif Akgül

VASİLİADİS: EKSPRES’İN MANŞETİ

6-7 Eylül olaylarının tamamen medyanın ürettiği nefret söylemiyle gerçekleştiğini söyleyen Vasiliadis, “Bu uzun zamandan beri hazırlanan bir organizasyonun son halkasıydı” dedi. 6-7 Eylül’ü tek bir olay olarak ele alıp incelemenin mümkün olmadığını belirten Vasiliadis şöyle devam etti: “Bu olaylar zincirinin bir parçasıdır. Uluslararası düzeyde İngiltere’nin rolünün yanı sıra ulusal düzeyde de ulus devlet kurma ve o devlete bir ulus yaratma çabasına ve asimile edilemeyecek unsurları eritme çabasına bakmak gerekli. 6-7 Eylül olayları bu eritme çabasının son halkasıydı. İkinci Dünya Savaşı zamanında 20-42 yaş arası azınlık erkeklerinin toplama kamplarına kapatılması, azınlıkların devlete bağlı çalışmasının engellenmesi ve Vatandaş Türkçe Konuş kampanyası süreci hazırlayan politikalardı.” Cumhuriyetin kuruluş döneminden beri gazetelerin birbirinin eşi olduğunu ve devlet hizmetinde olduğunu vurgulayan Vasiliadis, basının özelikle azınlıklara karşı tamamıyla birleşmiş durumda olduğunu söyledi. Vasiliadis, hiçbir gazetenin çıkıp “Bu azınlıklar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, hakları sorumlulukları var” diyemediğine dikkat çekiyor.

EKŞİ: SIKIYÖNETİM GAZETELERE TALİMAT VERDİ

Ekşi basının o dönemde 6-7 Eylül olayları gibi hadiselerin gerçekleşeceğine dair bir beklentisinin ya da tahrikinin olmadığını, dünyada da nefret söylemi gibi bir kavramın olmadığını, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimde iki tarafta da sert sıfatların kullanıldığını söylüyor. Basının 6-7 Eylül olaylarının ardından ilan edilen Sıkıyönetim ile daha fazla baskıya maruz kaldığına dikkat çeken Ekşi şöyle devam ediyor o dönemi anlatmaya: “Sıkıyönetim Komutanlığına getirilen Nurettin Akmaz diye bir paşa vardı. Olayların ardından bu paşa İstanbul’daki gazetelerin sorumlularını, yazı işleri müdürlerini ve sahiplerini çağırarak bir toplantı yaptı. Bu toplantıda gazetecilere ipe sapa gelmez 10 maddelik ‘talimat listesi’ verdi. Ben o dönem Ankara temsilcisi olduğum için arkadaşlar bu ‘talimatları’ bana da ilettiler. İlk madde: ‘Haberler bundan sonra zeka ışığı altında yapılacak.’ İkinci maddeye göre de olayların komünistler tarafından çıkarıldığının anlaşılacağı haberler yapılacak. Sıkıyönetim ile keyfi sansür ve gazete kapatmaların arttı. Basını zaten hep Sıkıyönetim altında çalıştı. Bu bazen ilan edilmiş sıkıyönetimlerdi bazılarıysa yine sivil yönetimler. (BİANET)


6-7 EYLÜL OLAYLARINI BASIN NASIL GÖRDÜ?

6-7 EYLÜL 1955’te başta Rumlar olmak üzere azınlıklara yönelik saldırılar İstanbul Ekspres’in ikinci baskısından sonra başladı. O dönemin gazetelerini ve olayları aktarış biçimlerini derledik. 7 Eylül sabahı gazete manşetlerindeyse şunlar vardı:

Yeni Sabah gazetesi manşetten “Selanik’te Atatürk’ün evine atılan bomba halkı galeyana getirdi” diye yazdı.

Zafer gazetesi manşette “Selanik’teki tecavüz hadisesi yüzünden” olduğunun altını çizerek İstanbul ve İzmir’de dün çok müessif kargaşalıklar oldu” yazdı. Zafer hemen haberin hemen yanında “Selanik’te Menfur bir tethiş hadisesi” başlığıyla bombalama olayına yer verdi.

Milliyet gazetesi’nin 7 Eylül 1955 baskısının 7. sayfa 1. sütununda gazeteci Fehri Ersin “İlk tekme” başlığıyla olayları şöyle aktarıyordu: “Taksim meydanı mahşeri bir manzara arz ediyor. Şehir Kulübünün karşısında bir Rum manavının önüne biriken topluluk ‘Bayrak, bayrak as’ diye ihtar ediyor. Dükkana bayrak asılmaması üzerine kepenklere ilk tekme iniyor. Bunu taş ve sopa darbeleri takip ediyor. Manav dükkanı beş dakika geçmeden bir harabeye dönüyor. Bunu Ankara bakkaliyesinin tahribi takip ediyor. Kısaca İstiklal Caddesi’nin sağlı sollu bütün Rum dükkanlarının içi dışarıya çıkmış. ... Yerlerde buzdolaplarının, elektrik süpürgelerinin yanında pasta ve şekerlemeler.

Ulus: İstanbul ve İzmir’de Örfi İdare. 8 Eylül’de artık dönemin Rum gazeteleri yayınlarına ara vermek zorunda kalmışlardı. Embros, Tahidromos idarehaneleri dağıtılmış ve bu gazeteler bir süre yayın yapamamıştı.

Hürriyet 3 Eylül’de manşetten “2057 yağma ve tahripçinin” yakalandığını duyururken bir sonraki gün şu manşetle basılır: “Nümayiş gecesi tahrikat yapan otuzdan fazla komünist yakalandı.”

Hürriyet Gazetesi’nin 9 Eylül 1955 baskısının 5. sayfa 4. sütununda da “İzmir’de iki kızıl propagandacı yakayı ele verdi” başlıklı şu haber yer alır: “Dün gece saat 23.00 sıralarında Fuarda alenen komünizm propagandası yapan iki kişi yakalanmıştır. Mehmet Yılmaz ve Nafiz Çepkez isimlerindeki bu kızıl uşakları Fuar dahilinde ve şehir içinde ayrı ayrı dolaşırlarken ‘yaşasın komünistler’ diye bağırmışlardır.

6-7 Eylül olaylarının ardından Sıkıyönetimin ilan edilmesi ise yine önce basını vurur. Gazeteler köşe yazıları sebebiyle kapanır, yazılar sansürlenir.


6-7 EYLÜL’DE NE OLDU?

6 EYLÜL 1955’te saat 13.00’te radyo Selanik’te bir bomba patladığı haberini geçti. İstanbul Ekspres ise akşam baskısına “Atamızın evi bomba ile hasara uğradı” manşeti ile çıktı. Ardından saat 19.00’da Pangaltı’da sahibi Rum olan Haylayf Pastanesi’ne başlayan 6-7 Eylül olaylarında 4 bin 214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5 bin 317 mekân saldırıya uğradı. Öldürülenlerin, yaralananların ve tecavüze uğrayanların sayısı ise muamma. Resmi rakamlara göre üç kişi öldü, 30 kişi yaralandı ve 60 kadın tecavüze uğradı. Resmi olmayan rakamlarsa bunlardan kat be kat fazla.

ÖNCEKİ HABER

Yargının duvarlarını kim örüyor

SONRAKİ HABER

Görevden alınan öğretmen: İyi niyete böyle karşılık verilir mi?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa