Komşudan ne  eksiğimiz var?

Komşudan ne eksiğimiz var?

Borç krizindeki Yunanistan’a Türkiye’den küçümseyen gözlerle bakmayın. Çünkü orada kemer ne kadar sıkılıyorsa burada da aynı.Yunanistan’da kemer sıkma ‘önlem’leri bir türlü dikiş tutmuyor. Kemer sıkarak büyümek bir yana komşu ekonomi küçülüyor, işsizlik

Arif Koşar

Yunanistan’da kemer sıkma ‘önlem’leri bir türlü dikiş tutmuyor. Kemer sıkarak büyümek bir yana komşu ekonomi küçülüyor, işsizlik rekor üstüne rekor kırıyor. İşin ilginci borç krizindeki Yunanistan’da, krizle birlikte yaşama geçirilen kemer sıkma politikalarının tümü Türkiye’de benzer bir biçimde uygulandı, uygulanıyor ya da hükümetin gündeminde.
Komşuda ise liberalinden muhafazakarına her kesimden iktisatçı için mevcut politikalara güven azalıyor. En başından beri kemer sıkmanın yeni facialara yol açacağını söyleyenlerse haklı çıkmanın özgüveni ve acısı içinde.
Yunanistan’da emekçilerin belini büken kemer sıkma önlemleri aslında bize hiç mi hiç yabancı değil. Avrupa Merkez Bankası, IMF ve AB Komisyonunun oluşturduğu fiili kurulu ifade eden Troyka’nın vereceği her kredi dilimi için komşunun belirli kemer sıkma şartlarını yerine getirmesi zorunlu. Almanya “Avro Birliği”ni korumak iddiasıyla bu ‘önlem’lerin sıkı bir biçimde uygulanmasını istiyor. Yunanistan’ın başında adeta Alman komiser duruyor. Emekçiler onlarca genel grev düzenledi. Partiler birbirlerine girdi. Ama öyle ama böyle; grevleri, talepleri, halkın meclis kuşatmalarını hiçe sayarak Hükümet zor yoluyla kemer sıkma programını uyguluyor. Türkiye ile benzerliklerse çarpıcı.


ESNEK ÇALIŞMA

Yunanistan'da Troyka’nın olmazsa olmaz şartı “iş gücü piyasalarının esnekleştirilmesi”. Kısacası: Esnek çalışma... Uzuncası: Patronların işçileri istediği zaman işten atması, istediği zaman alabilmesi, bunu yaparken de kıdem tazminatı vb. hiçbir maliyete katlanmaması (sayısal esneklik). Tam gün yerine kısa süreli iş sözleşmeleri, kadrolu çalışma yerine sözleşmeli ve taşeron çalışmanın geçirilmesi, çağrı üzerine çalışma vb. yaygınlaştırılması... İş gününün patronun ihtiyaçlarına göre değiştirilebilmesi. Farklı işyerlerine gönderilebilmesi... Daha da uzatılabilir. Yunanistan’da bu kapsamda yüzlerce yeni düzenleme yapıldı. İş kolu sözleşmelerinin kaldırılıp yerine şirket düzeyinde sözleşmelerin getirildi. Böylece iş kolu düzeyindeki güvenceler şirketler düzeyinde tamamen ortadan kaldırıldı. Toplu iş sözleşmesi yerine bireysel iş sözleşmelerinin yaygınlaştırıldı. Tam gün iş sözleşmelerini patronlar istedikleri zaman kısaltılmış süreli rotasyon çalışmasına dönüştürme ‘hakkı’ kazandı. Böylece yeni düzenlemelerle Yunanistan’da çalışanların önemli bir bölümü, kısa süreli ve düşük ücretle çalışan durumuna geldi. İddiaların aksine işsizlik azalmak bir yana yüzde 27.6 ile rekor kırdı.
Türkiye’de de 2003 yılında çıkarılan 4857 Sayılı İş Kanunu ile bahsi geçen bütün esnek düzenlemeler yasallaştı. Ulusal İstihdam Stratejisi ve hükümet programlarında da açıkça ifade edildiği üzere yeni esneklik düzenlemeleri de önümüzde duruyor. Kıdem tazminatının kaldırılmasından taşeronlaştırmanın önündeki ufak-tefek kısıtlamaların tamamen lağvedilmesine, bölgesel asgari ücretten özel istihdam bürolarına kadar belli bir periyot içinde hepsi gündeme geliyor.


EMEKLİLİK

Yunanistan'da kemer sıkma önlemleri kapsamında hem çalışanların hem de emeklilerin ücretlerinin düşürülmesi hedefleniyor. 1000 avronun üzerindeki emekli maaşlarında yüzde 20 kesinti; 55 yaş altındaki emeklilerin aynı düzeydeki maaşlarında ise yüzde 40 kesintiye gidiliyor. Emeklilik yaşı ise 61’den 65’e çıkarılıyor. Türkiye’de emeklinin çilesi de Yunanistan’dakinden az değil. Ama esas düzenleme, emekli olma koşullarına ilişkin... Türkiye’de 1999 yılındaki “mezarda emeklilik” reformuyla emeklilik yaşı kademeli olarak artırılmıştı. AKP Hükümetinin son düzenlemesiyle kadın ve erkeklerde emeklilik yaşı 65 olarak sabitlendi. Kamusal emeklilik sisteminden ümidi kesen emekçilere ise bireysel emeklilik yolu gösteriliyor. Yunanistan’da emeklilik sisteminin liberalizasyonu denilen bu süreç Türkiye’de çoktandır tıkır tıkır işlemekte...


VERGİLER

Adı üstünde “borç krizi”. Nasıl çıktığı bir yana, açık ki para lazım. Zaten bu nedenle Troyka, vereceği para karşılığında “sıtma koşulları” dayatıyor. Eli kolu bağlı gibi gözüküyor ama öyle değil. Sonuçta Yunan Hükümeti tercihini yaptı. Krizin yükü emekçiye, kurtuluş sermayeye... Böyle olunca kaynak yine emekçiler ve onların vergileri oluyor. Bu kapsamda; vergi muafiyet sınırı 12 bin avrodan 5 bin avroya indirildi. İşsizlere kaynak yaratma iddiasıyla hane başına yüzde 1 ila 5 oranında ‘dayanışma’ vergisi gündeme geldi. Doğalgaz, sigara ve alkolde dolaylı vergilerin üçte bir oranında artırılması tartışılıyor. Elbette katma değer vergisi (KDV) oranının da.
Dolaylı vergiler uzun zamandır Türkiye’de de emekçinin gündemi. Çünkü; Türkiye dünyanın en adaletsiz vergi sistemine sahip ülkelerinden biri... Öyle ki bir asgari ücretlinin vergi yükü yüzde 70’i bulurken, kâr payı elde eden bir sermayedarın vergi yükü sadece yüzde 26 civarında. Kurumlar vergisi oranı resmen yüzde 20 olmasına rağmen büyük bankalar ve büyük şirketlerin vergi yükü sadece binde 8 (Arçelik) ile yüzde 3 (İş Bankası) arasında değişiyor. Teşvik paketleriyle sermayenin üzerindeki bu ‘küçük’ vergi de büyük oranda kaldırılıyor. Kısaca, Türkiye’de bir asgari ücretliden yılda ortalama 5 bin TL civarında bir kesinti yapılırken, esnafın yıllık ortalama vergisi 400 lira, sermayenin ise 1676 lira.


ÖZELLEŞTİRME

Yunanistan'daki kemer sıkmanın simgesel adımı özelleştirmeler... 6 bin devlet şirketinin 2 bine indirilmesi, yani 4 bin şirketin özelleştirilmesi hedefleniyor. Enerji, ulaşım, iletişim vb. sektörlerde tam bir liberalizasyon planlanıyor. Hellenic Telecom’un yüzde 10’u 400 milyon avroya Deutsche Telekom’a satılıyor. Çeşitli bankalardaki, kamu hizmetleri veren kuruluşlardaki, limanlardaki, havalimanlarındaki ve arazilerdeki hisseler de özelleştiriliyor.  Kamu emekçileri öfkeli... Binlerce kamu işçisi özelleştirmelerle kapı önüne konuluyor. Ya da haklarını büyük ölçüde kaybediyor.
2002 yılı itibarıyla, yani AKP Hükümetinin 10 yıllık döneminde, 65 kuruluşta bulunan kamu payı, 38 işletme, 8 liman, 37 elektrik santraline satıldı. 2 bin 590 taşınmaz, 98 gemi, 10 maden sahası satış devir yoluyla özelleştirildi. Özelleştirme kapsamında düşünülmeyen ama doğanın talan edilmesi anlamına gelen binlerce HES projesiyle dereler kiralanıyor, satılıyor. Türkiye’nin en büyük ve kârlı şirketleri TÜPRAŞ, Telekom sermayeye adeta devredildi. SEKA, TEKEL büyük oranda kapatıldı. Elektrik dağıtım şirketlerinin tamamına yakını özelleştirildi. Sırada ise köprü, otoyollar, doğalgaz santralleri ve Petkim bulunuyor. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net