AKP ile sanayisizleşme doruk noktasında

AKP ile sanayisizleşme doruk noktasında

Makine Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sekreteri Ercüment Şahin Çervatoğlu, 1990 ve 2000’li yıllarda imalat sanayi üretimde, en büyük 15 ülke arasında yer alan Türkiye’nin, bugün adının bile anılmadığını söyledi. Çervatoğlu, “Sermaye lehine serbestleştirmelerle temel sanayiler talan edilmiş durumd

Sultan Özer

NEOLİBERALİZMİN DORUĞU

Strateji belgelerinin, “dışa bağımlılığın pekişme göstergeleri” olduğunu belirten Çervatoğlu, “Sanayisizleşme sürecinde bu kadar çok strateji belgesinin ne işe yarayacağını” Sanayi Kongresi’nde deşifre edeceklerini duyurdu. Neoliberalizmin ekonomi politiğinin Türkiye’deki doruk noktasına AKP iktidarı döneminde ulaştığını belirten Çervatoğlu, “Burada ne eski tip kalkınmacı bir sanayileşmeye, ne de o döneme özgü inşacı, sanayileşmeci, kamucu, denetimci mühendisliğe gereksinim duyuluyor. Sanayi tesislerinin yerli-yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi ile gerçekte bir sanayisizleşme süreci yaşanıyor” diye konuştu.

TARIM VE SANAYİDE DÜŞÜŞ

AKP iktidarı ile sanayi sektörünün artık hizmet ve tarım sektörlerinin gerisine düştüğünü, toplam istihdam içindeki payının ise ancak yüzde 19.1’i bulduğunu dile getiren Çervaoğlu, AKP döneminde GSYH içindeki sanayinin payının yüzde 19.3’e, tarımın payının yüzde 7.9’a düştüğünü belirtti. Türkiye’ye sermaye girişlerinin de artık ağrılıklı olarak rantı yüksek hizmet sektörlerine, yani finans-bankacılık, sigortacılık, inşaat, ulaştırma, sağlık gibi alanlara yoğunlaştığını kaydeden Çervatoğlu, “Sanayide taşeronlaşma oranı artmış, işgücü oranı düşmüş, güvencesiz çalışma ana istihdam biçimi olarak yaygınlaşmıştır” dedi.

TÜRKİYE’NİN ADI BİLE YOK

1990 ve 2000’lerde imalât sanayi üretimi en büyük 15 ülke arasında 13. ve 15. sıralarda iken bugün Türkiye’nin adının bile anılmadığını dile getiren Çervatoğlu, şunları söyledi: “Bugün Türkiye, yem, gübre, et, balık, süt ve süt mamulleri, gıda, çay, çimento, kağıt, orman ürünleri, demir çelik, petro kimya, tütün, enerji, imalat, makina imalat, tekstil, bakır sanayilerinde kamu işletmeciliği gibi kapitalizmin önceki dönemlerinde oluşan bütün birikimlerden yoksun kalmış, bu birikim parçalanarak el değiştirmiştir. Sermaye lehine serbestleştirmelerle bu temel sanayiler talan edilmiştir”.

‘PLANLI’ RANT

Çervaoğlu, “Gerçekte kalkınma paradigması terk edilmiştir. Yıllardır emperyalizmin güdümünde uygulanan politikalarla, üretimi, yatırımı, sanayileşmeyi, bilimi, teknolojiyi, mühendisi, insanı dışlayan uygulamalar planda sürerken, kamu yararını gözeten planlama yönelimi dışlanıyor” dedi. Kanal İstanbul gibi projelerde görülen rant arzusunun 10. Planda kök bulduğunu belirten Çervatoğlu, şunları dile getirdi: “Türkiye gibi spekülatif kredi kullanımının revaçta olduğu ülkelerde döviz kurunun aşırı ucuzlaması ve bunun yol açtığı çarpık kaynak tahsisi ve ithalata bağımlılık olguları; aşırı borçlanma ve yüksek işsizlik ile sonuçlanan sanayisizleşme sorunlarını beraberinde getiriyor.”

YAĞMA PLANI Doğal kaynakların sermayenin istekleri doğrultusunda yağmalanmadığını kaydeden Çervatoğlu, “Sermaye birikimi süreci buralarda ve özellikle kentlerdeki dönüşüm programından beslenmek istiyor. Çok kısa süre önce benimsenen Onuncu Plan, ‘Öncelikli Dönüşüm Programı’ ana başlığı altında yirmi beş alanda neoliberal programı doruğuna vardıran düzenlemeleri de içeriyor. Bunların arasında İstanbul uluslararası finans merkezi programı, iş ve yatırım ortamı, işgücü piyasası, öncelikli teknoloji alanlarında ticarileştirme, sağlık endüstrileri, sağlık turizmi, aile ve nüfus yapısı, rekabetçiliği geliştiren kentsel dönüşüm programları da bulunuyor” diye konuştu. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net