Munzur Vadisi

Munzur Vadisi'nin her kıvrımı bir şey anlattı

Memleketİn geri kalanında kaba sesli insanlar barışa, inanca saygıya, hoşgörüye dair atıp tutarken, Munzur Festivali olanca barışçıl ses tonuyla  geçip gitti.Dersim’in tüm coğrafyasına yayılan aromatik havada barışın, hoşgörünün, adaletin, doğaya ve kültürüne sahip çıkmanın muhteşem bir karı

Erdem Aksakal

Dersim’in tüm coğrafyasına yayılan aromatik havada barışın, hoşgörünün, adaletin, doğaya ve kültürüne sahip çıkmanın muhteşem bir karışımı vardı. Bolca Gezi Parkı esintisi, kültürel zenginliklerle harmanlanmış envai çeşit üretim insanları ferahlatıyordu.

Bu yıl katılım beklentinin üzerindeydi. Dersim’in yerel halkı zaten tüm rengiyle  ifade ediyor kendisini festivalde. Şaşırtıcı ve güzel olan etraftaki yabancı plakaların, tüm Munzur Vadisi’ne kurulmuş çadırların bolluğuydu. 34-06-21-35 plakalı araçlar artık “buranın yerlisi” sınıfında sayılıyor. Gerçekten renkli bir festival olduğuna delil 03, 38 plakalar, çevreden duyulan :
-Abi 66 Van mıydı?
-Olum Van 65, Yozgat’tan gelmişler diyaloglarıydı.
Gezi Parkı’nın kendisinde ve etrafındaki etki halkalarında kendini belli eden farklı kültürlere, inançlara, kimliklere saygının en üstün manifestosu yazıldı Dersim’de.

Kolay değil bu kadar farklı kimliğin bir arada olduğu bir festivalde, kimliklerin tümünü kapsayıcı bir atmosfer yaratmak. Ülkenin birçok bölgesinde “dinime saygı duy” cümlesi “benim gibi yaşa” alt metinli bir dayatma olarak kullanılıyor.
Buna karşılık işte bir zincirleme hoşgörü ve saygı  hikayesi. Dersim’de, festival Ramazan ayına denk geldi. Birgün iftar saati. Ezanın tam da okunmaya başladığı sırada büfeye telaşla orucunu açmak için su almak üzere sıraya giren müşterisine, oruç tutmayan dükkan sahibi bir jest yapıp kuyruğun önüne geçirmek ister. İnce bir mimikle desteklediği  ”Sizin suyunuzu hemen verelim.” önerisi oruç tutan müşteri tarafından yine aynı incelikteki farklı bir vücut hareketiyle refüze edildi. Kuyrukta önünde duran, dolaptan aldığı biraları ödemeyi bekleyen diğer müşteriyi işaret edip “Olur mu canım, sıra arkadaşın hakkı” der gibi yaptı. Bira alan kişinin ve dükkan sahibinin ısrarıyla, oruç tutana öncelik verildi.  Oruç tutan, bira satan ve bira içen, karşıdakilerine saygı duymanın tek yolunun ancak onu kendi doğrularıyla kabul etmekten geçtiğini alelade bir pandomimle ispat ettiler. Herkesin kendi kutsalı olduğunu “Doğamı barajlarınla mahvetme” pankartlarıyla dile getirdi aynı Dersim halkı.

2011 seçimi ve HDK ile başlayıp, Barış süreciyle, Gezi süreciyle artan, forumlarda şekillenen hoşgörülü, dayanışmacı, çok sesli muhalefetin tınısı çokça vardı Dersim’de. Farklılıklardan zenginlikler çıkarttı Dersimliler. Vekilinden, belediye başkanına halkın çeşitli siyasi görüşlerdeki temsilcileri kadın sorununa, barışa, doğaya dair fikirlerini tartıştılar.
Dersimde kadınlara, kadın hareketine, özellikle yakın dönemde yitirilen Sakine Cansız’a yönelik büyük bir saygı var.
Bu yılki festivalde bir ilk olarak, ilçelerde Dersim merkezdekinden daha büyük bir coşku, dolu içerikler vardı. Hozat’ta Çarşı Grubu’na direniş ödülü verilirken, Ovacık’ta siyasi temsilciler paneller yapıyor, Pertek’te ilçe  nüfusundan çok daha kalabalık katılımla, on binlerce kişilik konserler düzenleniyordu.  Festivale gelenler Dersim’in her bir köşesinde mücadelede yitirdikleri arkadaşlarının mezarlarını ziyaret ediyorlardı.

Halay hiç susmadı. Gece 4’te Seyit Rıza heykelinin önünde sessiz adımlarla halay çeken gençleri, tekno Kürtçe müziklerle çılgın gibi eğlenen eş cinsel grupları, Kutu Deresi’nde halay çekip Munzur özgür akacak sloganlarıyla buz gibi sulara dalanları görüp alkışlamak rutinlerindendi festivalin. 5 kişilik festival gezgini grubumuzla Dersim’in hangi köşesine gittiysek aklımız diğerinde kaldı. Ne yardan geçebildik ne serden. Her seferinde “Burası çok iyiymiş, yarın erken gelelim” dediğimiz her köşesi Dersim’in; Hozat’ı, Pertek’i, Çemişgezek’i, stadyum konserleri, meydandaki stantları, Munzur kıyısındaki gözlemecileri, katliam tanığı 38 kayalıkları, Munzur Vadisi’nin her kıvrımı bize bir şey anlattı. Seneye gelme değil, seneye daha erken gelme sözüyle el salladık Dersim’e.
* Yazar

www.evrensel.net