Erdoğan, demokrasi için tehdit

Erdoğan, demokrasi için tehdit

Almanya’da Türkiye kökenli göçmenlerin 1970’li yıllarda karşılaştıkları ayrımcılığı anlatmak için Türk işçisi Ali kılığına girerek, yaşadıklarını “En Altakkiler” kitabında anlatan tanınmış Yazar Günter Wallraff, Köln’de düzenlenen “Her yer Taksim, her yer direniş” mitingine

Yücel Özdemir


Sayın Wallraff, bir aya yakın bir süredir Türkiye’de hükümete karşı protesto gösterileri yapılıyor. Siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Taksim’de başlayan sonra Türkiye’nin her tarafına yayılan eylemler benim için bir umut anlamına geliyor. Avrupa’ya da yayılan bu eylemler, başka bir Türkiye’nin de olduğunu açık olarak gösterdi. Ben şahsen her zaman Erdoğan’ı bir tehdit olarak gördüm. Gelişmelerin giderek “İslamokrator”, yani demokrasinin yok edileceği bir sürece dönüşeceğini söylüyordum. Bir çok arkadaşım cezaevine konuldu ya da hapis cezasına çarptırıldı. Bunlar arasında Pınar Selek, Doğan Akhanlı da var. Davaları izlemek için Türkiye’ye gittim. Maalesef bazı arkadaşlarım, Erdoğan’ın ne yapmak istediğini anlamak istemediler. Gerçekleri görmek istemediler, ekonominin iyiye gittiğini, her şeyin sivilleştiğini, Kürt sorununun çözüldüğünü söylediler. Benim bunlara yanıtım, “Şaşırmayın. Bu hükümetin başında bir otokrat var ve bütün iktidarı elinde toplamak, bütün toplumu denetim altında istiyor” oldu. Bu açıkçası bir tür diktatörlüktür.

Ama, Alman ve Avrupalı politikacıların çoğu Erdoğan’ın bir demokrat olduğunu söylüyordu. Bu konuda şimdi bir değişim var mı?
En azından benim çevremdekiler, arkadaşlarım bunu anladılar. Türkiye’de olup bitenler, demokratik bir şekilde tepkilerini ortaya koyanların bastırılmasından başka bir şey değildir. Güzel olan ise Türkiye’de daha önce birbiriyle kavgalı olan farklı kesimlerden insanların bir araya gelerek tepkilerini ortaya koymasıdır. Bu harika bir durum. Bence yeni Türkiye budur. Bunlar kozmopolit ve geleceğin insanlarıdır. Bu aynı zamanda küreselleşmiş dünyanın da bir sonucudur. Türkiye şimdi bu konuda ileriye doğru bir adım atıyor.

O zaman Türkiye’de ortaya çıkan toplumsal hareketin anlamı tahmin edilenden daha mı fazla sizce?
Bu hareketin sadece Türkiye için değil aynı zamanda bütün Avrupa için büyük bir anlamı var. Bu nedenle sadece bir Türk demokrasi hareketi değildir. İnsanlar artık farklı dünyalar arasında dolaşıyor. Ülkedeki farklı kültürler arasında kıyaslamalar yapılabiliyor ve ileri olanı, olumlulukları görebiliyor. Geri olanlar ise bir tarafa bırakılıyor. Bana göre bu hareketin geleceği var. Bizim buradan yapabileceğimiz ise cezaevinde kimlerin olduğunu öğrenmek ve Alman politikacıları bu konuda harekete geçirmek. Daha önce Türkiye’ye bu türden ihlaller için gittim, bir daha gitmeye de hazırım.

Siz daha önce de aydınlar ve insan hakları savunucularıyla dayanışmak için Türkiye’ye gittiniz, burada etkinliklere katıldınız. Sizce Almanya’daki dayanışma eylemleri bundan sonra nasıl devam etmeli?
Bana göre öncelikli olarak Almanya’daki politikacıları aktif hale getirmeliyiz. Olanlar bize yapılmış gibi hareket edelim. Alman politikacılara şunu söylememiz gerekiyor, “Siz insan haklarından mı yanasınız, yoksa ticari ilişkiler sizin için daha mı önemli?” Bu konuda fazla bir beklentim yok. Eğer, kitlesel bir şekilde tutuklamalar devam ederse, Türkiye’ye açık tutum almayan politikacılara ve partilere oy vermemek gerekiyor. (Köln/EVRENSEL)

www.evrensel.net