Bayhan'dan Mekke Anlaşması'na tepki: Dışı yerli ve milli, içi Amerikancı olan bu savaş ittifakına hayır!
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Mekke Anlaşması’nın ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme politikasına hizmet ettiğini vurgulayarak Türkiye’yi savaşlara sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, TBMM Genel Kurulunda Mekke Anlaşması'nın görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la oluşturduğu ittifakın ABD emperyalizminin Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme politikalarından bağımsız olmadığını söyledi. Bayhan, “ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez. Bu ülkenin gençlerinin ne kendi kanını ne de başka bir halkın gençliğinin kanını dökecek bir ittifaka ihtiyacı vardır” dedi.
Bayhan, birkaç yıl öncesine kadar ABD emperyalizminin Ortadoğu'ya müdahaleleri karşısında Suudi Arabistan'ı protesto eden, bu ülkeye meydan okuyan ve Yemen'in yanında olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dönemin dışişleri yönetiminin bugün Suudi Arabistan ve Pakistan'la barış adına bir savunma ittifakı oluşturmaya yöneldiğini belirtti.
“Ne oldu da böyle bir anlaşma gündeme geldi?” diye soran Bayhan, anlaşmanın ABD emperyalizminin bölgeyi yeniden şekillendirme politikaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“ABD emperyalizmi Ortadoğu'yu yeniden dizayn etmeye çalışıyor”
ABD'nin emperyalist dünya düzeninde çatırdayan güç dengelerini yeniden şekillendirmek ve kaybettiği rolü daha ileri düzeyde yeniden üstlenmek amacıyla 2021 ve 2022 yıllarında arka arkaya ulusal güvenlik strateji belgeleri açıkladığını hatırlatan Bayhan, şöyle konuştu:
“Çin ve Rusya'yı dünya düzeni içerisinde kendi ulusal güvenliğinin birinci tehdidi olarak ilan etti. Geldi, bunu NATO'da NATO üyelerine de kabul ettirdi. Sizler de gittiniz buna imza attınız. Bu şekillenme içerisinde ABD emperyalizminin ilk büyük saldırganlığına 2023'te Gazze katliamının başlamasıyla birlikte tanık olduk.”
Gazze'ye yönelik saldırılarla başlayan süreçte emperyalist-siyonist ittifakın Ortadoğu'da Çin ve Rusya'nın yanında ya da ABD karşıtı gördüğü bütün güçleri hedef aldığını ifade eden Bayhan, Kuzey Afrika'dan Güney Asya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın yeniden dizayn edilmesi politikalarına hız verildiğini ve katliamların başladığını söyledi.
“Ne Gazze halkı Gazze'yi terk etti ne de İran halkı ülkesinin parçalanmasına izin verdi”
Saldırganlığın İran'ın kapısına kadar dayandığını belirten Bayhan, bu sürecin başlangıçta yeterince güçlü bir dirençle karşılaşmadığını, ancak Gazze ve İran halklarının direnişiyle ABD'nin beklemediği bir durumun ortaya çıktığını söyledi: “Ne yazık ki bu süreç büyük bir dirençle karşılanamadı. Ama ne Gazze halkı Gazze'yi terk etti ne de İran halkı bu oyuna gelip ABD karşısında bölünüp parçalanarak kendi ülkesinin dağıtılmasına müsaade etti. ABD emperyalizmi İran'da beklemediği bir dirençle karşılaştı. Bu dirençle birlikte emperyalist-siyonist ittifak belli bir tıkanma noktasına geldi.”
Bugün gündeme gelen yeni anlaşmanın da bu tıkanmanın aşılması amacıyla bölgede yeniden pozisyon alma arayışının bir parçası olduğunu belirten Bayhan, ABD'nin ve NATO'nun Ortadoğu'dan çekildiği yönündeki değerlendirmelere karşı çıktı.
“ABD Ortadoğu'dan çekilmiyor, askeri yığınağını artırıyor”
ABD'nin Ortadoğu'dan çekildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Bayhan, bölgedeki askeri üslerin ve yığınakların artırıldığına dikkat çekti:
“ABD'nin, NATO'nun Ortadoğu'yu terk ettiği falan yok. Bu bölgeden çekildiği falan yok. Ortadoğu'dan çekilecek bir ABD emperyalizmi bir tane üssünü bile kapatmadı. Kapatmadığı gibi Doğu Akdeniz ve Ege'de Yunanistan ve İsrail burjuvazisiyle, onların devletleriyle beraber daha çok üs kurmaya başladı. Daha büyük egemenlik oluşturmak üzere askeri üsler, askeri yığınaklar yapmaya başladı.”
ABD'nin bölgede yeni bir denge arayışında olduğunu ifade eden Bayhan, İsrail Başbakanı Netanyahu ile birlikte sürdürülen saldırganlık politikalarında “pis işleri” üstlenecek yeni güçler arandığını belirtti. Bayhan, AKP iktidarının ve saray rejiminin de bu alanda rol üstlenmeye yöneldiğini söyledi.
“İbrahim Anlaşmalarına paralel olarak Mekke İttifakı gündeme getirildi”
İbrahim Anlaşmalarına işaret eden Bayhan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın bu anlaşmalara katılması için iki yıldır baskı yapıldığını, ancak bunun gerçekleştirilemediğini söyledi.
Gazze katliamıyla başlayan süreçte söz konusu ülkeler arasındaki ilişkilerin son derece gerildiğini belirten Bayhan, İbrahim Anlaşmaları kapsamında Çin ve Rusya karşısında yeni bir Ortadoğu dizaynının mümkün olmadığını ifade etti.
Bayhan, Mekke İttifakı'nın bu nedenle gündeme getirildiğini ifade ederek şunları söyledi: “İbrahim Anlaşmalarına paralel yeni bir anlaşmayla karşı karşıyayız. Onun adı da Mekke İttifakı oldu. Yani İbrahim Anlaşmalarına ikna edilemeyen, giremeyen Türkiye, bu kez yine ABD emperyalizminin paralelinde bu anlaşmayla, Mekke Anlaşması'yla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan hizalanmaya başladılar. Bizim önümüze getirilen anlaşma da böyle bir anlaşmadır.”
“Yerli ve milli propagandasının arkasında ABD işbirlikçiliği var”
Türkiye'de işçi ve emekçileri ikna etmek amacıyla sürdürülen “yerli ve milli” propagandasına da tepki gösteren Bayhan, bu siyasetin Türkiye'nin ABD emperyalizmiyle işbirliği dışında bir seçeneği bulunmadığı iddiasına dayandığını belirtti.
“Ne yazık ki bu ülkenin işçi ve emekçilerini ikna etmek üzere sürdürülen yerli ve milli propagandası, aslında NATO da dahil Türkiye'nin bir kez daha bu coğrafyada ABD işbirlikçiliğinden başka seçeneği olmadığı gibi bir iddiaya dayanıyor” diyen Bayhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece ve sadece ABD emperyalizmiyle kurtuluş aranıyor. ABD emperyalizminin işbirlikçiliğiyle bu bölgede gelecek aranıyor. Böyle bir siyaset içerisinde biz asla Türkiye işçi ve emekçilerinin böyle bir geleceği kabul etmesine gönlümüz razı olmaz. Başından beri bu anlaşmalara itiraz ediyoruz, karşı çıkıyoruz.”
ABD emperyalizmiyle iş birliği yapılarak güvenlik ve barış sağlanamayacağını vurgulayan Bayhan, dünya ekonomisinin iki büyük emperyalist gücünden birinin diğerini düşman ilan ettiği koşullarda huzurun mümkün olmadığını söyledi: “ABD emperyalizmiyle, onun işbirlikçiliğiyle varılacak bir savunma güvenliği olamaz. Dünya ekonomisinin iki büyük emperyalist devinden biri diğerini düşman ilan ediyor. O dünyada huzur mu olur? Onun Ortadoğu'daki sıcak çatışma alanlarında huzur mu olur? Elbette ki olmaz.”
“ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez”
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin işçilerine, emekçilerine ve gençlerine seslenen Bayhan, ABD emperyalizmiyle iş birliğinin bölge halklarına yıkım getirdiğini belirtti.
“ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez” diyen Bayhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünnisiyle, Hristiyanıyla, Alevisiyle bunu en iyi Afrika'nın, Ortadoğu'nun ve Asya'nın halkları bilir. ABD emperyalizmine karşı mücadele etmek yerine işbirlikçiliği seçmenin sonu her zaman halklar için hüsran olmuştur. Yine de öyle olur.”
“Bu ülkenin gençlerinin Suudi monarşisi için kan dökecek bir ittifaka ihtiyacı yok”
Türkiye'nin bölgedeki savaş politikalarının parçası olmaması gerektiğini vurgulayan Bayhan, “yerli ve milli” söylemiyle sunulan ittifakın gerçekte ABD emperyalizminin politikalarıyla uyumlu olduğunu ifade etti.
Bayhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Onun için dışı yerli ve milli görünen, içi Amerikancı olan bu paylaşım siyasetine, savaş ittifakına prim vermeyelim. Burjuvalaşmış Suudi monarşisi için bu ülkenin gençlerinin ne kendi kanını ne de başka bir halkın gençliğinin kanını dökecek bir ittifaka ihtiyacı yoktur. ABD, Ortadoğu'dan, Afrika'dan, Asya'dan sökülüp atılmadan sömürülen ve ezilen halklara huzur yoktur. Bölgede barış, ülkede demokrasi için ittifaka hayır diyoruz.”
(Politika Servisi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et