ODTÜ’de öğrenciler Fransa’daki gençlik hareketini ve demokratik Türkiye mücadelesini tartıştı
ODTÜ’lü öğrencilerin katılımıyla düzenlenen etkinlikte, Fransa’daki güncel gençlik mücadelesi ile Türkiye’deki demokratik özerk üniversite mücadelesi ele alınırken, hak arayışlarının ve ortak mücadelenin önemine dikkat çekildi.
Ankara - 21 Ekim de ODTÜ’lü öğrenciler, ODTÜ Emek Gençliği’nin düzenlediği “Demokratik Bir Türkiye Mümkün Mü?” adlı etkinlikte buluştu. Etkinliğin ilk bölümünde DIDF France Gençlik Yöneticisi ve Fransa’da üniversite öğrencisi olan Ceren Kırat, Fransa’da gerçekleşen güncel gençlik mücadelesini ve öğrencilerin taleplerini anlattı. Fransa’daki gençlik hareketinin deneyimlerinin ve Türkiye’de demokrasi mücadelesinin tartışıldığı etkinlikte, demokratik bir ülke mücadelesinin demokratik ve özerk üniversite mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği tartışıldı.
Fransa’da gençlik mücadelesi büyüyor
Fransa’nın farklı bölgelerinde eğitim koşullarının yıllardır kötüleştiğini vurgulayan Kırat , hareketin ortaya çıkışını öğrencilerin eğitim ve yaşam koşulları ile ülkenin siyasal durumundan bağımsız değerlendiremeyeceğimizi ifade ediyor. Hint Okyanusu’nda bulunan ve Fransa’nın en yoksul bölgelerinden biri olan Mayotte’da, Chido Kasırgası’nın ardından ağır hasar gören Nord Lisesi’nde eğitim koşullarının yetersizliğine karşı başlatılan eylemler gerçekleştiğini ve öğrencilerin, velilerin ve öğretmenlerin katıldığı bu eylemlerin, hareketin Fransa’nın Avrupa’daki topraklarına yayılmasından önce başladığını aktardı.
Eylül ayında Paris’in güney banliyölerinden Créteil’de bulunan Saint-Exupéry Lisesi’nin hareketin yayılmasında önemli bir çıkış noktası olduğunu söylerken, okuldaki öğretmen kadrosu eksikliği başta olmak üzere eğitim alanındaki sorunların öğrencileri harekete geçirdiğini anlattı. Başlangıçta öğretmen ve personel eksikliği, aşırı kalabalık sınıflar ve fiziki yetersizliklere karşı başlayan eylemlerin, sendikaların da katılımıyla giderek kitleselleştiğini söyledi.
Fransa’da ki gençlerin mücadelesinin merkezinde ise çok net bir soru bulunuyor: “Eğitim almak için gerekli koşullar dahi sağlanmıyorken öğrencilerden nasıl başarılı olmaları beklenebilir?”
Nitelikli, parasız ve herkes için erişilebilir eğitim talebinin öne çıktığı hareket kapsamında öğrenciler; okul ve üniversitelerin fiziki koşullarının iyileştirilmesini, öğretmen ve destek, rehberlik personeli açığının giderilmesini, eğitim sistemindeki lise bitirme sınavına dair (bakalorya) reformların yeniden değerlendirilmesini ve Parcoursup ve Mon Master üzerinden uygulanan sosyal eleme sisteminin kaldırılmasını istiyor. Talepler arasında üniversitelerde kontenjanların 250 bin kişi artırılması, öğrencilere daha fazla söz hakkı verilmesi, burs ve barınma yardımlarının yükseltilmesi, ucuz ve erişilebilir yemek imkânlarının sağlanması ve öğrenci yurtlarının sayısının artırılması da bulunuyor. Gençler ayrıca eylemlere yönelik baskı ile polis şiddetinin sona ermesini ve gençlerin yaralanmasında sorumluluğu olan herkesin cezalandırılmasını talep ediyor.
Fransa greve hazırlanıyor
Kırat, gençlerin eğitim taleplerinden çalışanların daha iyi ücret, çalışma koşulları ve sosyal haklar mücadelesine, göçmen işçilerin eşit haklar, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelesinin birbiriyle bağlantılı ve birbirini güçlendiren mücadeleler olduğunu vurgularken, bu taleplerin hepsinin insan onuruna yakışır bir hayat sürme mücadelesinden ileri geldiğini ifade etti.
Fransa’da yaşayan öğrencilerle Türkiye’de yaşayan öğrencilerin taleplerinin benzerliği dikkat çeken bir unsur. Geçtiğimiz Pazartesi gününden itibaren Fransa’da liselerin okul tatiline girdiğini söyleyen Kırat, buna rağmen 2 Kasım pazartesiden itibaren mücadeleyi güçlendirmeye yönelik hazırlıklara devam etmenin gerektiğini ve 5 Kasım’da okulların tekrar açıldığı hafta büyük bir grev ve eylem günü gerçekleştireceklerini aktardı.
“Demokratik Türkiye mücadelesi demokratik üniversite mücadelesinden ayrı değil”
Etkinliğin ikinci bölümünde bir Emek Gençliği üyesi söz aldı. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik koşulları ve demokrasi mücadelesi ile üniversitelerdeki mücadele arasındaki ilişki hakkında konuşan genç bugün üniversitelerde “Demokratik Özerk Üniversite, Bağımsız ve Demokratik Türkiye!” sloganı etrafında mücadeleyi büyüttüklerini söyleyerek gençliğin çektiği sıkıntıların Türkiye’nin siyasi ve ekonomik düzeninden bağımsız olmadığını vurguladı.
İktidarın sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda faşist bit rejim inşasına yöneldiğini, baskı ve yasakların arttığı bu dönemde öğrenci mücadelesinin bu inşa önünde önemli bir engel oluşturduğunu belirten genç, üniversitelerin giderek piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendiğini dile getirdi. Eğitimin giderek bilimsellikten uzaklaştığını, İŞKUR GÜÇ programı ve 3+1, 2+2 gibi modellerle gençlerin işçileşmesine ve ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak istihdama daha erken dahil edilmesinin planlandığını ifade eden genç, üniversitelerdeki dönüşümün yalnızca eğitim politikalarıyla sınırlı olmadığını, atanmış rektörler ile üniversitelerin özerkliğinin ortadan kaldırıldığını, kampüslerin polis ve güvenlik ablukası altına alındığını, kulüp ve topluluklara yönelik yasaklarla öğrencilerin doğal mücadele alanı olarak bir araya geldikleri alanların daraltılmasının hedeflendiğini söyledi.
Söz alan genç mücadele içinde zaman zaman umutsuzluk baş gösterse de faşist rejimin inşasının ortak bir mücadele etrafında birleşilerek durdurulabileceğini vurguladı ve iktidarın toplum nezdinde meşruiyetini kaybettiğini belirterek işçilerden gençliğe kadar toplumun tüm kesimlerinin mücadelesinin bu inşa sürecinin karşısında en somut direnç noktaları olduğunu ifade etti. Üniversitelerin demokratikleştirme mücadelesinin, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi mücadelesinin de bir parçası olduğunu söyledi.
(Evrensel)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et