18.10.2026 00:25

Gece Mesaisi’ filminin yönetmeni Salih Ortaçay ile konuştuk

Otel resepsiyonisti Emrah’ın patronu tarafından sürekli gözetlenmesini konu alan Gece Mesaisi, iş hayatındaki tahakkümü mizah üzerinden sorguluyor. Filmin yazarı ve yönetmeni Salih Ortaçay, otoriteye karşı güven ve dayanışmanın önemini anlattı.

Gece Mesaisi’ filminin yönetmeni Salih Ortaçay ile konuştuk

Ezgi Oğraş
[email protected]


Bir otelde resepsiyonist olarak çalışan Emrah isimli bir işçinin, otel patronu tarafından sürekli gözetlenmesini konu alan Gece Mesaisi, otoriteyi sorgularken mizahı da eksik etmiyor. Festival yolculuğunu sürdüren kısa filmin yazarı ve yönetmeni Salih Ortaçay ile filmin çıkış noktasını, otoriteyi ele alış biçimini ve mücadele yollarını konuştuk.

Gece Mesaisi’nin çıkış noktasını sizden dinleyebilir miyiz?

Gece Mesaisi’ndeki Emrah karakteri aslında benim bir arkadaşım. Bakakai isminde bir sanat kolektifleri var. Tanışmamız, bu kolektifin birkaç videosunun kurgusu üzerine olmuştu. Emrah aynı zamanda bir otelde resepsiyonist olarak çalışıyor. Bir gün onu ziyarete gittiğimde sigara içmek için dışarı çıkmıştık. Bu sırada patronu aradı ve benim kim olduğum, orada ne aradığım gibi sorular sordu. Bu konuşmayı şaşkınlıkla izledim. Sonrasında Emrah, patronunun çalışanlarını güvenlik kamerasından izleyerek mobbing yaptığını anlattı. O an bunun iyi bir kısa film konusu olacağını anladım.

Film sürekli gözetlenmenin kısıtlayıcı etkisini görünür kılsa da, seyircide boğucu bir his bırakmıyor; mizah bu baskının içinde ferahlatıcı bir alan açıyor. Politik meseleleri ele alırken mizahın nasıl bir imkân sunduğunu düşünüyorsunuz?

En başından beri otoritenin çok ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu biraz karşılıklı rızayla ilgili. Otoriteyi otorite olarak kabul ederseniz, o da hükmeder. Mizah burada bir sorgulama aracı. Otoriteyi ciddiye almayarak bir nevi onu sorguluyoruz.

Anadolu’da insanların otoriteye yaklaşımı hep bu şekilde olmuş. Nasreddin Hoca fıkralarında, Keloğlan hikâyelerinde bunları görebiliyoruz. Bir Kastamonu türküsü var: “Manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu sinek kapmış gördün mü?” Bu türkü, kendilerine eleştiriyi yasaklayan beye karşı halk ozanlarının tepkisi üzerine çıkmış. Son olarak komedyen Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisi de bunun bir göstergesi. Yoksa otoriteyi yüceltmiş, normalleştirmiş oluyoruz. Bence bu çok gereksiz.

‘Otoriter insanların hep yalnız olduğunu düşünmüşümdür’

Otel patronu Adem’i filmin bir bölümünde görmüyoruz, yalnızca sesiyle varlığını hissediyoruz. Görünür olduğu kısımda sürekli ekran başında duran, tek başına tavla oynayan ve telefonun başında bekleyen bir patron var. Diğer yanda ise otelde arkadaşlıkların kurulduğu, gündelik işlerin sürdürüldüğü ve dış dünyayla ilişkinin devam ettiği bir hayat var. Bu iki taraf arasındaki karşıtlığı kurmak bilinçli bir tercih miydi?

Evet, bu karşıtlık bilinçliydi. İlk yazdığım senaryoda Adem Bey’i hiç görmüyorduk, yalnızca bir ses olarak kalıyordu. Daha sonra bu gizemin gerekli olmadığına karar verdim. Adem Bey’i gereğinden fazla yüceltmiş oluyordum. Onun da bir insan olduğunu; elinde telefonu ve kumandası, ekran başında insanları gözetleyen biri olduğunu vurgulamak istedim. Adem Bey, yatırımını korumaya çalışırken büyük bir yalnızlığın içerisinde yaşıyor. Nedense otoriter insanların hep yalnız olduğunu düşünmüşümdür. Diğer tarafta ise etkileşim hâlindeki insanlar var; işleri sürdürüyorlar, yardımlaşıyorlar, âşık oluyorlar. Bu çatışma filmin dinamosuydu. Adem Bey’in kendine ait bir hayatı olsa neden sabahlara kadar insanları gözetlesin ki? Onun yalnızlığı ve işini koruma çabası, otel çalışanları üzerinde baskı oluşturuyor. Bir tarafta hayat, diğer tarafta hayattan korkan ve kaçan bir insan var.

Otoritenin isteği: Güvensizlik yaratmak ve dayanışmayı kaldırmak

Umut veren ve teslim olmayı reddeden bir anlatı sunuyor Gece Mesaisi. Filmde bunun nasıl olabileceğine dair bir örnek var. Sizin için otoritenin açmazlarından çıkış yolu ne oluyor, neye tutunmak iyi geliyor?

Sorunun cevabı çok basit aslında: Güven ve dayanışma. İşimizi yapmamız için bizi sürekli denetleyen mekanizmalara ihtiyacımız yok. Kendi kendimize de işleri sürdürebilir, hayatımıza devam edebiliriz. Tek yapmamız gereken birbirimize güvenmek ve yardımlaşmak.

Otoritenin yapmaya çalıştığı şey de tam olarak bu: Güvensizlik yaratmak ve dayanışmayı ortadan kaldırmak ki kendi varlığını sürdürebilsin. Birçok iş yerinde patronlar rekabeti teşvik eder. Bu da insanlarda güvensizlik duygusunu artırır. Güvensizlik arttıkça otoriteye bağlılık artar. Dayanışma için de aynı şey geçerlidir. Aslında istenilen şey itaattir.

Otorite özgür bireylerden hoşlanmaz. Kendi çıkarından başkasını umursamayan, birer makineye dönüşmüş itaatkâr insanlar ister. Çünkü böylesi onun için daha kârlıdır. Otoritenin bizi sokmaya çalıştığı açmazlardan kurtulmanın tek yolu birbirimize güvenmek ve tutunmaktır. Böylece insan olduğumuzu hatırlar ve birbirimize hatırlatırız.

‘Film, seyircide olumlu bir karşılık buldu’

Filmin festival yolculuğu nasıl geçti? Seyircilerden gelen yorumların filme bakışınız ve üretme motivasyonunuz üzerinde bir etkisi oldu mu?

Dünya prömiyerimizi Miami Short Film Festivali’nde yaptık. Ardından Uluslararası Bakü ve Kazan Film festivallerine katıldık. Ülkemizde İstanbul Film Festivali’yle başlayan yolculuğumuz Adana Altın Koza ile devam etti. Ayvalık Film Festivali ve İşçi Filmleri Festivali gibi festivallere de katıldık.

Filmimizin teması seyircide olumlu bir karşılık buldu diyebilirim. Ben Adem Bey karakterini fazla mı abarttım acaba diye düşünürken seyircilerin aktardığı deneyimler, az bile anlattığımızı gösterdi. Adem Bey’den daha korkunç patronlar varmış etrafta. Hatta çok az da olsa Adem Bey’i haklı bulanlar da var. Genel olarak izleyenler komedi dozunun kıvamında olduğunu söylüyor. En çok gelen eleştirilerden biri, “Keşke biraz daha uzun olsaydı” yönünde. Filmin uzun metrajını ya da dizisini yapmam gerektiğini söyleyenler de var. Ama bence kısa film olarak kalmalı.

Bundan sonrası için ilk uzun metrajlı filmimi çekmek istiyorum. Yine bir otel hikâyesi olacak ama olayları daha geniş bir perspektiften anlatacağım. Bir otele sıkışıp kalmış insanların hikâyesi. Gece Mesaisi’nden edindiğim tecrübeler beni bu filmi yapabilmek için motive ediyor. Bu filmi çekemediğim takdirde aklımda başka projeler de var. Ancak bunlar da çoğunlukla işçi hikâyeleri. Bir de suç ve suça tanıklık, ilgilendiğim konular arasında. Bu minvalde hikâyeler anlatmaya devam edeceğim.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
17.10.2026 16:30 / Güncelleme: 19:45

Sadece nüfusun yüzde 1'inde bulunan 5 nadir vücut özelliği

Birbirinden farklı göz renkleri, fazladan parmaklar ya da organların ters yerleşimi... İnsan bedenindeki bazı özellikler oldukça ender görülüyor. Peki bu farklılıklar nasıl ortaya çıkıyor, ne kadar yaygın ve hangileri sağlık açısından önem taşıyor?

Sadece nüfusun yüzde 1'inde bulunan 5 nadir vücut özelliği

Fotoğraf: cottonbro studio/Pexels

17.10.2026 15:21

İran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı: Kurallara uymayan gemiler hedef alınacak

İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olduğunu duyurarak İran'ın belirlediği kurallara uymayan gemilerin hedef alınacağı tehdidinde bulundu.

İran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı: Kurallara uymayan gemiler hedef alınacak
17.10.2026 17:53

İzmir Barosu Olağan Genel Kurulu başladı: 'Hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz'

İzmir Barosunun 2026-2028 dönemi genel kurulu dört adayın katılımıyla başladı. Baro Başkanı Sefa Yılmaz, “Anayasası olan bir ülkeyiz ama anayasal bir ülke değiliz” diyerek hukuksuzluklara dikkat çekti. Savunma hakkı ve yargı bağımsızlığı vurgulandı.

İzmir Barosu Olağan Genel Kurulu başladı: 'Hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz'
17.10.2026 13:33 / Güncelleme: 13:36

YTÜ'de yeni dönem sorunlarla başladı

YTÜ'de yeni eğitim öğretim yılı devam eden tadilatlar, Davutpaşa Kampüsü'ndeki su baskınları ve Sanat ve Tasarım Fakültesi'nin taşınma kararıyla başladı. Öğrenciler şeffaflık, kalıcı çözümler ve karar süreçlerine dahil edilmeyi talep ediyor.

YTÜ'de yeni dönem sorunlarla başladı

Fotoğraf: Evrensel

17.10.2026 16:24

Doğada asla yapmamanız gereken 5 yanlış: Hayati risklere karşı doğru bilinenler

Yılan ısırığında zehri emmeye çalışmak, ayıyla karşılaşınca koşmak ya da yıldırım sırasında ağacın altına sığınmak… Doğada güvenli olduğu sanılan bazı davranışlar ciddi tehlikelere yol açabiliyor.

Doğada asla yapmamanız gereken 5 yanlış: Hayati risklere karşı doğru bilinenler

Fotoğraf: Şükrü Aydın/Pexels

17.10.2026 15:40 / Güncelleme: 16:51

Fransa'da ülke çapında eylemler büyüyor: Sarı Yelekliler ve çiftçiler öğrencilerle yan yana

Fransa genelinde yüksek fiyatlar ve sosyal haklardaki gerilemeye karşı düzenlenen protestolara Sarı Yelekliler, sendikalar ve öğrenciler katıldı. Paris'te polis gözyaşartıcı gaz kullanırken, ülke genelinde yaklaşık 100 kişi gözaltına alındı.

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!