Sadece nüfusun yüzde 1'inde bulunan 5 nadir vücut özelliği
Birbirinden farklı göz renkleri, fazladan parmaklar ya da organların ters yerleşimi... İnsan bedenindeki bazı özellikler oldukça ender görülüyor. Peki bu farklılıklar nasıl ortaya çıkıyor, ne kadar yaygın ve hangileri sağlık açısından önem taşıyor?
Fotoğraf: cottonbro studio/Pexels
Elif Turgut
[email protected]
İnsan vücudu, kişiden kişiye değişen ve bazen oldukça nadir görülen özelliklerle dolu. Farklı göz renklerinden fazladan parmaklara, kulak hareketlerini kontrol edebilmekten sıra dışı kas yapılarına kadar bazı özellikler toplumun yalnızca küçük bir bölümünde görülüyor. Ancak bu özelliklerin hepsi için geçerli, kesin bir “yüzde 1” sınırı bulunmuyor.
İnsanların fiziksel özellikleri büyük ölçüde genetik miras, gelişim süreci ve çevresel etkenlerin birleşimiyle şekilleniyor. Bazı farklılıklar milyonlarca insan arasında yaygın biçimde görülürken bazıları oldukça ender rastlanan biyolojik çeşitlilik örnekleri olarak öne çıkıyor.
Nadir görülen her özellik bir hastalık anlamına gelmiyor. Bazıları herhangi bir sağlık sorununa yol açmayan anatomik farklılıklar; bazıları ise tıbbi açıdan değerlendirilmesi gereken durumlar olabiliyor. Üstelik bu özelliklerin görülme sıklığı, araştırmanın yapıldığı topluma ve kullanılan tanıma göre değişebiliyor.
İşte insan vücudunda görülebilen, bilimsel açıdan dikkat çekici beş nadir özellik.
İki gözü farklı renkte olmak
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi olan insanları gördünüz mü? Bu sıra dışı görünümün adı heterokromi. Gözün renkli bölümünü oluşturan iriste pigmentin farklı miktarlarda veya farklı biçimlerde dağılması sonucunda ortaya çıkabiliyor.
Heterokrominin en dikkat çekici biçiminde iki göz birbirinden farklı renkte oluyor. Bazı kişilerde ise aynı gözün irisi içinde birden fazla renk bulunabiliyor. Bu farklılık doğuştan gelebileceği gibi bazı hastalıklar, yaralanmalar veya ilaçlar nedeniyle sonradan da gelişebiliyor.
Heterokrominin toplum genelindeki görülme sıklığına ilişkin kesin ve evrensel bir oran bulunmuyor. Bir araştırmada 11 bin 111 kişinin fotoğrafı incelendiğinde, iki irisin tamamen farklı renkte olduğu yedi vaka saptandı. Bu sonuç yaklaşık yüzde 0,063'lük bir oran anlamına geliyor; ancak tek bir araştırmanın sonucu bütün dünya nüfusuna doğrudan genellenemez.
Doğuştan gelen heterokromi çoğu zaman zararsız olsa da göz renginde sonradan meydana gelen değişikliklerin bir göz hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
El veya ayakta fazladan parmak
İnsanların normalde her elinde ve ayağında beşer parmağı bulunuyor. Ancak bazı bebekler, ellerinde veya ayaklarında fazladan bir parmakla dünyaya geliyor. Tıpta polidaktili adı verilen bu durum, doğuştan görülen anatomik farklılıklar arasında yer alıyor.
Fazladan parmak başparmak tarafında, küçük parmak tarafında veya elin ya da ayağın başka bir bölümünde oluşabiliyor. Bazı vakalarda ek parmak küçük bir doku çıkıntısı biçimindeyken bazılarında kemik, eklem ve tırnak gibi yapılar içerebiliyor.
Polidaktili, canlı doğumların yaklaşık binde ikisinde, yani yüzde 0,2'sinde görülebiliyor. Bununla birlikte sıklık, nüfus gruplarına ve durumun nasıl sınıflandırıldığına göre değişiyor. Dolayısıyla bu özellik, her toplumda aynı oranda görülmüyor.
Bazı kişilerde polidaktili tek başına ortaya çıkarken bazı durumlarda genetik sendromlarla birlikte görülebiliyor. Fazladan parmağın işlevi ve çevre dokularla ilişkisi, tedavi gerekip gerekmediğinin belirlenmesinde önem taşıyor. Bu özellik, insan bedeninin gelişim sürecindeki küçük farklılıkların bile fiziksel yapıda belirgin sonuçlar yaratabildiğini gösteriyor.
Albinizm: Saç, cilt ve göz pigmentasyonunun farklı olması
Albinizm, vücudun melanin adı verilen pigmenti üretme biçimini etkileyen genetik durumların genel adı. Melanin; cilt, saç ve göz renginin oluşmasında rol oynuyor. Bu pigmentin üretimi azaldığında kişilerin saçları ve ciltleri daha açık renkli olabiliyor; gözlerde de çeşitli renk ve görme farklılıkları görülebiliyor.
Albinizm tek tip bir durum değil. Farklı genetik türleri bulunuyor ve belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor. Bazı kişilerde görme sorunları belirgin olurken diğerlerinde farklı düzeylerde etkilenme görülebiliyor.
Görülme sıklığı da coğrafyaya göre değişiyor. MedlinePlus Genetics verilerine göre, okülokütanöz albinizm Avrupa nüfusunda yaklaşık 12 bin ila 15 bin kişide bir, bazı Afrika topluluklarında ise yaklaşık 4 bin ila 7 bin kişide bir görülüyor. Bu farklılık, tek bir küresel oran vermenin neden yanıltıcı olabileceğini ortaya koyuyor.
Albinizmi olan kişilerde güneş ışığına karşı hassasiyet ve bazı görme sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle güneşten korunma ve düzenli göz kontrolleri önem taşıyor. Albinizm, yalnızca dış görünüşte farklılık yaratan bir özellik değil; pigment üretimi ve görme sistemiyle ilişkili biyolojik bir durum.
Fazladan meme başı: Embriyonik gelişimden kalan bir farklılık
İnsan vücudunda normalde iki meme başı bulunuyor. Ancak bazı kişilerde doğuştan fazladan bir veya daha fazla meme başı gelişebiliyor. Tıpta politelia olarak adlandırılan bu durum, bazen küçük bir ben ya da cilt lekesiyle karıştırılabiliyor. Bu farklılığın kökeni, anne karnındaki gelişim sürecine uzanıyor. Embriyonun erken dönemlerinde, vücudun göğüs bölgesinden kasıklara doğru uzanan ve süt çizgisi olarak adlandırılan alanında meme dokusunun gelişimine ilişkin yapılar oluşuyor. Bu çizginin bazı bölümlerindeki dokuların kalıntıları, fazladan meme başı gelişmesine yol açabiliyor.
Fazladan meme başları çoğunlukla göğüs ve karın bölgesinde görülse de vücudun farklı noktalarında da ortaya çıkabiliyor. Çoğu vakada önemli bir sağlık sorununa neden olmuyor ve kişi bu özelliğe sahip olduğunu uzun süre fark etmeyebiliyor. Ancak bu durum, yüzde 1'den daha az görülen özellikler arasında kesin olarak sınıflandırılamıyor. Tıbbi kaynaklarda toplumun yaklaşık yüzde 1 ila 5'inde görülebildiği belirtiliyor.
Bu örnek, nadir kabul edilen vücut özelliklerinin her zaman hastalık anlamına gelmediğini gösteriyor. Bununla birlikte yeni ortaya çıkan, büyüyen veya görünümü değişen cilt oluşumlarının bir sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
İç organların ayna görüntüsü gibi yerleşmesi
İnsan vücudundaki organların yerleşimi genellikle belirli bir düzen izliyor. Kalp çoğunlukla göğsün sol tarafında, karaciğer ise ağırlıklı olarak sağ tarafta bulunuyor. Ancak bazı kişilerde iç organlar, bu düzenin ayna görüntüsü şeklinde yerleşebiliyor.
Situs inversus adı verilen bu durum, kalp ve karın organlarının normal yerleşime göre ters tarafta bulunmasıyla karakterize ediliyor. Tüm iç organların ayna görüntüsü biçiminde yerleştiği durum situs inversus totalis olarak adlandırılıyor.
Bu farklılık, embriyonik gelişim sırasında organların sağ-sol ekseninin belirlenmesiyle ilgili süreçlerdeki değişikliklerden kaynaklanıyor. Bazı kişiler herhangi bir belirti yaşamadan hayatını sürdürebiliyor ve durum, başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen fark edilebiliyor.
Situs inversus tek başına her zaman ciddi bir sağlık sorunu anlamına gelmiyor. Bununla birlikte bazı kişilerde başka doğuştan gelen durumlarla birlikte görülebiliyor. Organların yerleşiminin farklı olması, tıbbi muayene ve cerrahi müdahalelerde de önem taşıyor.
Bu nedenle situs inversus, insan anatomisinin tek bir kalıba bağlı olmadığını gösteren sıra dışı örneklerden biri. Organların görevleri büyük ölçüde aynı kalırken vücut içindeki konumları farklılaşabiliyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et