Doğada asla yapmamanız gereken 5 yanlış: Hayati risklere karşı doğru bilinenler
Yılan ısırığında zehri emmeye çalışmak, ayıyla karşılaşınca koşmak ya da yıldırım sırasında ağacın altına sığınmak… Doğada güvenli olduğu sanılan bazı davranışlar ciddi tehlikelere yol açabiliyor.
Fotoğraf: Şükrü Aydın/Pexels
Elif Turgut
[email protected]
Ormanda yürüyüş yapmak, kamp kurmak veya dağlarda vakit geçirmek, şehir yaşamından uzaklaşmak için tercih edilen etkinlikler arasında. Ancak doğada değişen hava koşulları, yaban hayvanlarıyla karşılaşma ihtimali ve zehirli canlılar, hazırlıksız yakalananlar için ciddi riskler oluşturabiliyor.
Tehlikelerin bir bölümü, doğaya ilişkin kulaktan dolma bilgiler nedeniyle daha da büyüyebiliyor. Yılan ısırığında zehri emmeye çalışmak, ayıdan kaçmak için koşmak veya yıldırım sırasında ağacın altına sığınmak, bunlardan bazıları.
Doğada güvenliği sağlamak için tehlikeleri tanımak kadar, yanlış müdahalelerden kaçınmak da önem taşıyor. İşte sık karşılaşılan beş yanlış inanış ve bu durumlarda yapılması gerekenler.
1. Yanlış: Yılan ısırığında zehri emmek hayat kurtarır
Filmlerde ve televizyon dizilerinde sıkça görülen bu yöntem, yılan ısırığına ilişkin yaygın yanlışlardan biri. Isırılan kişinin yarasındaki zehri ağızla emmeye çalışmak, zehrin vücuda yayılmasını güvenilir biçimde önlemiyor.
Aksine yaranın kesilmesi veya emilmeye çalışılması, doku hasarına, enfeksiyona ve tıbbi yardıma ulaşmada zaman kaybına neden olabiliyor. Turnike uygulamak, buz koymak veya yaraya elektrik vermek de önerilmeyen müdahaleler arasında.
Doğrusu ne?
Öncelikle güvenli bir mesafeye geçin ve acil yardım çağırın. Isırılan kişiyi mümkün olduğunca sakin ve hareketsiz tutun; ısırılan uzvun hareketini sınırlayın. Şişme ihtimaline karşı yüzük, bilezik ve sıkı giysileri çıkarın.
Yarayı kesmeye, zehri emmeye veya turnike uygulamaya çalışmayın. Türkiye’de acil yardım için 112’yi arayın. Yılan ısırıkları, belirti görülmese bile zaman kaybetmeden tıbbi değerlendirme gerektirir.
2. Yanlış: Ayıyla karşılaşırsanız koşarak kaçın
Ormanda ayıyla karşılaşmak korkutucu olabilir. Böyle bir durumda koşmak veya ağaca tırmanmak, ilk akla gelen tepkiler arasında yer alsa da bunlar güvenilir korunma yöntemleri değil.
Ayılar, çok hızlı hareket edebilen güçlü hayvanlar. Ani hareketler, hayvana yaklaşmak veya kaçış yolunu kapatmak, karşılaşmayı daha tehlikeli hâle getirebilir. Nasıl davranılması gerektiği ise ayının türüne, mesafeye ve karşılaşmanın koşullarına göre değişebilir.
Doğrusu ne?
Sakin kalmaya çalışın, ani hareketlerden kaçının ve ayıya yaklaşmayın. Hayvanın kaçış yolunu kapatmayın; yavrularıyla arasına girmeyin. Ayı sizi fark etmemişse sessizce uzaklaşmak mümkün olabilir. Ancak hayvan size yaklaşırsa tek bir davranışın her durumda güvenli olacağını varsaymayın.
Ayı karşılaşmalarında saldırının savunma amaçlı mı yoksa avcı davranışıyla mı gerçekleştiği, izlenecek yaklaşımı değiştirebilir. Bu nedenle doğa yürüyüşü veya kamp öncesinde bölgedeki ayı türleri ve yerel yaban hayatı yetkililerinin güvenlik önerileri öğrenilmeli.
3. Yanlış: Yıldırım sırasında ağacın altına sığınmak güvenlidir
Yağmur başladığında büyük bir ağacın altına sığınmak, koruyucu bir çözüm gibi görünebilir. Ancak yıldırım riski bulunan açık alanlarda tek başına duran bir ağacın altına girmek tehlikelidir.
Yıldırım ağaca doğrudan çarpabilir. Elektrik akımı ağaç gövdesinden çevredeki toprağa yayılabilir veya yakındaki kişilere ulaşabilir. Su kenarları, yüksek noktalar ve açık araziler de fırtına sırasında risk oluşturabilir.
Doğrusu ne?
Gök gürültüsünü duyduğunuzda sağlam, kapalı bir binaya veya pencereleri kapalı, sert tavanlı bir araca sığının. Tek başına duran ağaçlardan, su kenarlarından, yüksek noktalardan ve metal çitlerden uzaklaşın.
Güvenli bir sığınak bulamıyorsanız açık alandaki riskinizi azaltmaya çalışın; ancak hiçbir açık alan pozisyonunun güvenli bir binanın yerini tutmadığını unutmayın. Yere tamamen uzanmayın. Son gök gürültüsünden sonra en az 30 dakika geçmeden açık alandaki etkinliğe dönmeyin.
4. Yanlış: Yabani mantarlar görünüşlerinden tanınabilir
Ormanda bulunan bir mantar, zararsız, hatta yenilebilir bir türe benziyor olabilir. Ancak bazı zehirli mantarlar, yenilebilir türlerle büyük benzerlik gösterir. Renk, koku veya biçim gibi özellikler her zaman güvenilir bir ayrım yapmaya yetmez.
Mantarın pişirilmesi, kaynatılması veya kurutulması da bütün zehirleri etkisiz hâle getirmez. Bazı mantarların yol açtığı zehirlenmelerde belirtiler saatler sonra ortaya çıkabilir. Kişinin başlangıçta kendini iyi hissetmesi, ciddi bir zehirlenme yaşanmadığı anlamına gelmez.
Doğrusu ne?
Türünü kesin olarak tanımadığınız yabani mantarları tüketmeyin. İnternetteki tek bir fotoğrafa veya kulaktan dolma bilgilere dayanarak karar vermeyin.
Zehirlenme şüphesi varsa belirtilerin başlamasını beklemeden sağlık kuruluşuna başvurun. Mümkünse mantarın fotoğrafını ve kalan örneğini, güvenli biçimde saklayarak sağlık ekiplerine bilgi sağlayın. Kusturmaya çalışmayın ve sağlık uzmanı önermedikçe evde tedavi uygulamayın.
Doğada yiyecek toplamak geleneksel bir etkinlik olsa da mantar türlerinin doğru teşhisi uzmanlık gerektirir. Şüphe duyulduğunda en güvenli seçenek mantarı tüketmemektir.
5. Yanlış: Su içmek için susamayı beklemek yeterlidir
Özellikle sıcak havalarda yapılan uzun yürüyüşlerde sıvı kaybı kolayca hafife alınabilir. Yalnızca belirgin biçimde susadığında su içmeyi tercih edenler, yoğun efor ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacını karşılamakta gecikebilir.
Susuzluk hissi sıvı ihtiyacını anlamaya yardımcı olsa da tek başına kusursuz bir gösterge değildir. Baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, koyu renkli idrar ve idrar miktarında azalma, sıvı kaybının belirtileri arasında olabilir. Sıcak havalarda uzun süreli fiziksel efor, ısıya bağlı hastalık riskini de artırır.
Doğrusu ne?
Yürüyüşün süresine, hava sıcaklığına ve harcanan efora uygun miktarda içme suyu taşıyın. Uzun yürüyüşlerde düzenli aralıklarla su için; yoğun terleme durumunda elektrolit kaybını da dikkate alın. Sıcak havalarda gölgede dinlenin ve fiziksel eforunuzu koşullara göre azaltın.
Baş dönmesi, bulantı veya belirgin güçsüzlük gelişirse etkinliği durdurup serin bir yere geçin. Bilinç bulanıklığı, bayılma ya da davranış değişikliği gibi ciddi belirtilerde acil yardım çağırın.
Öte yandan kısa sürede aşırı miktarda su içmek de kandaki sodyum seviyesinin tehlikeli biçimde düşmesine yol açabilir. Amaç olabildiğince çok su içmek değil, sıvı ihtiyacını hava koşullarına ve fiziksel etkinliğe uygun biçimde karşılamaktır.
Doğada güvenlik hazırlıkla başlar
Doğada karşılaşılan riskleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da doğru bilgi ve hazırlık, tehlikelerin büyümesini önleyebilir. Yürüyüş veya kamp öncesinde hava durumunu ve bölgenin koşullarını öğrenmek, yeterli su taşımak ve acil durumda nasıl yardım çağrılacağını bilmek önemlidir.
Yaban hayvanlarıyla karşılaşma, zehirli canlıların ısırması veya yıldırım gibi durumlarda kulaktan dolma yöntemlere başvurmak yerine güvenilir güvenlik önerilerini izlemek gerekir. Doğada güvenliğin ilk adımı, tehlike ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekten önce riskleri tanımaktır.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et