Yılmaz Güney ölümünün 42'nci yılında Beyoğlu'nda anıldı
Yılmaz Güney, ölümünün 42. yılında Atlas Sineması’nda düzenlenen etkinlikle anıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı etkinlikte Fatoş Güney, Nur Sürer, Yüksel Aksu ve Necmettin Çobanoğlu Yılmaz Güney’in sineması üzerine konuştu.
Merve Tur
[email protected]
Yılmaz Güney, ölümünün 42. yılında İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Atlas Sineması’nda düzenlenen etkinlikle anıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı etkinlikte salon doldu.
Etkinlik, Güney Dergisi adına yapılan konuşmayla başladı. Konuşmada Yılmaz Güney’in arkadaşları, sevenleri, dostları ve yoldaşları selamlanırken, Güney’e yönelik saldırılara da değinildi. Yılmaz Güney’in ölümünün üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen Türkiye halklarının bilincinde ve yüreğinde yaşamaya devam ettiği ifade edilen konuşmada, Güney’in Türkiye sinemasında yeni bir anlayışın oluşmasındaki rolüne ve dünya sinemasındaki etkisine dikkat çekildi.
Konuşmada, Yılmaz Güney’in yaşamı boyunca kendisine yönelen saldırıların ölümünden sonra da devam ettiği belirtilerek, Güney hakkında yapılan suçlamalar ve eserlerinin tanınmasının engellenmesine yönelik tutumlar eleştirildi. Yılmaz Güney’in Türkiye sinemasındaki konumunun yanı sıra dünya sinemasındaki etkisinin de vurgulandığı konuşmada, Güney’in sanat anlayışının yeni sinemacılar üzerindeki etkisine değinildi.
Güney’in sineması ve mirası konuşuldu
Yılmaz Güney’i anmanın onun bıraktığı mirası bugünün koşullarında anlamak ve ileriye taşımak anlamına geldiği belirtilen konuşmada, Güney’in sanatından, düşüncelerinden ve yaşamından öğrenmenin yanı sıra eksik ve hataların aşılması gerektiği ifade edildi. Güney Dergisi’nin kültür, sanat ve edebiyat alanında işçi sınıfı ve ezilenlerin sanat çalışmalarına alan açmayı, Yılmaz Güney’in sanatını ve düşüncelerini yaşatmayı ve yeni sanatçılara, şairlere, yazarlara ve aydınlara bir kürsü olmayı amaçladığı belirtildi.
Güney Dergisi adına yapılan konuşmanın ardından Hasan Erkul’un yönlendirdiği söyleşi gerçekleştirildi. Fatoş Güney, Nur Sürer, Yüksel Aksu ve Necmettin Çobanoğlu’nun katıldığı söyleşide Yılmaz Güney’in yaşamı ve sineması üzerine konuşuldu.
“Yılmaz Güney çok yönlü bir aydındı”
Fatoş Güney, konuşmasında Arkadaş filminin çekimleri ve filmin içeriği hakkında bilgi verdi. Yılmaz Güney’in yalnızca film yapan bir sinemacı olmadığını belirten Güney, onun yaşadıklarıyla dönüşen ve Türkiye’nin siyasal, kültürel ve sinemasal dilini de etkileyen çok yönlü bir aydın olduğunu söyledi.
Cezaevinin Yılmaz Güney’in sinemayla bağını kesmediğini belirten Fatoş Güney, Güney’in cezaevinde filmlerini ve senaryolarını oluşturduğunu, dışarıdaki ekipleri yönlendirdiğini ve eserlerinin dünyaya ulaştığını anlattı.
Fatoş Güney, Yılmaz Güney’in sinemasını Türkiye’nin sosyal ve siyasal gerçekliğine yönelttiğini belirterek filmlerinde yoksulluğu, sınıfsal çelişkileri, köylüleri, işçileri, tarım işçilerini, göçerleri, kadınları ve ezilenleri ele aldığını söyledi. Sinemanın yanı sıra yazılarıyla da düşüncelerini aktardığını belirten Güney, dışarıdaki arkadaşları aracılığıyla çıkardığı Güney dergisi nedeniyle hakkında yılları bulan cezalar istendiğini ifade etti.

Fatoş Güney, Yılmaz Güney’e yönelik “savcı katili”, “vatan haini”, “bölücü” ve “kadın düşmanı” suçlamalarına da değindi. Güney’in eserlerinde kadının toplumdaki yerini sorguladığını belirten Fatoş Güney, Arkadaş filmindeki kadın karakter üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Kürt meselesine ilişkin de konuşan Güney, geçmişte “bölücülük” olarak yaftalanan meselenin bugün ülkenin gündemlerinden biri olduğunu söyledi.
Yılmaz Güney’e yönelik “katil” yaftasının hangi koşullarda ortaya çıktığına ilişkin Yumurtalık Dosyası’nın yeniden gündeme getirildiğini belirten Fatoş Güney, dosyanın medya ile de paylaşıldığını söyledi. Güney, Yılmaz Güney’in filmlerinin yakılması, yok edilmesi ve yeni kuşakların filmleri tanımasının engellenmesine yönelik uygulamaları da eleştirdi.
Yılmaz Güney sinemasının uluslararası etkisi
Yüksel Aksu ise Yılmaz Güney sinemasıyla üniversite döneminde tanıştığını ve tezini Yılmaz Güney sineması üzerine yaptığını anlattı. Aksu, Yılmaz Güney sinemasının uluslararası etkisine dikkat çekerek Güney’in kullandığı bazı tekniklerin kendisinden 20-25 yıl sonra da kullanıldığını söyledi. Arkadaş filmindeki resim karesi dondurma tekniğini buna örnek olarak gösterdi.
Dünya sinema tarihinde yer alan yönetmenlerin Yılmaz Güney hakkındaki değerlendirmelerine de değinen Aksu, Babel filminin yönetmeni Alejandro González Iñárritu’nun Yılmaz Güney’in Yol filminden etkilenerek sinema yapmaya karar verdiğini anlattığını belirtti.
Arkadaş filmine yönelik “slogancı” eleştirilere katılmadığını belirten Aksu, filmin yapıldığı dönemde bu anlayışın yaygın olduğunu ve Arkadaş filminin Yılmaz Güney’in kullandığı slogancılığın azaltılmış hali olduğunu söyledi.
Yılmaz Güney’e yönelik bilgi eksikliğine dikkat çekildi
Nur Sürer, etkinlikte salonun dolu olmasına dikkat ederek Yılmaz Güney’e yönelik ilginin devam ettiğini belirtti. Farklı üniversitelerde ve çeşitli yerlerde söyleşilere katıldıklarını anlatan Sürer, bu etkinliklerde sorulan sorular ve Yılmaz Güney’e yöneltilen suçlamalar üzerinden sanatçı hakkında bilgi eksikliği bulunduğunu gördüklerini söyledi.
Yılmaz Güney sinemasının dönüm noktasının Umut filmi olduğunu belirten Sürer, Güney’in bu filmden önce yaptığı filmlerde de yoksul, ezilen ve mağdur olanı koruyan bir yaklaşım bulunduğunu ifade etti. Sürer, Yılmaz Güney ile çalışma isteği olduğunu ancak Güney’in cezaevinde olması nedeniyle bu fırsatı bulamadığını anlattı.
12 Eylül’ün sanat ve sinema üzerindeki etkisi
Necmettin Çobanoğlu da konuşmasında 12 Eylül’ün sanatçılar ve sinema üzerindeki etkisine değindi. Beyoğlu’nda Uğur Filmcilik’te çalıştığı dönemde Yılmaz Güney’in Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve Ömer Ayna ile bir araya geldiğine şahit olduğunu anlattı.
Çobanoğlu, Arkadaş filminde başka bir projede çalıştığı için rol alamadığını, ancak filmde oynamayı istediğini söyledi. Yılmaz Güney ile oynadığı filmlerdeki çalışmalarından söz eden Çobanoğlu, Sürü filminde birlikte çalıştıklarını anlattı.
Yılmaz Güney’in cezaevinde bulunduğu dönemde mahkumlar tarafından sevildiğini ve çıkmasını istemediklerini belirten Çobanoğlu, cezaevinde bulunduğu dönemde Güney ile birlikte çalışma fırsatı bulamadığını söyledi.
Anma Arkadaş filminin gösterimiyle sona erdi
Söyleşinin sonunda salondaki izleyiciler Yılmaz Güney’i ayakta alkışladı.
Söyleşinin ardından Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, yönettiği ve oynadığı Arkadaş filmi gösterildi. Filmde toplumun yozlaşmış ilişkileri ve burjuva ahlakı ele alınıyor.
Etkinlik, Arkadaş filminin gösteriminin ardından sona erdi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et