EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan: Filo Jet faciasının sorumlusu kâr ve rant düzenidir
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Filo Jet faciasında sorumluluğun kaptan ve birkaç görevliye yüklenemeyeceğini belirterek şirketin hat izinleri, denetim raporları ve siyasi-idari ilişkilerinin açıklanmasını istedi.
Fotoğraf: AA
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Girne-Taşucu seferini yapan Filo Jet’in batmasına ilişkin yaptığı açıklamada, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa diledi. Kayıpların bir an önce bulunmasını beklediklerini belirten Aslan, facianın bütün yönleriyle açığa çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.
Aslan, yaşamını yitirenlerin ailelerinin cenazelerini beklerken dahi doğru ve düzenli bilgiye ulaşamadıklarını, cenazelerin teslimi ve defin süreçlerinde gerekli organizasyonun sağlanmadığını ifade ettiklerini belirtti. Türkiye ve KKTC makamlarına çağrıda bulunan Aslan, “Facianın yaşanmasını önleyemeyen kamu yönetiminin, facianın ardından ailelerin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaması kabul edilemez. Türkiye ve KKTC makamları ailelerin bütün ihtiyaçlarını karşılamak, cenazelerin tesliminden ulaşıma ve defin işlemlerine kadar süreci tek elden, şeffaf ve düzenli biçimde yürütmek zorundadır” dedi.
Yaşananların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayan Aslan, “Sorumluların hesap vermesi, yaşamını yitirenlere ve ailelerine karşı hepimizin sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
“Filo Jet faciası bir deniz kazası değildir”
Facianın yalnızca bir “deniz kazası” olarak ele alınamayacağını belirten Aslan, “Filo Jet faciası bir ‘deniz kazası’ değildir. Bu facia; ulaşımı sermayenin kâr ve rant alanına çeviren, kamu denetimini şirketlerin çıkarlarına göre işleten ve Türkiye ile Kıbrıs’ın kuzeyi arasındaki ilişkileri halkların değil sermaye çevrelerinin ihtiyaçları doğrultusunda kuran düzenin sonucudur” dedi.
Sorumluluğun kaptan ve birkaç liman görevlisine yüklenmek istendiğini söyleyen Aslan, şöyle devam etti:
“Şimdi bütün sorumluluğu kaptana ve birkaç liman görevlisine yükleyerek dosyayı kapatmak istiyorlar. Oysa sorumluluk, geminin çalışmasına izin verenlerden teknik yeterliliğini kabul edenlere, hat iznini verenlerden son seferin önünü açanlara kadar uzanan siyasi ve idari mekanizmanın tamamındadır. Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı da sorumluluğu birbirine, kaptana ya da birkaç alt kademe görevliye havale edemez.”
Filo Jet’in geçmişine ilişkin sorular
Filo Jet’in geçmişine de dikkat çeken Aslan, geminin bir dönem Hatay Deniz Otobüsleri (HADO) için alınmak istendiğini ancak hakkında ciddi teknik uygunsuzluklar tespit edildiğini belirtti. Geminin yıllar sonra Filo Jet adıyla HADO’nun giremediği Girne-Taşucu hattında çalışmaya başladığını ifade eden Aslan, şu soruları yöneltti:
“HADO’ya kapatılan hatta Filo’ya kim, hangi kararla ve hangi koşullarda yol açtı? Geminin geçmişte tespit edilen teknik uygunsuzlukları nasıl giderildi? Denetim raporları neden kamuoyuna açıklanmıyor?”
“Şirketin ortaklık yapısı açıklanmalı”
Filo Denizcilik’in ortaklık yapısının da açıklanmasını isteyen Aslan, şirket ortaklarının Türkiye ve KKTC’de siyaset, bürokrasi ve sermaye çevreleriyle ilişkilerinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Aslan, “Şirket ortaklarına verilen KKTC vatandaşlıklarının gerekçeleri, tarihleri ve bu süreçlerin şirketin yatırım ve hat izinleriyle ilişkisi açıklanmalıdır. Kamuya ait bir hattın hangi şirkete açılacağı, kime vatandaşlık verileceği, hangi geminin yüzlerce insanı taşımasına izin verileceği kapalı kapılar ardında belirlenemez” dedi.
“Yolcuların ve çalışanların can güvenliği yok sayılıyor”
Filo Jet faciasının Türkiye’de deniz taşımacılığının nasıl örgütlendiğini de yeniden gündeme getirdiğini belirten Aslan, deniz ulaşımının sermayenin rant ve kâr alanına çevrildiğini ifade etti.
Aslan, “Milyonlarca insanın kullandığı deniz ulaşımı sermayenin rant ve kâr alanına çevrilirken yolcuların ve çalışanların can güvenliği yok sayılıyor. Şirketlerin maliyet ve kâr hesapları insan yaşamının önüne geçiriliyor; facia yaşandığında ise siyasi sorumlular geri çekilip birkaç çalışanın üzerine suç yıkılıyor” dedi.
Aynı anlayışın yalnızca deniz taşımacılığında görülmediğini söyleyen Aslan, “Bu düzen yalnız denizde karşımıza çıkmıyor. Madenlerde, fabrikalarda, şantiyelerde, demiryollarında ve denizlerde aynı anlayış hüküm sürüyor: Kâr şirketlerin, risk emekçilerin ve halkın; facianın ardından hesap ise en aşağıdakilere kesiliyor” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs’ın kuzeyindeki tablo vesayet ilişkisinden ayrı düşünülemez”
Kıbrıs’ın kuzeyindeki ekonomik ve siyasi ilişkilere de değinen Aslan, yaşananların Türkiye’nin bölgede izlediği politikadan ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Aslan, “Kıbrıs’ın kuzeyinde ise bu tablo Türkiye’nin yıllardır sürdürdüğü ekonomik ve siyasi vesayet ilişkisinden ayrı düşünülemez. Kıbrıs Türk halkının iradesini ikinci plana iten bu bağımlılık ilişkisi, Türkiye ve KKTC’deki sermaye çevreleri ile siyasi bağlantıları olanlar için ayrıcalık alanları yaratıyor” dedi.
Bu nedenle Ankara’nın Filo Jet faciasının sorumluluğunu Kıbrıs’ın kuzeyindeki kurumlara bırakamayacağını belirten Aslan, Türkiye hükümeti ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının şirketin hat izinlerinden geminin Türkiye-KKTC arasında çalışmasına kadar üstlendiği rolün açıklanmasını istedi.
Aslan, “KKTC hükümeti ve ilgili Bakanlık da verilen izinleri, vatandaşlık kararlarını, denetim raporlarını ve şirketlerle yapılan bütün resmi yazışmaları kamuoyuna açmalıdır” diye konuştu.
“Ulaşım bir hak ve kamu hizmetidir”
Meselenin yalnızca ilgili belgelerin kamuoyuna açıklanmasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Aslan, ulaşım hizmetlerinin nasıl örgütlendiğinin de tartışılması gerektiğini söyledi. “Ulaşım bir hak ve kamu hizmetidir. Şirketlerin kâr hesabına bırakılamaz” diyen Aslan, şöyle devam etti;
“Deniz ulaşımı başta olmak üzere temel kamu hizmetleri rant ve kâr alanı olmaktan çıkarılmalı; halkın ihtiyaçları doğrultusunda kamusal olarak örgütlenmeli, çalışanların ve yurttaşların doğrudan denetimine açılmalıdır.”
Şirketlerin, bürokrasinin ve siyasi iktidarların sorumluluğunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini belirten Aslan, “Çünkü değiştirilmesi gereken yalnız Filo Jet’i sefere çıkaran karar değildir. İnsan yaşamını sermayenin kârına, halkların iradesini sermaye ve siyasi iktidarların çıkarlarına tabi kılan bu düzendir” dedi. Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı;
“İnsan yaşamı sermayenin kârından değerlidir. Kıbrıs halkının iradesi Ankara’nın ve sermayenin çıkarlarına teslim edilemez. Halkların eşit ve özgür olduğu, ulaşımın ve bütün kamu hizmetlerinin halkın ihtiyaçları için örgütlendiği bir düzeni birlikte kuracağız.”
(Haber Merkezi)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et