Doç. Dr. Arzu Yılmaz: Asıl hedef Suriye’yi topyekun İslamileştirmek
Suriye'de SDG’nin entegrasyonuyla başlayan yeni süreci değerlendiren Doç. Dr. Arzu Yılmaz, “Bugün Rojava üzerinden konuşulan tasfiye, aslında Ortadoğu’nun bugüne kadar seküler kalabilmiş tek Arap ülkesinin topyekûn İslamileştirilmesidir” dedi.
Fotoğraf: AA
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin SDG’yi resmen feshederek Şam’daki Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetimine bağlı orduya tam entegrasyon sağladıklarını açıklaması ve sonrasında yaşanan gelişmeler, gözleri yeniden bölgedeki siyasi denkleme çevirdi. Rojava’da 15 yıldır süren özerk yönetim deneyiminin; idari kurumların Şam’a devredilmesi, yeni yerel tugaylar formülü ve Kürtçe eğitim meselesinin nasıl bir aşamaya evrildiği tartışılıyor. Ankara ve Şam hattında eş zamanlı yaşanan kritik gelişmeleri, Kürt siyasetinin silahlı mücadeleden siyasi alana geçiş stratejisini ve Ortadoğu’nun yeniden şekillenen jeopolitiğini Doç. Dr. Arzu Yılmaz değerlendirdi.
"Sonucu tayin edecek aşama yeni Suriye Anayasası olacak"
Kürt siyasetinin bir dönüşümün eşiğinde olunduğunu belirten Yılmaz, “Bu dönüşümün kendi iç dinamiklerine bağlı bir tarafı olsa da bölgesel gelişmelerin özellikle zamanlamayı tayin eden etkisi gözardı edilemez. Bu haliyle, Kürt siyasetinin meşruiyet arayışının bölgesel yeniden yapılanmayla birlikte biçimlendiğini söyleyebiliriz. Fakat bu biçim nihai formuna henüz kavuşmadı" dedi.
Arzu Yılmaz | Fotoğraf: Birkan Bulut/Evrensel
Suriye’de tamamlandığı söylenen entegrasyonun SDG’nin, yani askeri yapının entegrasyonundan ibaret olduğunu vurgulayan Arzu Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bununla birlikte, en son Kuzey Doğu Suriye Otonom Yönetimi (KDSOY) adını alan Rojava’daki siyasi yapının haritası değişti, ekonomik kaynaklar ve idari kurumlar Şam’daki merkezi yönetime bağlandı ve fakat KDSOY çerçevesinde kurulan siyasi ve sivil altyapı yerinde duruyor. Üstelik, Şam’daki geçici hükümete bağlı orduya entegre olan SDG askeri güçleri de söz konusu siyasi ve sivil yapının korunduğu Kürt nüfus yoğun alanlarda görev alacak. Dolayısıyla, SDG’nin entegrasyonu tamamlanmış olabilir ama Rojava’daki siyasi yapı tümüyle tasfiye olduğunu söyleyebilecek durumda değiliz. Nihai sonucu tayin edecek aşama yeni Suriye Anayasası olacaktır. O aşamada, bu duruma net bir yanıt vermek mümkün olur. Şu anda entegre olunan yapı adı üstünde geçici bir hükümet ve dolayısıyla ortaya çıkan da geçici bir biçim. TBMM’de kabul edilen çerçeve yasa ise yine bu meşruiyet arayışının bir sonucu. Ama onun da henüz neye evrileceğini öngörmek mümkün değil. En genel ifadesiyle, Kürt siyasal hareketinin her iki ülkede de bu süreci bir tasfiye değil, bir dönüşüm olarak, silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş olarak planladığı muhakkak. Kürt tarafları bu planla hareket ediyor ama muhatapları bunun mümkün olmasını sağlayacak adımlar atacak mı zaman gösterecek.”
"Tam bir entegrasyon değil, parçalı eklemlenme görüntüsü var"
Söz konusu gelişmelerin, 15 yıllık fiili özerklik deneyiminin merkeziyetçi yapı içinde erimesi anlamına gelip gelmediği tartışmalarına da değinen Yılmaz, ortaya çıkan tabloya şu sözlerle dikkat çekti:
“Bana kalırsa mevcut durumda henüz bir erimeden söz edebilecek durumda da değiliz. Ortaya çıkan tablo daha çok iç işleyiş mekanizmasını koruyan yönetim yapısının coğrafi olarak küçülmesinden ve idari olarak merkeze bağlanmasından ibaret. Bu haliyle, tam bir entegrasyon değil ama parçalı bir eklemlenme görüntüsü var.”
"Güçlü bir merkezi otorite hedefinin henüz çok uzağındayız"
Askeri geçişin ardından doğacak siyasi boşluğun nasıl doldurulacağı ve HTŞ yönetiminin yeni sürece yaklaşımı hakkında da konuşan Yılmaz, yeni siyasi yapılanmaların önceliğine işaret etti:
“Bildiğim kadarıyla Suriye’de siyasi parti kurmaya imkan veren bir yasa yok. Ancak, yukarıda sözünü ettiğim silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş gereği yeni bir siyasi yapılanma ortaya çıkacaktır. Bu yeni yapının odağında da Şam’da temsilden önce Kürtler arası birliğin sağlanması olacak gibi görünüyor. Yani iç savaş boyunca siyasi bölünme ve çatışma içinde olan farklı Kürt siyasal yapıları önce kendi aralarındaki birliği sağlayacakları bir siyasal yapılanmaya öncelik verecek gibi görünüyorlar. HTŞ’nin bu duruma ne kadar hazır olduğunun yanıtı ise bana kalırsa yönetime geldiklerinden bu yana oluşturdukları hükümet ve parlamento yapısına bakarak verilebilir. Nihayetinde, serbest seçimlerle değil atama yoluyla bir siyasi yapı oluşturdular. Zaten bu aşamada mevzunun siyasi yönüyle ilgili olduğunu da sanmıyorum. Öncelik Suriye’nin en güçlü ve aslında düzenli ordu formunda tek silahlı gücünü merkezin kontrolüne almaktı. Bu da şeklen sağlandı. Tom Barrack bile SDG’nin entegrasyonunun sağlandığı haberinin ardından paylaştığı X mesajında önce ‘tek ordu’ demiş. ‘Tek ordu, tek hükümet, tek devlet’. ‘Tek ordu’ gerçekte var olan tek ordunun entegrasyonuyla oluşma yoluna girdi. Fakat bu ordunun askeri olarak Suriye’nin henüz tamamına hakim olduğunu söyleyemeyiz. Süveyda ve Dera hâlâ bu denklemin içinde değil. HTŞ’ye katıldıklarını söyleyen diğer cihatçı gruplar üzerinde tam bir hakimiyet kurulamadığını ise en son Serekaniye’de gördük. Yani, söz konusu egemen tek bir devlet, güçlü bir merkezi otoritenin kurulması hedefinin henüz çok uzağındayız diye düşünüyorum.”
"Tasfiye edilmeye çalışılan şey seküler bir hayat tahayyülü"
Suriye’deki genel güç dengeleri ve sahadaki 'oldubitti' havasını da yorumlayan Yılmaz, asıl tasfiye edilmek istenen yapının ideolojik temelleri hakkında uyarılarda bulundu:
“Esad düştüğünden bu yana Suriye’de yaşanan her şey bir oldubitti telaşında gelişti diye düşünüyorum. Aslında görünenin aksine hiçbir şey olmuş ve bitmiş değil. Şahit olduğumuz şey bir illüzyon bana kalırsa. Sahada çok parçalı yapılar, birbiriyle çatışmalı gruplar büyük ölçüde yerli yerinde, sorunlar devam ediyor. Fakat biz masalarda buluşan, tokalaşan insanların olduğu fotoğraflara ve yapılan açıklamalara bakıp bir şeylerin olduğunu bittiğini varsayıyoruz… Nihayetinde, aslında tasfiye edilmeye çalışılan şey seküler, kadın özgürlüğünden yana ve eşitlik temelinde bir iyi hayat tahayyülü. ‘Tek ordu, tek hükümet, tek devlet’ hedefiyle muştulanan yeni Suriye için ‘iyi hayat’ ise referanslarını İslam’a, onun şeriat düzenine dayalı şekilleniyor. Bugün Rojava üzerinden konuşulan tasfiye, aslında Ortadoğu’nun bugüne kadar seküler kalabilmiş tek Arap ülkesinin topyekûn İslamileştirilmesi. Bunu başarabilecekler mi, bilmiyorum. Ama var olan devletleri yıkıp yerine yenisini kuramadıkları Irak’ta, Afganistan’da sekülerliği tasfiye etmeyi başardılar. Suriye’de de farklı bir sonuç beklemek zor.”
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et