Suriye’de kim kazandı?
Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Abdi’nin öz yönetimin ve bağlı askeri-sivil bütün yapıların lağvedildiğini duyurmasının ardından yıllarca savaşan Kürtlerin ne kazanıp ne kaybettiği üzerine epey dil döküleceği kuşku götürmez. Suriye merkezi yönetimiyle yapılan anlaşmaya göre Mazlum Abdi’nin Eş Şara’nın azınlıklarla ilgili danışmanı, İlham Amed’e dış ilişkilerde görevli milletvekili olma rolünün düşmesi, Kürtçenin seçmeli ders olarak kabulü, SDG’nin sınır görevlerinden sorumlu dört tugay halinde Suriye ordusuna bağlanması, YPJ’ye de iç güvenlik organlarında bir yer bulunması ABD, Türkiye, Suriye ve Kürt tarafı arasında yıllar süren mekik müzakerelerinin ve Türkiye ‘süreç’inin bir sonucu oldu.
Ancak Suriye’deki durum sadece sahadaki-cephedeki skora bakılarak bir değerlendirme yapılmasını kaldırmıyor. Pazarlığın özneleri açısından mevcut şartlarda, siyaseten bir kazan kazan durumu ilan edilmiş oldu. Özerklik savaşının liderlerinin merkezi görevlerle taltif edilmesi ve anlaşmanın diğer maddeleri, bölgenin bugünkü koşullarında talepleri ‘tanınma’ya ve dil sorununa kadar geri çekilmiş Kürt hareketi açısından muhtemelen tatmin edici. Ancak bu hareketin homojen olmadığı göz önüne alınırsa içinde ihanet, satış sözcüklerinin geçtiği radikal itirazların da bir süre devam edeceğini tahmin etmek zor değil…
Yıllar boyunca Kürt oluşumlarını güvenlik tehdidi olarak gören ve her uluslararası mahfilde kurulan masa ve kürsülerde bu kartı öne süren Türkiye yönetimine gelince; bu siyasi sonucun kabul edilebilir olduğu, gerisinin sürece bırakıldığı görülüyor.
Devamı piyasanın ‘gizli el’ine havale…
Anlaşmanın açıklandığı aynı gün Cumhuriyet’te çıkan bir haber ‘bir Türk firmasının’ Suriye’nin kuzeyinde yatırım yaptığını ve yapacağını ilan ediyordu. LC Waikiki Halep’e bağlı Türkiye’ye 3 kilometre uzaklıktaki El Rai kasabasında şu anda 150 işçinin çalıştığı yakında bu sayının 1000’e çıkarılacağı bir fabrika kurmuştu. Türkiye’de asgari ücret 585 dolar iken Suriye’de işveren 115 dolar ödeyecekti. İşçi giderlerinin, vergilerin, sigorta primlerinin vb. kalemlerin Türkiye’ye göre bir hayli düşük olduğu bu ülkede emek sömürüsü için geniş bir alan açılmıştı.
Türkiye’deki şirketlerin Suriye’ye yönelik ilgisi aslında yeni değil. Afrin müdahalesi sırasında ilan edilen ve sınırın Suriye içinde 30 kilometreye ulaşan güvenlik hattı Türk şirketlerinin öncelikli yatırım alanı. 247 şirket yatırım başvurusu için yanıt bekliyor.
Suriye’deki iç savaşın bitmesiyle Türk sanayicilerine gün doğdu. Altyapının talan edildiği, konutların, okulların ve iş yerlerinin büyük bir kısmının yerle bir edildiği uzun savaş yılları sonunda Suriye’nin, yeniden inşa için gereken yüz milyarlarca dolar yeniden inşa bedelini ödeyebilecek durumda olmamasının kaymağını yemek için Türk tekelleri ve irili ufaklı firmalar sıraya girmiş durumda.
2024 yılında Suriye Enerji Bakanlığı ile Kalyon ve Cengiz Holdinglerin, Katar’lı ve ABD’li bir şirketin imzaladığı 7 milyar dolarlık anlaşmayla enerji, geçen mayıs ayında da Suriye Enerji Bakanlığı ile Türkiye’den Kalyon Holding ve Cengiz Holding, Katar’dan UCC ve ABD’den Power International şirketleri arasında 7 milyar dolar tutarında stratejik iş birliği anlaşması imzalanmıştı. Yandaş tekeller Suriye’nin enerji, havalimanı, kimi altyapı tesisleri için milyarlarca dolarlık sözleşmelere imza atmaya devam ettiler.
Suriye Yatırım Kurumu Başkanı Talal el-Hilali ağustos 2025’te Şam’daki Halk Sarayı’nda düzenlenen yatırım mutabakat zaptı imza töreninde yaptığı konuşmada, “Suriye yatırımcılara açık ve parlak bir gelecek inşa etme kararlılığındadır. Bugün 12 stratejik yatırım projesini ilan ediyoruz. Bu projelerin toplam değeri 14 milyar ABD dolarıdır” diyordu.
Memleketin maden yataklarını, Eskişehir gibi nadir toprak elementlerinden zengin arazileri, altın yataklarını ABD’li şirketlere hediye eden Türkiye’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da ‘Fosfat üretimi ve sahaların geliştirilmesinin yanı sıra limana kadar uzanacak demir yolu inşasını da içeren bir projenin hayata geçirilmesi’ için Suriye ile bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu.
Demek oluyor ki Suriye’de Türk vinçleri, ekskavatörleri, kamyonlarının sesleri silahlarınkinin yerini aldı. Suriye’nin yeniden inşası için başta Türkiye olmak üzere diğer Orta Doğu ülkeleri, Suriye’nin eski ve yeni sömürgecileri bu ülkeye kat kat geri alabilmek için milyarlarca lira saçıyor, yatırım konsorsiyumları kurarak ülkenin kaynaklarını sömürüyor ve bunun adı da yeniden inşa için yatırım oluyor.
Uzun iç savaşın bir tek galibi var aslında; her devletten her milletten uluslararası sermaye koalisyonu. Kaostan kendi lehlerine yaratıcı sonuçlar çıkaran onlar. Fakat sırf yeniden inşa edebilmek için bir ülkenin yıkımına cevaz vermenin bedelini savaşta ve barışta sadece Suriye halkı ödemiyor, yatırımcıların kendi halklarının boğazlarından kısılanlar sermayenin yatırımına aktarılıyor.
Kazanan tek kaybeden de tek. Uluslararası sermaye kazanıyorsa halklar da kaybediyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et