09.08.2026 00:09

İşçilerden eylül uyarısı: Sınıf mücadelesine hazırız

Avrupa’nın Gündemi’nde bu hafta Almanya’da hükümetin işçi haklarına yönelik büyük saldırı hazırlıklarına karşı eylülde başlayacak mücadele süreci, Fransa’da da sosyal hizmet emekçilerinin grevi, İngiltere’de ise aşırı sağın seçim komedisi var.

İşçilerden eylül uyarısı: Sınıf mücadelesine hazırız

Almanya'da işçiler mücadeleyi yükseltmeye hazırlanıyor (Fotoğraf: Ali Çarman)

Almanya’da hükümetin emekçilere yönelik kapsamlı saldırılarına karşı sendikalar eylül ayında eylemler düzenleyecek. Sendika yönetimlerinin çağrısını yeterli bulmayan sendika tabanı grevler de dahil olmak üzere sert protesto çağrısı yapıyor. Mücadeleci işçiler hükümete ve işverenlere “Sermaye sınıf mücadelesi istiyorsa biz hazırız!” derken, sendika yönetimlerine de “Sendikalar işçi haklarını savunmak için varlar, uzlaşma için değil” uyarısında bulundular.

Fransa’da hükümetin tasarruf politikaları evsizleri sokağa, sosyal hizmet emekçilerini ise greve sürüklüyor. Paris Sosyal Acil Yardım Kurumu (Samu social de Paris) çalışanlarının 45 gündür devam eden direnişi, kamu hizmetlerinin çökertilmesine karşı ülke çapında büyüyen mücadelenin simgelerinden biri. Humanité gazetesinin grevcilerle yaptığı röportajı sizin için çevirdik.

İngiltere’de aşırı sağcı Reform UK Partisi Lideri Nigel Farage, özellikle göç karşıtı, sağ popülist ve düzen karşıtı söylemleriyle öne çıkan bir isim. Partisi son yıllarda ana muhalefetteki Muhafazakar Partiden kopan sağ seçmenleri etrafında toplayarak yükselişe geçti. Ancak Farage hakkında, milyarderlerden aldığı bağışlarla ilgili başlatılan mali soruşturma, partinin “Siyasi elitlerin yolsuzluklarına karşı mücadele” iddiasını zedeledi. Farage, itibarını kurtarmak için Clacton milletvekilliğinden istifa etti. İstifasıyla tetiklenen ara seçimde ise yeniden aday oldu. Farage bu seçimi bir hesaplaşmaya dönüştürmek istiyordu. Fakat büyük partilerin aday çıkarmamasıyla yarış, mizahi adayların öne çıktığı bir gösteriye dönüştü. Adayların en dikkat çekeni Count Binface (Kont Çöp Surat) isimli mizahi karakter. Binface, çöp kutusunu andıran kaskı, gümüş renkli pelerini ve absürt seçim vaatleriyle tanınıyor. Morning Star gazetesine göre ise Farage’ın alay konusu haline gelmesi, Reform UK’nin yarattığı tehlikeyi ve sosyalist solun bu siyasete karşı etkili bir alternatif ortaya koyamamasını görünmez kılmamalı. 

Sendika üyeleri reform planlarına karşı daha sert bir duruş talep ediyor

Marcus Schwarzbach
Telepolis/Almanya

Alman hükümeti, “ekonomik toparlanma ve istihdam için reform programı” olarak adlandırdığı 34 maddelik bir yasa paketini kabul etti. Özellikle sosyal güvenlik, sağlık ve emeklilik sistemlerinde planlanan kesintiler eleştirilere yol açtı.

1 Temmuz’da koalisyon komisyonunun planları sunmasının ardından, Alman Sendikalar Birliği DGB Başkanı Yasmin Fahimi, planların “İstihdam, büyüme ve rahatlama için doğru sinyaller gönderdiğini” açıkladı. Fahimi’nin açıklaması kendi saflarında muhalefete neden oldu. Eleştiriler arasında, hizmet sektörü sendikalarının en yüksek onursal organı olan Birleşik Hizmet Sendikası ver.di Sendika Konseyi Başkanı Lisette Hörig de yer aldı. Hörig DGB Başkanına yazdığı bir mektupta, “Sendikalar olarak, siyasi uzlaşmaları yumuşatmak veya hükümet kararları hakkında olumlu yorumlar sunmak için burada değiliz. Koalisyon disiplinine bir düzeltme değiliz ve kesinlikle federal hükümetin bir destekçisi de değiliz” dedi.

Bu arada, DGB federal hükümetin planlarına karşı eylül ayında ülke çapında gösteriler düzenleyeceğini duyurdu.

Temmuz ayında Dortmund’da düzenlenen bir gösteride, Metal ve Tekstil Sendikası (IG Metall) Temsilcisi Ulrike Hölter, artan çocuk ve yaşlı yoksulluğu göz önüne alındığında kesintilerin kabul edilemez olduğu eleştirisini getirdi. Siyasetçilerin büyük servet sahiplerini daha fazla hesap verebilir hale getirme görevi olduğuna dikkat çekti.

Federal hükümet, planlanan kesintileri ülkenin ekonomik gücüyle gerekçelendiriyor. Başbakan Friedrich Merz, “Bugünkü ekonomik çıktımızla refah devleti artık finansal olarak sürdürülebilir değil” dedi. Hükümet, gerekçe olarak Emeklilik Komisyonunun önerilerini gösteriyor.

Sendikalara yakın Hans Böckler Vakfının Ekonomik ve Sosyal Araştırma Enstitüsü (WSI) tarafından yapılan yakın tarihli bir analiz Alman hükümetinin belirttiği nesnel kısıtlamaların emeklilik sigortası sisteminde belirgin olmadığını gösteriyor. Analizde, “Ekonomik çıktı belirleyici faktör olarak ölçüldüğünde, yasal emeklilik harcamaları bugün neredeyse 30 yıl öncesine göre daha düşüktür: 1997’de yasal emeklilik sigortası (GRV) harcamaları gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 10’unu oluştururken, 2003’te yüzde 10.4’ünü oluşturmuştur. Ancak 2024’te bu oran yüzde 9.3 olmuştur. Ve bu, aynı dönemde emekli sayısının üç milyondan fazla artmasına rağmen böyledir” tespiti yapıldı.

Alman hükümetinin açıkladığı reformlar çalışanları hedef alıyor. Tıpkı şirket yönetim kurullarının yaptığı gibi, hükümet de işçileri ve çalışanları öncelikle bir maliyet faktörü olarak görüyor. Bu durum yöneticiler arasında beklentileri yükseltiyor. Göttingen Üniversitesinde Çalışma, İşletme ve Ekonomi Sosyolojisi Profesörü Nicole Mayer-Ahuja, “Şirketler ve federal hükümet sendika kazanımlarına karşı saldırılar başlatıyor. Sekiz saatlik iş günü (1918) sonbaharda kaldırılacak. Herkes için hastalık durumunda ücret ödemesi (1956) iptal ediliyor. 35 saatlik hafta (1984) artık çağımıza uygun değilmiş ve Daimler-Benz ek ücret ödemeden 40 saatlik iş haftası talep ediyor. Hemşirelik bakımında toplu iş sözleşmelerinde rahatlama (2021) mücadeleyle elde edilmişti, Charité Hastanesi, hastane reformunu ve yasal sağlık sigortası tasarruf yasasını gerekçe göstererek sözleşmesini feshetti” diyor.

Profesör, şirketlerin sürekli “Ne kadar ileri gidebileceklerini test ettiklerini” söylüyor. Fabrikalardaki çalışanlar ve sendikacılar da bunun etkilerini hissediyor. Bu nedenle, taban düzeyinde daha geniş kapsamlı talepler var. Temmuz ayında, yaklaşık 300 sendikacı ve barış aktivisti Würzburg’da “Barış İçin Sendika Konferansı” için bir araya geldi. Açık bir sinyal gönderdiler ve silahlanmaya ve sosyal kesintilere karşı hararetli bir sonbahara hazırlanmayı amaçlıyorlar.

“Mücadeleci ve Demokratik ver.di Ağı”, “büyük ölçekli gösteriler ve grevlerle sonuçlanan bir protesto dalgası” çağrısında bulunuyor. Açıklamada; “Bu öneriler hakkında tartışılacak bir şey yok. Bunlar, çalışanlara karşı genel bir saldırıyı temsil ediyor. Tek olası yanıt, sokaklardan ve iş yerlerinden tutarlı bir direniştir” deniyor.

Federal hükümetin “reform planları” sosyal güvenlikte büyük kesintilere yol açacak. Buna ek olarak, eyalet ve yerel düzeylerde de kesintiler olacak.

Haziran 2026’da Mercedes-Benz Stuttgart-Untertürkheim’deki IG Metall sendika temsilcilerinin bir kararında, “Patronlar sınıf savaşı mı istiyor? Tamam, buyursunlar! Hodri meydan!” dendi.

Sendika üyeleri, “Neredeyse her gün bir şirket işten çıkarmalar duyuruyor veya bizim pahamıza ‘tasarruf’ etmek zorunda kalıyor. Kriz her yerde mevcut. Ve patronlar bunun bedelini bizim ödememizi istiyor” diye belirtti.

“Daha iyi bir siyaset, sendikamızı ve siyasi mücadelemizi gerektiriyor! Bu yüzden birilerinin bizden protesto etmemizi istemesini beklemiyoruz. Biz başlatıyoruz! Kendimize acımak, sağcı demagog ‘Almanya için Alternatif’ ten ummak veya hükümete yalvarıp yakarmak yardımcı olmayacak” diye ilan etti metal işçileri ve “patronların açgözlülüğüne, hükümete ve daha iyi bir geleceğe karşı” direniş örgütlenmesi çağrısında bulundu. “Grevler de dahil olmak üzere.”

Çeviren: Semra Çelik 


Paris Samu social: 45 günlük grevin ardından çalışanlar geniş bir sendikal dayanışmanın desteğiyle baskıyı artırıyor

Clémence Le Maitre
Humanité/Fransa

Yetersiz kaynak ve acil barınma sisteminin tasfiye edilmesi karşısında Paris Sosyal Acil Yardım Kurumu (Samu social de Paris) çalışanlarının başlattığı tarihi grev artık sektörün çok ötesinde geçmiş durumda. Eğitimden ulaşıma kadar farklı alanlarda mücadeleler ortaklaşırken, kritik müzakerelerin başlamasıyla birlikte toplumsal direniş de giderek birleşiyor.

Eşi benzeri görülmemiş bu hareketin 45. gününde, 6 Ağustos Perşembe günü yaklaşık 250 kişi kurumun önünde bir araya geldi. Samu social CGT sendikası ile CGT Sağlık ve Sosyal Hizmetler Federasyonunun çağrısıyla çalışanlar ve onlara destek verenler, güç dengesini kendi lehlerine çevirmek ve grevcilerin taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirmek amacıyla kitlesel biçimde seferber oldu.

Eyleme güçlü bir dayanışma duygusu ve hissedilir bir öfke hakimdi. Farklı sektörlerden gelen sendika temsilcileri, öğrenci sendikaları ve Barınma Hakkı Derneği (Droit au Logement - DAL) gibi kuruluşlar, grevcilere ve iki haftadan uzun süredir kurumun önündeki meydanı işgal eden evsiz ailelere destek vermek için alandaydı. Meydanda toplananların ortak mesajı ise açıktı: Paris Sosyal Acil Yardım Kurumunu sarsan kriz, aslında bütün kamu hizmetlerini etkisi altına alan daha geniş çaplı krizin bir yansıması.

CGT Eğitim 95 Üyesi ve Lise Öğretmeni Hugo Poupelin şöyle diyordu: “Bu mücadelede kendimizi görüyoruz ve en başından beri onu yakından takip ediyoruz. Biz de aynı sorunlarla karşı karşıyayız: yetersiz kaynak ve emeğimizin yeterince takdir edilmemesi.”

CGT Yyesi ve Fransa Milli Kütüphanesi (BnF) çalışanı Gaël ise “Samu social’in yürüttüğü görevler, Fransa Milli Kütüphanesi’ninkilerle aynı anlayışı taşıyor: Biz halkın hizmetindeyiz. Böylesine büyük çaplı ve her gün yeniden sürdürülen bir grev örnek niteliğinde. Hele ki günümüzde bir grevi bir aydan uzun süre ayakta tutabilmek son derece zor.”

CGT Masséna Demir Yolu İşçileri Federasyonundan Moussa da dayanışmanın önemine dikkat çekiyor:  “Bugün buraya dayanışma göstermek ve Samu social’in mücadelesi ile taleplerinin yalnızca kendi çalışanlarını değil, başka meslek gruplarını da ilgilendirdiğini göstermek için geldik.”

‘İnanılmaz bir onur ve güç taşıyan bir grev’

Mücadelelerin birleşmesi, sosyal hizmetler alanının sahip olduğu gücü gözler önüne seriyor. Kamu Hastaneleri - Paris Hastaneleri Birliği (AP–HP) bünyesindeki CGT temsilcilerinden biri, “Uzun zamandır devam eden ve ilham veren bir mücadele” diyerek grevi selamlarken, Utopia 56 Paris Koordinatörü Nathan Lequeux ise durumun giderek kötüleştiğini vurguladı…

Başlangıçta yalnızca 115 acil barınma hattı çalışanlarının yürüttüğü grev, zamanla kurumun diğer bütün birimlerine yayıldı. Tüm çalışanları ortaklaştıran duygu ise aynıydı: Tükenmişlik ve emeklerinin görülmesi isteği… Somut olarak grevciler, bütün çalışanlar için ücret artışı ve sahadaki gerçek ihtiyaçları karşılayacak düzeyde kamu finansmanı talep ediyor. Ayrıca, kurum binasının önünde 300’den fazla kişinin kaldırımda uyumak zorunda bırakıldığı bir ortamda, insanların yeniden sokağa atılması uygulamasının derhal durdurulmasını istiyorlar.

Bunun yanında, 2007 tarihli DALO Yasası’nda yer alan barınmanın sürekliliği ilkesine eksiksiz uyulmasını talep ediyorlar. Bu yasa, kamu tarafından barındırılan hiçbir yetişkinin ya da çocuğun, kendisine uygun başka bir çözüm sunulmadan yeniden sokağa bırakılmamasını güvence altına alıyor.

Bir buçuk aylık mücadele ilk kazanımları getirdi

Yaklaşık bir buçuk ay süren grev boyunca çalışanlar şimdiden önemli kazanımlar elde etti. Bunlardan biri, “büyük soğuk planı” kapsamında çalışanlara aylık 150 avro brüt ek ödeme verilmesi oldu. Bu plan, her yıl 1 Kasım-31 Mart tarihleri arasında 115 hattının güçlendirilmesini ve devlet hizmetlerinin acil barınma kapasitesini artırmasını öngören ulusal bir program. Bir çalışanın aktardığına göre, bu prim daha önce bütün çalışanlara verilmiş, ancak 115 hattı görevlileri bu ödemenin dışında bırakılmış. Grevciler ayrıca hizmetlerde yaşanan aksaklıkları ele almak üzere çalışma gruplarının kurulmasını, kariyer gelişimi ve mesleki eğitim olanaklarına ilişkin bir anlaşmanın imzalanmasını da sağladı. Bütün personeli ilgilendiren bir diğer önemli kazanım ise mesleki risk değerlendirme belgesinin yeniden gözden geçirilmesi oldu. Böylece belgeye psikososyal risklerin de resmen dahil edilmesi kabul edildi.

Dayanışma büyüyor, mücadele ülke çapına yayılıyor

Mücadele yalnızca Samu social binasının önünde sürmüyor. Dayanışma sosyal medyada da hızla örgütleniyor.

Bu mücadeleyi daha geniş bir toplumsal harekete dönüştürmek amacıyla CGT Sağlık ve Sosyal Hizmetler Federasyonu, 15 Eylül Perşembe günü ülke çapında büyük bir grev düzenlenmesi çağrısında bulundu. Federasyon, personel yetersizliğini, satın alma gücündeki gerilemeyi ve çalışma koşullarının giderek kötüleşmesini protesto etmeyi hedefliyor. Bu arada Samu social grevcileri, 7 Ağustos’ta olağanüstü yönetim kurulundan gelecek resmi karar ve açıklamaları bekliyor.

Çeviren: Eren Can 


Farage’a karşı Binface: Kahkahalar, buradan çıkarılacak dersleri gölgelemesin

Morning Star
Başyazı/İngiltere

Clacton’da Count Binface’in oyların beşte birini alabileceğini gösteren anketler, mizahi aday açısından bir zafer olarak sunuluyor. Ancak bu anketlerin asıl mesajı şu: Rekor düzeyde 34 adayın yarıştığı, son derece parçalı bir seçim ortamına rağmen Nigel Farage her ankette oyların mutlak çoğunluğuna sahip. Hatta bazı anketler onun yüzde 70 oy alacağını öngörüyor.

Elbette burada bazı çekinceler var. Evet, ülke çapındaki anketler, daha önce Lord Buckethead - Komedyen Jon Harvey’in Count Binface’den önce yarattığı ancak telif sorunları nedeniyle terk ettiği karakter- olarak bilinen sanatçının kazanmasını daha fazla insanın tercih ettiğini gösteriyor. Bunun bir nedeni, Farage’ın -çoğu siyasetçi gibi, en azından şimdilik Başbakan Andy Burnham hariç- kendisini sevenlerden daha fazla kişi tarafından sevilmemesi. Diğer nedeni ise bunun komik olacak olması.

Anketler ayrıca Farage’ın onay oranlarının rekor düzeyde düşük olduğunu gösteriyor. Şüpheli bağışlar nedeniyle yürütülen soruşturmadan kaçınmak için ara seçim çağrısı yaparak giriştiği gösteri tam bir başarısızlığa dönüştü. Yeniden seçilirse soruşturmalar devam edecek. Farage yalnızca bu soruşturmalara daha fazla dikkat çekmiş oldu.

Ana akım partilerin tamamının seçim alanını terk etmesinin sonuçlarını öngörmek ise daha zor.

Farage, “Yazı bir çöp kutusuyla tartışarak” geçirmekten yalnızca kendisini sorumlu tutabilir. Diğer partilerin onun siyasi gösterisine ortak olacağına güvenmemeliydi. Alay konusu haline geldiyse bu, kendi yanlış hesabının sonucudur. Farage, seçim kazanmasının Britanya halkının Tayland’da yaşayan milyonerler veya hüküm giymiş dolandırıcılar tarafından finanse edilmek gibi küçük meseleleri hiç umursamadığının göstergesi olacağını varsaydı.

Peki Clacton’da gerçekten alay konusu mu? Oy kullanmayı planlayanların çoğunluğu hâlâ ona oy vermek niyetinde.

Bir mizah adayına karşı zafer kazanmasının Farage’ın itibarını yükseltmeyeceği doğru. Ayrıca başarıyı esas olarak seçim sonuçlarıyla ölçen parlamento partileri açısından -Yeşiller de buna dahil- Farage’ı kendi yarattığı durumun içinde bırakmak mantıklı bir tercihti. Farage’ı Clacton’da yenmek çok zordu. Ona yenilmek, sonucu siyasi bir aklanma olarak sunmasına imkan verebilirdi. Saatler içinde bir komediye dönüşen seçim yarışını uzaktan izlemenin ise onlar açısından pek az sakıncası vardı.

Ancak sosyalist sol açısından daha geniş değerlendirmeler söz konusu. Reform’un siyasetiyle yüzleşme fırsatı kullanılmadı.

Sağcı lideri kuşatan skandalın bu kadar zarar verici olmasının nedeni, Farage’ın düzen karşıtı bir alternatif olduğu iddiasının yalan olduğunu açığa çıkarmasıdır. Sürekli çıkar peşinde koşan bir siyasi sınıfa yönelik öfke, şüpheli bağışçılardan büyük miktarlarda para alan Farage’a kolaylıkla yönelebilir. En büyük sponsorlarının yurt dışında olması da onun vatanseverlik gösterisinin inandırıcılığını aşındırabilir.

Ancak bu mesajı güçlü biçimde ortaya koymak ve onu Reform’un siyasetiyle ilişkilendirmek, başında çöp kutusu bulunan bir komedyene bırakılamaz. Reform; çöken kamu hizmetleri ve düşen yaşam standartlarının gerçek sorumluları olan para sahipleriyle şirketlerden dikkati uzaklaştırmak için mültecileri ve göçmenleri günah keçisi haline getiriyor. Parti aynı zamanda özelleştirmeye, kesintilere ve bütün ülkenin ABD sermayesinin ihtiyaçlarına tabi kılınmasına bağlılığını sürdürüyor.

Buradaki risk, Clacton seçmenlerinin şakanın hedefinin Farage değil kendileri olduğunu düşünmesidir: Başkentteki kendini beğenmiş liberaller tarafından küçümsenen insanlar haline gelmeleri.

Sanayisizleşme ve neoliberalizm tarafından kaderine terk edilmiş “Geride bırakılmış” bölgelerde yaşayanların geri kalmış, aptal veya bağnaz insanlar olarak karikatürleştirilmesine izin verilmesi, son on yılda sola ağır bedeller ödetti.

Bu sırada Reform’a karşı siyasi tez hâlâ ortaya konmuş değil. Bu nedenle Farage’ın yaşadığı sorunlar gemiyi batırsa bile Restore gibi daha aşırı oluşumlar bundan yararlanmaya hazır bekliyor.

Clacton’da yarışa katılmaması nedeniyle tek bir sol parti başarısızlıkla suçlanamaz. Çok azının, hatta belki hiçbirinin gerçek bir seçim kampanyası yürütecek yerel örgütsel tabanı vardı. Ancak sosyalist solun bunu yapabilecek durumda olmaması başlı başına bir başarısızlıktır ve artık uyanmamız gerekiyor. Reform seçmenlerini yalnızca sayıca geçmek yetmez. Bu seçmenlerin Reform’dan ve partinin zehirli siyasetinden koparılması gerekir. Clacton’da sol, seçim alanında bile değil.

Çeviri: Dış Haberler Servisi

 

(Dış Haberler)

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.08.2026 02:09

ABD'nin Utah eyaletinde orman yangınına müdahale eden helikopter düştü

ABD'nin Utah eyaletindeki orman yangınına müdahalede bulunan helikopterlerden birinin kaza yaptığı ve içerisindeki 2 kişiden haber alınamadığı bildirildi.

ABD'nin Utah eyaletinde orman yangınına müdahale eden helikopter düştü

Fotoğraf: Elizabeth Lizzie/Pexels

08.08.2026 11:21 / Güncelleme: 12:21

Yargıtay'dan emeklileri ve emekli olacakları ilgilendiren karar: Maaş geç bağlanırsa SGK faiz ödeyecek mi?

Yargıtay, emekli maaşının geç bağlanması halinde faiz uygulanmasına ilişkin emsal bir karara imza attı. Peki SGK'nin maaşı bağlaması için yasal süre ne kadar, geciken aylıklarda faiz ne zaman işlemeye başlayacak?

Yargıtay'dan emeklileri ve emekli olacakları ilgilendiren karar: Maaş geç bağlanırsa SGK faiz ödeyecek mi?

Fotoğraf: Alex Chernenko/Unsplash

08.08.2026 12:32

Çiçek Pasajı'nın ön cephesindeki renkli afiş ve panolar tartışma konusu oldu

Çiçek Pasajı'nın ön cephesindeki renkli afiş ve panolar tartışma konusu oldu, tarihçiler “tarihi yapıları, sıradan bir reklam yüzeyi olarak kullanamazsınız. Aynı zamanda kentin ortak görüntüsü ve görünümün bir parçasıdır” diyor.

Çiçek Pasajı'nın ön cephesindeki renkli afiş ve panolar tartışma konusu oldu

Fotoğraf: DHA

08.08.2026 12:28

IBAN'la para gönderirken dikkat: Yanlış transferde hangi adımlar izlenmeli?

IBAN'la yapılan para transferlerinde küçük bir hata paranın başka hesaba gitmesine neden olabiliyor. Peki yanlış hesaba gönderilen para geri alınabilir mi, ilk olarak ne yapılmalı ve hangi belgeler saklanmalı?

IBAN'la para gönderirken dikkat: Yanlış transferde hangi adımlar izlenmeli?

Fotoğraf: Paul Hanaoka/Unsplash

08.08.2026 08:45

CHP'li belediyelere parti içi denetim: Hakkında soruşturma olmayanlar da incelenecek

CHP'de hakkında soruşturma veya dava bulunmayan partili belediyeler de parti içi denetime alınacak. Belediyeleri tek tek inceleyecek yeni komisyon, çalışmalarının sonuçlarını yedi kişilik kurula raporlayacak.

CHP'li belediyelere parti içi denetim: Hakkında soruşturma olmayanlar da incelenecek

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!