Yıldız haritamızda gizlenenler
Spiritüel kehanetler belirsizlik karşısında kişisel kaçış alanları yaratıyor. Oysa yıldızlara, kartlara ve fallara sığınmak, toplumsal sorunların çözümünü bireysel kurtuluşta aramayı dayatıyor.
Fotoğraf: Pexels
Özlem Songül Abayoğlu
[email protected]
Neo, Kahin’in mutfağına girer. Kahin ona “Vazo için endişelenme” der. Neo tam “Hangi vazo?” diye dönüp bakarken vazoyu devirip kırar. Kahin ise şunu sorar: “Seni asıl düşündürecek şey şu. Ben bir şey söylemeseydim de onu kıracak mıydın?”
Matrix’in bu meşhur sahnesi, kendi kendini gerçekleştiren kehanet kavramının sinema tarihindeki en popüler sahnelerinden biri.
Kehanetler, hiçbir zaman gerçekliği ispatlanmamış, ancak insanların ispatlanmışçasına inanmayı seçtikleri o fantastik hikayelerdir. Gazetelerde haftada bir yayımlanan burç yorumları da bu kehanetlerin bir örneği. “Bu hafta Başak burçları hayatlarının aşkıyla tanışacaklar”, “Gezegenlerin dizilimi gösteriyor ki, özellikle Terazi burçlarının büyük maddi kararlardan bu dönem uzak durması lazım”... Bu kadarla kalırsa belki eğlenceli, “Fala inanma ama falsız da kalma” diyerek avunabiliriz bile.
Ancak artık iş bununla sınırlı değil.
“Modern inançlar” diye bahsedilen bu spiritüel arayışlar aslında pek de modern değil. 777’ler, “manifestler” safsataları aslında yüzyıllardır uygulanan ritüellerin yeniden, belki başka versiyonu.
Bilim Çağında Ekranlara Taşınan Kehanetler
Peki bugün, bilim ve teknoloji bu kadar ilerlediğinde bile neden yeniden bunları üretiyoruz?
Yıldızların ve gezegenlerin dizilimine bakarak yatırım tavsiyesi aldığımız, evlenilecek tarih sorduğumuz, hatta seçim öncesinde ekranlarda ‘politik’ astrologları gördüğümüz “spiritüel” maceraya bir umut da olsa sarılıyoruz.
Örneğin bu astrologlara TV100 ekranlarında “Altın düşecek mi?”, “Zirai don bizi etkileyecek mi?”, “Trump ve Putin ne yapacak?” sorularının yanı sıra, seçimler yaklaşırken, “İktidar değişecek mi” diye sorular sorulmaya başlandı. Ya da 2 yıl önce Sözcü televizyonunda, bir astrologla erken seçim olup olmayacağı tartışıldı. Bazı astroloji hesaplarının son zamanlardaki konularından biri de “CHP’yi nelerin beklediğiydi.”
Ancak kaçırdığımız şey, bizim kendi hayatlarımızda, yaşadığımız ekonomik durumda, ilişkilerimizin biçiminde, nasıl bir ülkede yaşayıp yaşamayacağımıza kadar her şeyde yıldızların diziliminden daha büyük rolümüzün olduğu. Örneğin romantik bir ilişki yaşarken, bu ilişkinin nasıl bir ilişki olacağı, hangi sınırlarda kalacağı, partnerimizle nasıl bir yakınlık kuracağımızın ve ne yaşayacağımızın karar vericisi bizleriz. Ya da ekonomik durumumuzun kötü olmasının, yaptığımız ufak tefek yatırımların sonuçsuz kalmasının da tek sorumlusu biz ya da yıldızların dizilimi değil. Yalnız hissetmemizin nedeni gezegenlerin bizim burcumuza olumsuz etkisi ya da geçmişteki atalarımızın göç sırasında kaybolması da değil elbette. Üstelik iktidarın değişmesi için yıldızların doğru sıralamada olmasını bekleyeceksek vay halimize.
Mistik Rehavetten Toplumsal Mücadeleye
Elbette iktidarlar için halkın, işçilerin ve öğrencilerin kendi hayatlarını değiştirme gücünü fark etmesindense, bir falcının çıkıp “Bu dönem de seçilecekler” demesi tercih edilir bir durum. Çünkü bu kehanetler çaresizlik ya da “Biz bir şey yapmasak da değişim gerçekleşecek” rehavetini besliyor. Yani mistik kehanetler, çözümü toplumsal mücadelede arama gerçeğini perdeleyen bir işleve de bürünüyor.
Kabul görmediğimiz, varlık gösteremediğimiz toplumsal düzenden kaçarak izole bir alana çekilmek ya da kendi iç dünyamıza sığınmak bir kurtuluş gibi geliyor. Kendi kabuğumuza çekilmeyi kişisel bir farkındalık veya sistemden zararsız bir çıkış olarak yorumlayabiliriz. Ancak bu durum radikal bir kopuş değil, bir çeşit rıza üretimine dönüyor.
Gezegenlerin dizilimi, kahve telveleri ya da tarot kartları anlık umutlar sunabilir.
Hepimiz iyi ihtimalleri duymaktan hoşlanırız. Ancak kendi hayatımızın belirleyicisi olmanın, hatta hayalini kurduğumuz hayatı yaşamanın temel koşulu, bu ısmarlama yalnızlığı ve sahte kaçış yollarını reddetmekten ve doğrudan mücadeleye atılmaktan geçiyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et