İskender Bayhan'dan 'çerçeve yasa' açıklaması: 'Tek olumlu yönü sürgündekiler ve tutuklular için umut olması'
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, açıklanan 'çerçeve yasa' teklifine dair TBMM'de basın toplantısı düzenliyor.
Zeynep Algedik
[email protected]
'Süreç' kapsamında Mecliste kurulan komisyonda görev alan Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, AKP tarafından hazırlanan 'çerçeve yasa' teklifine dair TBMM'de basın toplantısı düzenledi.
Resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenlemenin kalıcı barış ve demokratikleşme getirmediğini belirten Bayhan, yasanın ipleri Saray'ın eline teslim eden bir 'rehine siyaseti' ürettiğini vurguladı.
"Kalıcı barış değil, rehine siyaseti getiriyor"
Konuşmasına barış ve demokrasi umutlarını büyütme dileğiyle başlayan Bayhan, yasa teklifinin tek somut ve olumlu yanının yıllardır cezaevlerinde, sürgünde ve dağda bulunan binlerce kişinin günlük hayata katılımı adına sınırlı bir umut kapısı aralaması olduğunu belirtti.
Cumhur İttifakının süreci başından beri kendi siyasi çıkarları için araçsallaştırdığını ifade eden Bayhan, düzenlemenin Selahattin Demirtaş gibi cezaevinde bulunan seçilmiş siyasetçiler ve politik tutsaklara ilişkin açık ve hızlı bir sonuca götürecek bir çerçeve içermediğini, siyasetin önünün açılmasını iktidarın şartlara bağladığını ifade etti.
Bayhan özetle şu değerlendirmede bulundu:
"Bu kanun teklifi, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasını meşrulaştıran bir yaklaşım içeriyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve seçilmiş belediye başkanları gibi yüzlerce politik tutsağın haklarını yok sayan anlayış sürüyor. Terörle mücadele adına her türlü demokratik hakkı kısıtlayan düzenlemelerden ayıklamak ve TCK'yi, Terörle Mücadele Yasası'nı ortadan kaldırmak, lağvetmek yerine, buradan sınırlı bir biçimde yararlanabilecek bir çerçeve çiziyor. Yasa, siyaset yapma hakkını şartlara bağlıyor ve binlerce yurttaşın üzerine 'Her an seni tekrar cezaevine atabilirim' tehdidiyle Demokles'in kılıcını sallıyor. İpler bir kez daha Saray rejiminin eline teslim ediliyor."
"Halk kayyımlar devam etsin mi istiyor?"
İktidarın ‘iç cephe’ siyaseti dediği çizgiyle bu süreci kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını söyleyen Bayhan, "İç cephe denilen Cumhur İttifakı cephesi, Saray cephesidir. Başka bir iç cephe yok" dedi. İktidarın "halkın hassasiyetleri" söylemlerini de eleştiren İskender Bayhan şunları söyledi:
"Hangi hassasiyetten bahsediyorsunuz? Halk kayyımlar devam etsin mi istiyor? Kime sordunuz? Silahların susmasının karşısında mı bu halk? Bu ülkenin işçileri, emekçileri, yoksul çocukları çatışmalarda yaşamını kaybetti. Ana dili olmasın mı diyor bu halk? Selahattin Demirtaş gibi, Can Atalay gibi, Gezi tutukluları gibi, seçilmiş siyasetçiler gibi onlarca politik tutsağın cezaevinde kalmasını mı istiyor bu halk? AİHM ve AYM kararları uygulanmasın mı istiyor? Barış Akademisyenlerini görevden atın, sürgüne gönderin mi diyor halk? KHK'ler doğrudur mu diyor? Sokağı bilen, halkın görüşünün bunun aksi yönde olduğunu bilir. Burada tek bir hassasiyet var o da sarayınızın ve sermayenin hassasiyeti. Acıları kendi iktidar siyasetinizin aracı haline getirmek istiyorsunuz. Siz hesap vermek zorundasınız, suçlusunuz, özür dilemek zorundasınız."
"Bu ülkede büyüyen terör sermaye terörüdür"
İktidarın "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" söylemlerine de değinen Bayhan, işçi sınıfının yaşadığı sömürüye dikkat çekerek şunları dile getirdi:
"Terörsüz bir dünya istiyoruz. Bakın sokağa, nasıl bir terör var ülkede? Bu ülkede her gün biraz daha büyüyen bir terör var: Sermaye terörü. Ülkenin bütün fabrikalarında, iş yerlerinde her gün, her yıl yüzlerce, binlerce yurttaşımız iş cinayetlerine kurban gidiyor. Bir tanesinin bile hesabını sormuyorsuuz. Gayrettepe’de, İliç’te, Amasra’da, MESEM’lerde çocuklar ölüyor ama davalarda Çalışma Bakanlığı taraf bile olmuyor. Bütün fabrikalarda süren en büyük terör sermaye terörüdür ve bunun en büyük destekçisi siz oldunuz."
Kalıcı barış için 4 acil talep
Bayhan, Kürt sorununun demokratik çözümü ve gerçek bir toplumsal barış için atılması gereken acil adımları şu şekilde sıraladı:
- Kürt halkına yönelik geçmişte işlenen suçlar ve ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeli, sorumlulara hesap sorulmalı, faili meçhul cinayetler aydınlatılmalıdır.
- Halkın iradesine el koyan kayyım rejimine derhal son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir. Kürt halkı başta olmak üzere bu ülkenin işçi ve emekçilerinin seçme ve seçilme hakkı tanınmalıdır.
- Kürt halkının ana dilinde eğitim ve kamusal hizmet hakkı güvence altına alınmalı, Kürt yurttaşların kimliği anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
- Siyasi gerekçelerle cezaevinde tutulan tüm mahpuslar ve tutuklular kapsamlı bir genel af ile serbest bırakılmalıdır. AYM ve AİHM kararları istisnasız uygulanmalıdır.
"Komisyonda da Genel Kurulda da mücadele edeceğiz"
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bayhan, komisyon ve Genel Kurul süreçlerinde itirazlarını ve yapıcı önerilerini sunmaya devam edeceklerini belirtti. Bayhan, "Binlerce yurttaşımızın cezaevinden çıkmasına, sürgünden dönmesine elbette 'hayır' demeyiz. Ancak yasanın rehine siyasetine dönüşmesine karşı da mücadelemizi sürdüreceğiz. Son kararımızı komisyon çalışmaları bittikten sonra yetkili kurullarımız genel kurul sürecinde verecek" dedi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et