AKP ‘çerçeve yasa’ teklifini TBMM’ye sundu: Kalıcı çözüm getirmiyor, tek olumlu yanı tahliyeler
AKP’nin Meclise sunduğu 12 maddelik ‘çerçeve yasa’ teklifinin detayları netleşti. Teklifi değerlendiren EMEP Milletvekili İskender Bayhan, düzenlemenin Kürt sorununun kalıcı ve demokratik çözümünden uzak olduğunu vurguladı.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
İktidarın bir süredir “terörsüz Türkiye” söylemi üzerinden yürüttüğü süreçte kritik bir yasal aşamaya geçildi. AKP tarafından hazırlanarak TBMM Başkanlığına sunulan ve “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” adını taşıyan 12 maddelik ‘çerçeve yasa’ teklifinin metni kamuoyuyla paylaşıldı.
Teklif, PKK/KCK’nin fiili varlığına son verdiğinin ve mühimmatını teslim ederek silah bıraktığının Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla Resmi Gazete’de ilan edilmesi şartına dayanıyor. Düzenlemeyle birlikte örgüt faaliyetleri kapsamındaki suçlarda soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerine 5 ila 10 yıl arasında erteleme mekanizması getirilirken; yürürlük tarihinden sonra başlatılacak soruşturmaların Kurul iznine bağlanması ve yetkililere “cezai ve hukuki sorumsuzluk” zırhı tanınması tartışmaları beraberinde getirdi.
Düzenlemenin Meclise sunulmasının ardından siyasi partilerin tutumu ve yasanın toplumsal/hukuki yansımaları merak konusu olurken, konunun detaylarını Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ile konuştuk.
‘Demokratik çözüm ve kalıcı barış odaklı değil’
Bayhan, uzun süredir gözler Meclise çevrilmişken sunulan tabloda, teklifin genel çerçevesinin iktidarın olaya yaklaşımını netleştirdiğini vurguladı: “Şimdi teklifin verildiği gün itibarıyla anlamlı bir tablo oluşturulmaya çalışılıyor ama çok açık ki kanun teklifinin genel çerçevesi bir kez daha bize Saray iktidarının bu süreci Kürt sorununun çözümü, kalıcı barış ve demokratik çözüm açısından ele almadığını gösterdi. Tamamen PKK’nin silah bırakma kararına paralel olarak kadroların ve üyelerin durumunun ne olacağı açısından ele alınıyor.
Cezaevlerindeki ve yurt dışındaki sürgünlerdeki binlerce yurttaşımızın kaderi, örgütün silahları tasfiye edip etmediğinin teyit ve tespit mekanizmasına bağlanıyor. Kanun teklifi Kürt işçilerinin, emekçilerinin ve gençlerinin beklentilerine yanıt vermekten uzak, oldukça sınırlı ve çelişkili ifadeler içeriyor. Teyit ve tespit hükümleriyle kurulacak bağ, bütün ipleri Saray’da Erdoğan’ın ve Saray rejiminin eline teslim ediyor. Kimse buradan Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü gibi beklentilere girmemeli. Erdoğan’ın ‘Kürt sorununu çözdüm, geriye terör kaldı’ yaklaşımıyla yola devam ettiğini unutmamak gerekir.”
‘AİHM kararlarının uygulanmaması meşrulaştırılıyor’
Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer tutuklu siyasetçilerin durumuna ilişkin hukuki boyutu değerlendiren Bayhan, düzenlemenin bir hak ihlalini örttüğüne dikkat çekti: “Selahattin Demirtaş ve onun durumunda olan tutuklu siyasetçilerin cezaevinde tutulmasının hukuk dışı olduğu AİHM ve AYM kararlarıyla zaten saptanmıştır. Mevcut yasal düzenleme, bu hukuksuzluğu yeni bir kanun şartına bağlayarak iktidarın AİHM ve AYM kararlarını uygulamama tutumunu meşrulaştırıyor.
Eğer bu yasa Cumhurbaşkanı ve MGK’nin onayıyla yürürlüğe girerse, teknik olarak Demirtaş bu yasadan yararlanabilir. Ancak aldığı cezalar itibarıyla 10 yıl süreyle denetimli serbestlik kapsamında kalacak ve en az 3 yıl boyunca siyasi yasaklı olacaktır. Yani bu düzenleme Selahattin Demirtaş’ın ve onun gibi pozisyonda olanların kaderini, siyasi yasağının kalkıp kalkmayacağını yeniden Saray rejiminin ve Erdoğan’ın kararına bağlamaktadır.”
‘Siyasetin önünü açan değil, şarta bağlayan ve erteleyen bir irade var’
Düzenlemeye yüklenen olumlu anlamların ve siyasi özgürlük söylemlerinin abartılı olduğunu belirten Bayhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kanun teklifinde siyasetin önünü açan bir tutum yoktur. Aksine siyaseti yeni koşullara, kurallara ve Saray iktidarının çıkarlarına bağlayan bir irade vardır. Uygulamayı 3 yıl gibi süreçlere erteleyen, 10 yıla kadar uzatma imkanı taşıyan bir yapıdan söz ediyoruz. Bu düzenlemeyi ‘Siyasetin önünü açmak’ olarak değerlendirmek, mevcut kanun teklifini fazlasıyla iyi niyetli yorumlamak olur ve gerçekliğin ötesine geçer.”
‘Olumlu tek yanı tahliyelerdir, çözüm işçilerin birleşik mücadelesindedir’
Metindeki tek somut olumlu noktanın insani boyut olduğunu ifade eden İskender Bayhan, çözümün adresini halkın ortak mücadelesi olarak gösterdi: “Bu kanun teklifiyle olumlu görülebilecek tek şey var: Eğer uygulanırsa cezaevinde veya sürgünde olan 4 bin, 5 bin civarındaki insanın tahliye olması, ülkeye dönmesi ve toplumsal yaşama katılmasıdır. Bir tek bunu olumlayabiliriz. Bunun ötesinde yasaya anlam yüklemek insanları gereksiz beklentilere sokmaktır. Türk ve Kürt halkının, işçilerinin, emekçilerinin, kadın ve gençlerinin eşit koşullarda, kardeşçe yaşamasının hukuki güvenceye kavuşması için daha güçlü bir birleşik demokratik mücadele şarttır. Beklentiyle hiçbir şey elde edilemez. Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için Türk ve Kürt emekçilerinin enternasyonal güç birliğiyle vereceği mücadeleden başka seçeneğimiz yoktur.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et