Evrensel'in manşeti | Yüzünü yıka çalış
Enflasyonu düşürme gerekçesiyle uygulanan kemer sıkma programı ve uluslararası meşruiyet arayışları ekonomide düzelme sağlamıyor. Ücretler erirken, emekçilere ise sıcaktan fenalaşan liman işçisine söylenen "Yüzünü yıka çalış" anlayışı reva görülüyor.
Enflasyonu düşürme adı altında uygulanan kemer sıkma programları da büyük tavizlerle girişilmiş uluslararası meşruiyet arayışları da Türkiye ekonomisini düzeltemiyor. Faizleri düşüremeyen Saray hükümeti, sanayideki erimeyi de ve itirazları da durduramayınca ‘seçici’ kredilerle bazı sermaye kesimlerini kurtarmaya yöneliyor. İstikrarlı olan tek şey tüm ücretlilerin ve emeklilerin ücretlerinin erimesi. Emekçilerin payına, sıcaktan fenalaşan bir liman işçisine söylenen söz düşüyor: Yüzünü yıka çalış.
Şimşek programının yüksek faizi, ücretliler için reel gelir kaybı, emekliler için tüketimlerini azaltma ve borçlular için daha fazla faiz yükü anlamına geliyor ve bu ‘dezenflasyonun gereği’ sayılıyor. Ancak Saray iktidarının sınıfsal tabanını oluşturan sanayi sermayesinin de maliyetlerini yükseltiyor. İç pazara çalışan işletmelerin satışları zayıflıyor. Bu noktada devreye iktidarın ‘seçici kredileri’ giriyor. Ama bu destekler büyük firmaları avantajlı hale getirirken, küçük ve orta ölçekli işletmelerin önemli bir bölümü yüksek kredi faizleri ve zayıflayan iç taleple karşı karşıya kalmayı sürdürüyor. Şimşek programının maliyeti toplum içinde eşit dağılmıyor.
İstanbul Sanayi Odasının geçtiğimiz hafta düzenlediği “Türkiye’yi bekleyen tehlike: Erken sanayisizleşme” başlıklı toplantıda Oda Başkanı Erdal Bahçıvan, “erken sanayisizleşme tehlikesi karşısında uzun vadeli bir sanayi politikasına ihtiyaç” olduğunu söylüyordu. Ancak sanayideki erimeye yalnızca para politikalarıyla çözüm bulmak mümkün değil. Ücretleri baskılayarak, çalışma koşullarını ağırlaştırarak ve şirketlere yeni vergi indirimleriyle teşvikler sağlayarak kurulacak bir rekabet rejiminin geniş kesimlere sunacağı fazla bir şey olmadığı açık. Bu koşullarda işçi sınıfının payına, Derince’deki bir limanda kliması bozuk makinede çalışan işçiye amirinin söylediği söz düşüyor: “Elini yüzünü yıkasın, devam etsin.”
‘Kalp krizi geçirmesek iyi’
Kavurucu yaz sıcaklarında Türkiye’nin dört bir yanındaki işçilerin ortak sorunları var. Çalışma ortamlarında ve servislerde çalışmayan klimalar, aşırı sıcaklara rağmen mola saatlerinin değişmemesi, soğuk suya erişememek… İzmit Körfezi’ndeki doklarda çalışan liman işçileri de Antep’in dokumacıları da aynı sorunlarla karşı karşıya. Safiport limanının işçileri yemek yiyebilmek için güneşin altında kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Antep işçileri “Soğuk suyu geçtik içmeye temiz su bulamıyoruz. Lavabodan su içiyoruz” diyor.
Adem Korkmaz ve Mesut Baylav’ın haberleri
Kâr oranları düşerken
Dünyada kâr oranı 1966’da yüzde 11 düzeyinde iken 2019’da yüzde 7’lere düştü. Kâr oranlarının düştüğü dönemler kapitalist rekabetin devletler ve bloklar arası savaşa, sömürgeciliğe ve yayılmaya döndüğü evrelere karşılık geliyor. 1873-97 depresyonundan çıkış emperyalizmin genişlemesiyle, 1929-39’daki Büyük Depresyon’dan çıkış ise İkinci Dünya Savaşı’yla olmuştu. 2008 krizinden bugüne süren günümüz “Uzun Depresyon” da ABD ve Avrupa’nın NATO 3.0 konsepti çerçevesinde geliştirdiği yeni silahlanma stratejisi ve küresel askeri fabrika inşasına zemin oluşturuyor.
Merkezin ayağı frende
Genel bir faiz indirimi kur ve enflasyon riskini büyütebilir. Sanayinin taleplerini tamamen reddetmek ise üretim kaybını artırabilir ve iktidarın sermaye tabanı içindeki gerilimleri derinleştirebilir. Bu iki riski aynı anda kontrol etmek için ‘seçici destekler’ veriliyor. Yani Merkezin ayağı frende kalırken hükümet, seçilmiş sanayi kesimleri için frenin etkisini hafifletmeye çalışıyor. Bu, sıkılaştırmanın yükünü yeniden dağıtarak iktidar blokunu bir arada tutma çabası olarak görülebilir.
Türkiye sanayisizleşiyor
Türkiye’de pandemi öncesinde yüzde 18 civarında olan imalat sanayisinin GSYH içindeki payı, 2021 sonunda yüzde 23.6’ya kadar çıkmıştı. Ancak 2022’nin ortalarından itibaren belirgin bir gerileme eğilimi ortaya çıktı ve 2023 ortasından sonra yüksek faizler, TL’nin reel olarak değerlenmesi ve iç ve dış talepteki zayıflamayla daha görünür hale geldi ve 2026 ilk çeyreğinde yüzde 14.9’a indi. Bu düşüş reel üretimdeki durgunlaşma ve istihdam kaybıyla birlikte gerçekleştiği ölçüde Türkiye açısından ciddi bir yapısal zayıflamaya işaret ediyor.
Küçük iş yerlerinin büyük ölüm bilançosu
SGK’nin verilerine göre 50’den az çalışanın bulunduğu iş yerlerinde bir kazanın ölümle sonuçlanma oranı 50 ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinin dört katı. Yüksek oranın nedeni zayıf denetim, sendikasızlık, kayıt dışılık, üretim baskısı.
(İşçi Sendika Servisi)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et