'Ezber Bozan Kadınlar' aynı sahnede buluştu
Ferihan Karasu’nun “Umut Penceremden: Ezber Bozan Kadınlar” kitabının lansmanında kadın mücadelesi, dayanışma ve direniş öne çıktı
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
Barış Salık
[email protected]
Yazar Ferihan Karasu’nun kaleme aldığı “Umut Penceremden: Ezber Bozan Kadınlar” kitabının lansmanı Levent’te bulunan Zübeyde Ana Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Lansmanda konuşan Sedef Kabaş, “Sorun ezber bozan kadınlar değil, ezberin olması” derken, Emel Korkmaz ise “Ben evladını kaybeden bir anne olarak hâlâ ayakta durduysam her kadın bunu yapabilir” ifadelerini kullandı. Karasu da kitabı “kadınların manifestosu” olarak tanımladı.
“Umut Penceremden: Ezber Bozan Kadınlar” kitabının lansmanı 20 Mayıs Çarşamba günü Beşiktaş Levent’te bulunan Zübeyde Ana Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kitabın yazarı Ferihan Karasu’nun ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte kadın mücadelesi, dayanışma, ifade özgürlüğü ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine dikkat çeken konuşmalar yapıldı.
Kitapta söyleşileri yer alan isimler arasında Ayla Algan, Sedef Kabaş, Yaşar Seyman, Canan Güllü, Belkıs Akkale, Emel Korkmaz, Nazan Moroğlu, Gülsüm Kav ve Şebnem Korur Fincancı yer alıyor.
“Bu kitap kadınların manifestosu”
Lansmanda konuşan Ferihan Karasu, etkinliğin kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Bu benim düğünüm gibi, o yüzden çok mutluyum” dedi. Karasu, kitabın yalnızca bir anlatıdan ibaret olmadığını ifade ederek, “Bu kitap yalnızca sayfalar arasında dolaşan bir anlatı değil, yüzyıllardır susturulmak istenen kadınların sesinin, direncinin ve belleğinin yankısıdır” diye konuştu.
Kitabın kadın mücadelesinin izini sürenler için bir “başucu kitabı” olduğunu söyleyen Karasu, eserin yalnızca acıları değil; isyanı, umudu ve yeniden ayağa kalkma iradesini de taşıdığını vurguladı. Karasu, “Bu kitap mücadeleci ve güçlü kadınların manifestosudur. Okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil; gerektiğinde yeniden açılacak bir yol arkadaşıdır” ifadelerini kullandı.
Karasu, kitaptaki kadınların yalnızca kendi yaşam hikâyelerini anlatmadığını, aynı zamanda başka kadınlara cesaret verecek bir mücadele hafızası oluşturduğunu belirterek, “İnanıyorum ki bu kitaptaki ezber bozan her kadın, başka kadınların öyküsüne ışık olacaktır” dedi.
Belkıs Akkale: “Ezber bozan kadınlar” arasında olmak gurur verici
Etkinlikte konuşan Belkıs Akkale de kitapta yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Akkale, “Böyle güzel bir kitapta benim de yer bulmam beni çok onurlandırdı, çok gururlandırdı” dedi.
Kitabın ismine dikkat çeken Akkale, “‘Umut Penceremden’ adı bile çok güzel. ‘Ezber Bozan Kadınlar’ arasında olmak beni ayrıca gururlandırdı” ifadelerini kullandı.
Sedef Kabaş: “Sorun ezber bozan kadınlar değil, ezberin kendisi”
Gazeteci ve yazar Sedef Kabaş hem lansmandaki konuşmasında hem de gazetemize verdiği özel röportajda kadınların tarih boyunca baskı altına alınmaya çalışıldığını söyledi.
Kabaş, “Mücadele eden, cesur, farklı olan, emek veren, sorgulayan kadınlara ‘ezber bozan kadınlar’ deniyor. Aslında bu bile başlı başına bir problem” diyerek toplumun kadınlara yüzyıllardır çeşitli roller ve kalıplar dayattığını ifade etti.
Sesini yükselten kadınların statükoyu sarstığını belirten Kabaş, “Ortaçağda cadı diye yakılan kadınlar bugün hedef gösteriliyor, ötekileştiriliyor, susturulmaya çalışılıyor, şiddete uğruyor ya da hapsediliyor” dedi.
Kadınların tarih boyunca hak aradıkları için ağır bedeller ödediğini belirten Kabaş, 8 Mart’ın ortaya çıkışına da değinerek, fabrikada hak mücadelesi veren 129 kadının çıkarılan yangında yaşamını yitirmesini hatırlattı. Kabaş, kadınların yalnızca hak aradıkları için “yakıldığını, susturulduğunu ve cezalandırıldığını” belirterek, ezber bozan kadınların tarih boyunca baskıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
Konuşmasında Antik Çağ’ın önemli kadın filozoflarından Hypatia örneğini de veren Kabaş, sorgulayan ve öğreten kadınların tarih boyunca hedef haline getirildiğini ifade etti. Kabaş, “Ezber bozan kadınlar hiçbir dönemde sevilmedi” diyerek kadınların toplumsal kalıpların dışına çıktıklarında baskıyla karşılaştığını vurguladı.
Asıl sorunun “ezber bozan kadınlar” değil, toplumdaki ezberler olduğunu vurgulayan Kabaş, özgür ve eşit bir toplum için sorgulamanın önemine dikkat çekti. “Sorgulamalıyız, yeniliklere açık olmalıyız, aklın yolunu takip etmeli, vicdanımızın sesini dinlemeliyiz ki ezberlerin üstesinden gelebilelim” ifadelerini kullanan Kabaş, kadınların yaşadıkları zorluklardan güçlenerek çıkmaları gerektiğini söyledi.
Kabaş, “Yandığımız ateşlerin alevlerini ilerlememiz gereken yolda birer ışığa dönüştüreceğiz; hem kendimiz için hem başka kadınlar için hem de toplum için” diye konuştu.
Konuşmasında gazetecilik ve muhalif kimliği nedeniyle yaşadığı baskılara da değinen Kabaş, “Hem gazeteciyiz, hem kadınız, hem muhalifiz” diyerek ifade özgürlüğü ve kadın mücadelesinin birlikte hedef alındığını savundu.
Emel Korkmaz: “Her kadın ayağa kalkabilir”
Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Emel Korkmaz ise kitapta yer almanın kendisi için büyük anlam taşıdığını söyledi. Korkmaz, “Verdiğimiz mücadelenin sonucunda yazılan bir kitap. Bu kitapta olmaktan onur duydum” dedi.
Oğlu Ali İsmail Korkmaz’ın adının birçok mücadeleye vesile olduğunu belirten Korkmaz, “Ali İsmail’imle gurur duydum. Çok güzel şeylere vesile oldu” ifadelerini kullandı.
“Güçlü kadın” tanımını da yapan Korkmaz, “Hayatta duruşu olan, kararlı olan ve yapılması gerekeni yapan kadın güçlü kadındır. Ben evladını kaybeden bir anne olarak hâlâ ayakta durduysam her kadın bunu yapabilir” diye konuştu.
Korkmaz ayrıca Hatay’da yeniden inşa edilen vakıf binalarının açılışını 25 Temmuz’da gerçekleştirmeyi planladıklarını belirterek tüm dostlarını açılışa davet etti.
“Kadınların öyküsü başka kadınlara umut olacak”
Gazetemize konuşan Ferihan Karasu da kitabın gerçek mücadelelerin ürünü olduğunu belirterek her kadının kendi alanında önemli bir direniş sergilediğini söyledi.
Karasu, Emel Korkmaz’ın acısına rağmen oğlunun düşlerinin peşinden gitmesini, Şebnem Korur Fincancı’nın insan hakları mücadelesini, Sedef Kabaş’ın ifade özgürlüğü alanındaki direncini ve kadın örgütlerinin verdiği mücadeleyi örnek gösterdi.
Karasu, Canan Güllü ve Gülsüm Kav gibi isimlerin kadın cinayetlerini “üçüncü sayfa haberi” olmaktan çıkararak toplumsal bir mücadele alanına dönüştürdüğünü de vurguladı.
Kadınların umutsuzluğa düştüklerinde bu kitaba sarılabileceklerini ifade eden Karasu, “Karanlık ne kadar büyük olursa olsun bir mum ışığı onu parçalar. Buradaki kadınlarımızın öyküleri de bir mum ışığıdır” dedi.
Evrensel'i Takip Et