Aliağa Şehitkemal halkı: Çamur değil, yaşam istiyoruz
Aliağa Şehitkemal Mahallesi’nde tepkilere rağmen çalışmaya devam eden “Arıtma çamurlarının bertarafı" tesisine karşı vatandaşlar dava açmaya hazırlanıyor. Mahalle muhtarı Ayşe Algül, “sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkımız tehdit ediliyor” dedi.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir – Aliağa Şehitkemal Mahallesi’nde faaliyet gösteren ve farklı illerden taşınan faz atıklarının (çamurumsu, sıvı veya katı kalıntılar) depolandığı/işlendiği belirtilen tesis nedeniyle, Şehitkemal Mahallesi ve çevre mahallelerde yaşayan yurttaşların öfkesi dinmiyor. İşletmenin faaliyet gösterdiği alandan yükselen ağır lağım kokusu, hava kirliliğine ve çevresel risklere neden oluyor.
Aliağa Şehit Kemal Mahallesi, Akçekise mevkii 7008 ada1 parselde tarım arazilerinin ortasında faaliyet gösteren Ekoland Çevre Yönetimi AŞ. tarafından kurulan “arıtma çamurlarının bertarafı tesisi” ne karşı köylüler, Çevre Bakanlığına ve Tarım Orman İl Müdürlüğüne dilekçe verdiler. Köylüler avukatları aracılığıyla hazırladıkları itiraz dilekçelerine yanıt bulamadıkları durumda dava açmaya hazırlanıyorlar. Şirketin faaliyetinin durdurulmasını talep eden köylüler, ilgili bakanlıkların, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Aliağa Belediyesi, İzmir Valiliği ve Aliağa Kaymakamlığının görevlerini yerine getirmelmsini, bölge halkının maruz bırakıldığı çevresel yük karşısında sessiz kalmamalarını talep ediyorlar.
Sağlıklı bir çevrede yaşama haklarının ellerinden alındığını belirten Şehitkemal Mahalle Muhtarı Ayşe Algül ve avukatı İpek Sarıca ile yaşanan gelişmeleri konuştuk.
“Dağımız, ormanımız ekili alanlarımız tehlike altında”
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Bugüne kadar birçok kez çevreye zarar veren şirketle mücadele ettiklerini belirten Şehitkemal Mahalle Muhtarı Ayşe Algül, “Tarım arazilerimizin ve Arap Deremizin geçtiği alanda her türlü itirazımıza rağmen Ekoland Çevre Yönetim AŞ tarafından ‘Arıtma çamurlarının bertarafı’ tesisi çalışmaya devam ediyor. Tesise ulaşımı sağlayan yolumuz ormanlık alan içerisinden geçiyor. Bu yoldan geçen kamyonlar yoğun araç trafiğine neden oluyor. Ağaçlarımızın tamamına yakınında yoğun toz tabakası oluştu. Doğamız, yaşam alanlarımız zarar görüyor. Bitki örtülerimiz börtümüz böceğimiz çevremiz yok oluyor” dedi.
“Denetim yapılsın faaliyeti durdurulsun”
Gerekli denetimlerin yapılmadığını belirten Algül, “Çevre Bakanlığının ÇED izni ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından 2025 yılının eylül ayında verilen ‘geçici izin’ ile çalışan bu firmanın denetlenmesini istiyoruz. Bölgemizde hava kalitesi, koku, toz ve halk sağlığı bakımından gerekli ölçümlerin yapılarak incelenmesini talep ediyoruz. Daha önce defalarca kez tesisin faaliyet izinlerinin, lisansların ve ÇED süreçlerinin mevzuata uygun olup olmadığını hem biz hem de milletvekilleri sordu. Biz bu şirketin faaliyetlerinin derhal durdurulmasını istiyoruz” çağrısı yaptı.
“Halk sağlığı sorunu haline gelmiş”
Şehitkemal Mahallesi ve çevresinde yaşanan çevre sorunun tamamen halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Avukat İpek Sarıca, “Çocukların, yaşlıların ve bölgede yaşayan yurttaşların temiz hava soluma hakkı ihlal edilmektedir. Hiçbir ekonomik faaliyet, insanların yaşam ve sağlık hakkının üzerinde değildir. Daha önce yayınlanan raporlarla kirlilik yük kapasitesinin aşıldığı ortaya konulmuştu. Aliağa, Türkiye’nin ve Dünya’nın atık yükünü taşımak zorunda bırakılıyor. Yıllardır ağır sanayi, gemi söküm faaliyetleri, termik santraller, demir-çelik tesisleri ve atık tesisleri nedeniyle derin bir çevresel yıkıma maruz bırakılan Aliağa’da, yurttaşların yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkı sistematik biçimde ihlal edilmektedir” dedi.
“İtirazlarımız hukuki düzeyde de sürecek”
Bölgede yaşayan vatandaşların uzun süredir ilgili kurumlara, defalarca başvuruda bulunduklarını aktaran Sarıca, “Yapılan şikâyetler karşısında gerekli denetimlerin gerçekleştirilmemesi ve halkın taleplerinin karşılıksız bırakılması kabul edilemez. Kamu makamlarının çevreyi ve halk sağlığını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösteriyor” dedi. Sarıca, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin tam ve şeffaf biçimde işletilip işletilmediğine değinerek, “ÇED süreçleri yalnızca bürokratik bir formalite değil; halkın katılımını, bilimsel incelemeyi ve çevresel etkilerin önceden değerlendirilmesini güvence altına alan anayasal ve yasal mekanizmalardır. Çevreyi ve yaşam alanlarını etkileyen projelerde ÇED sürecinin işletilmemesi, geçici belgelerle etkisiz hale getirilmesi hukuka açıkça aykırıdır” diye konuştu.
Evrensel'i Takip Et