Gezin bölgesi maden tehdidi ile karşı karşıya: 'Hazar Gölü Havzası ve bölge ekosistemi risk altında'
ÇMO Diyarbakır Şube Başkanı Nevroz Kavak, Elazığ Gezin Bölgesi’nin maden sahasına açılmak istenmesine tepki göstererek, maden aramasının su, toprak ve havaya geri dönüşü imkansız zarar vereceğini söyledi.
Fotoğraf: MA
Elazığ — Elazığ’ın Maden ilçesinde bulunan Gezin Bölgesi’nde, 30 milyar dolarlık rezerv içerdiği belirtilen maden sahasının, 2 milyar 205 milyon TL bedelle Cengiz Holding bünyesindeki Port Madencilik Ticaret AŞ’ye verilen ihale kapsamında bakır, altın ve çinko madenciliğine açılması planlanıyor.
Çıkarılan madenlerin ise Maden ilçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Gezin’e taşınarak buradan sevk edilmesi öngörülüyor. Gezin Tren İstasyonu ve çevresini kapsayacak alanda, doğal sit alanı ve tarım arazisi niteliği taşıdığı belirtilen bölgelerde demiryolu genişletme çalışmaları ile ağaç kesimleri ve çeşitli çevresel yıkımlar yürütülmekte.
Bu yıkımlar Bermaz Ovası ve Hazar Gölü Havzası üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yaratabilecek sonuçlara yol açacak. Su, tarımsal üretim ve ekolojik bütünlük üzerinde geri dönüşü zor çevresel riskler oluşturma tehlikesi var. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Diyarbakır Şube Başkanı Nevroz Kavak, projenin yaratacağı tahribatlara dikkat çekti.
ÇMO Diyarbakır Şube Başkanı Nevroz Kavak | Fotoğraf: MA
Basra’ya kadar kirlilik riski
Söz konusu bölgede çıkarılması planlanan madenlerden bakır madeni ve bakır konsantresinin ciddi bir kirliliğe neden olacağını söyleyen Kavak, bununda Hazar Gölü su ekosistemine zarar vereceğini ifade etti. Kavak, “Bunun yanı sıra söz konusu projenin hayata geçmesiyle birlikte bölgenin tescilli ‘Geven Balı’ başta olmak üzere birçok endemik türün yok olması anlamına gelecektir. Bu çalışma yalnızca Hazar Gölü ve çevresindeki ekosistemi değil bununla birlikte Dicle’den, Şattülarap’a kadar bölgesel kirlilik ve risk potansiyeli taşıyacaktır” dedi.
Haiz sulak alanı
Bahsi geçen alanın 9 Nisan 2015 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın olurları ile daha önce tescillenen “Hazar Gölü Haiz Sulak Alan” olarak ilan edildiğini kaydeden Kavak, “Sulak alanlar, su rejimini düzenleyen, iklim krizine karşı doğal koruma sağlayan ve birçok canlı türüne yaşam alanı sunan ekolojik sistemlerdir. Böylesi hassas bir bölgede yürütülecek yoğun maden sevkiyat faaliyetleri; toprak, yer altı suyu, yüzey suyu ve hava kalitesi üzerinde geri dönüşü zor tahribatlar yaratma riski taşımaktadır. Ağır yük taşımacılığı, depolama faaliyetleri, habitat parçalanması, oluşacak ağır metal ve toz emisyonları yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı.
“Önce koruma ilkesi”
Özellikle Hazar Gölü Havzası gibi ekolojik açıdan hassas bölgelerde yürütülecek her türlü madencilik ve sevkiyat faaliyetinde “önce koruma” ilkesinin esas alınması gerektiğini kaydeden Kavak, şunları söyledi: “Ekolojik bütünlüğü bozacak, su varlıklarını riske atacak ve doğal yaşamı tahrip edecek uygulamalar kabul edilemez. Bölgedeki ağaç kesimlerini ve doğa tahribatını derhal durdurmaya, süreci bilimsel, şeffaf ve katılımcı biçimde yürütmeye, bölge halkının ve meslek odalarının görüşlerini dikkate almaya çağırıyoruz. Hazar Gölü yalnızca Elazığ’ın değil tüm ülkenin doğal mirasıdır. Doğal varlıklarımızı kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna geri dönülmez biçimde tahrip etmek, geleceğe karşı işlenmiş bir sorumsuzluk olacaktır.”
“Hukuki girişimde bulunulacak”
Ekolojik ve toplumsal mücadele birikiminden aldıkları güçle; doğayı, suyu, toprağı ve yaşam alanlarını savunmaya devam edeceklerini söyleyen Kavak, “Elazığ ve Gezin’de doğayı ve yaşamı savunan tüm kurumların ve yurttaşların yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiririz. Gezin’in havasını, suyunu, toprağını yok edecek; çiftçisini ekonomik üretimden edecek ve gelecek kuşaklara zehirli yaşam alanları bırakacak hiçbir rantsal projeyi kabul etmiyoruz. Hukuki girişimlerde de bulunacağız” diye belirtti.
(MA)
Evrensel'i Takip Et