Shakespeare’e Maya Sahnesinden selam

Shakespeare’e Maya Sahnesinden selam

Tiyatro eğitimini sitemli hale getirmiş, kumpanya tipi tiyatroculuğun önemli topluluklarından Tiyatro Boğaziçi artık Maya Sahnesi’nde. Önceki gün Kardeş Türküler konseriyle yapılan açılış öncesi görüştüğümüz Tiyatro Boğaziçi oyuncuları, yerleşik ve üstelik merkezi bir sahnenin kendilerine b&uu

Gülçin Gülan

SEYİRCİYLE BULUŞMAYINCA YAPTIĞINIZ İŞİN ANLAMI OLMUYOR


OYUNCULARIMIZ TiYATRO LİTERATÜRÜNE DE KATKI SUNUYOR

Orijinal metinleri okuyabilen BGST’liler, tiyatro literatürüne de katkıda bulunuyor mu? Özgür: Boğaziçi Üniversitesi(B.Ü.) Yayınevi aracılığıyla çıkarılan Mimesis Tiyatro / Çeviri - Araştırma Dergisi yaklaşık 20 yıldır yayınlanıyor. Aynı zamanda Konstantin Stanislavski, Augusto Boal ve Terry Eagleton gibi yabancı yazarların metinleri çevrilerek Mimesis Kitaplığı serisi altında B.Ü. Yayınevi tarafından basılmakta. Tiyatro Boğaziçi’nin oyunlarının metinlerine ve diğer kuramsal metinlerine ulaşmak isteyenler, BGST yayınlarından çıkmış kitaplara da bakabilirler. Tiyatro Boğaziçi’nde oyuncu olmak demek aynı zamanda yayıncılıkla ilişki kurmak, okuyup yazmak, çeviriler yaparak Türkiye’nin tiyatro literatürüne yeni metinler kazandırmak anlamına da geliyor.


OKUL MÜFREDATLARI ZAYIF OLUNCA GENÇLERE YÖNELME iHTiYACI DUYDUK

Nasıl bir süreçten geçerek bugüne geldiniz? Özgür: Tiyatrocular, dansçılar, müzisyenler ve kuramsal araştırmacıları bünyesinde barındıran BGST’nin (Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu) tiyatro birimi oluyor Tiyatro Boğaziçi. 1995 yılında Boğaziçi Üniveritesinden mezun olmuş tiyatrocular tarafından kurulmuş. BÜO (Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları) adını taşıyan öğrenci kulübünde yürüttükleri tiyatro çalışmalarını mezuniyet sonrasında da devam ettirmek isteyen bu tiyatrocular, kulüple bağlarını koparmamışlar ve BÜO’nun gelişkin bir tiyatro okulu olmasına ön ayak olmuşlar. ‘90’lı yılların sonunda Boğaziçi’nde okumaya başladığımda BÜO Türkiye çapında öncü çalışmalarıyla bilinen bir tiyatro grubu haline gelmişti. Tiyatro eğitimini sistemli hale getirmiş, kumpanya anlayışını ön plana çıkaran bir gruptu. BÜO nasıl bir tiyatro anlayışına sahipti? Aysel: Yönetmen tiyatrosu burada kesin bir dille reddediliyor, kolektif katılımı ön plana çıkaran bir reji anlayışı savunuluyordu. BÜO’da amatörlüğün heveskarlık demek olmadığını, emek yoğun bir çalışma ile estetik düzeyi yüksek amatör ürünlerin verilebildiğini yaşayarak öğrendik. İlerleyen öğrencilik yıllarımızda ve mezuniyet sonrasında bizler de bu yapının geliştirilerek sürdürülmesi için elimizden geleni yaptık. BÜO ve Tiyatro Boğaziçi, belli ilkeler etrafında bir araya gelmiş oyunculardan oluşuyor. Genellikle toplumun orta sınıf kesiminden gelmiş olan Tiyatro Boğaziçi’li oyuncular, sahneledikleri oyunlarda da orta sınıfın sorunlarının ve çelişkilerinin ön planda olmasına dikkat ederler, diyebiliriz. Sahnelenen oyunların dramaturjisi oluşturulurken kültürel çoğulcu bir perspektifle hareket edilmesi, feminist duyarlılığın gözetilmesi ve sınıfsal adaletten yana bir tavır oluşturulması, Tiyatro Boğaziçi’nin temel özellikleri arasında yer alıyor. Özgür: Tabii üniversite mezunu tiyatrocular olarak aydın sorumluluğuna ayrı bir önem verdiğimizi de eklemek gerek. Nitekim Moliere Efendi ve Selam Sana Shakespeare oyunları böyle bir duyarlılığın ürünleri olarak ortaya çıktılar. Çocuk ve genç seyirciler için özenle hazırlanmış oyunların sayısının az olması ve tiyatro klasiklerinin okul müfredatlarında oldukça az yer alması bizi bu oyunları hazırlamaya itti.

www.evrensel.net