27 Mart 2020 04:16

Koronavirüs gölgesinde Dünya Tiyatro Günü: Keçiler inatçıdır, türküleri de bitmez

Koronavirüs nedeniyle sahneleri kapatılan tiyatrocular, 27 mart Dünya Tiyatro Günü’nü evlerinde karşılıyor. Perdelerin açılacağı, izleyicileriyle buluşacakları anı hayal ederek...

Peri Kızı müzikali | Fotoğraf: İBB Şehir Tiyatroları

Paylaş

İsmail AFACAN
İstanbul

Dünya Tiyatro Günü, insanlığı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle buruk kutlanıyor. Alınan önlemler kapsamında sahneleri kapatılan ve oyunları iptal edilen tiyatrocular ve sanatseverler günlerini evlerinde karşılıyor. Perdelerin açılacağı, izleyicileriyle buluşacakları anı hayal ederek...

“BİRLİKTE YAŞAMANIN YOLLARINI ARAYACAĞIZ”

Bu yılki 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi Devlet Tiyatrosu Eski Genel Sanat Yönetmeni, Akademisyen ve Oyuncu Doç. Dr. Lemi Bilgin tarafından yazıldı. Farklılıkları bir kenara bırakıp ortak duygu, tehlike ve özlemlerin dünyasına katılmaya davet edilen bildiride “Binlerce yıldır olduğu gibi siz ve biz, seyirciler ve oyuncular yeniden buluşacağız, yine bir araya geleceğiz ve birlikte yaratılan anların tanığı olacağız. Bizi birbirimizden ayıran tüm engelleri, tüm farklılıklarımızı unutup, bizi birbirimize bağlayan ortak duyguların, ortak tehlikelerin, ortak özlemlerin büyülü dünyasına katılacağız. Var olmak için birilerine aracılık edip körü körüne savunucusu olmak yerine, gerçeklerin üstündeki örtüyü kaldırıp bir ışık tutacağız. Farklı oldukları için birbirini yok etmek isteyenlere karşı, benzerliklerimizi ortaya çıkarıp, birbirimizi anlamanın, diyaloğun, birlikte yaşamanın yollarını arayacağız.” denildi.

“TİYATRONUN VAR OLDUĞUNU GÖSTERMEK İÇİN...”

Bildiride “Görmek istemeyenlerin gören gözü, söylemek için cesareti olmayanların söyleyen dili olacağız. Bizi tek bir kalıba dökmek isteyenlere karşı çok sesli, çok renkli bir dünyanın savunucusu olacağız. Biliyoruz, savaşların, çatışmaların, baskıcı düzenlerin, yırtıcı kapitalizmin hüküm sürdüğü, doğanın katledildiği, kadınların ezilip öldürüldüğü, hukukun adaletin yok sayıldığı, sınırlarda çocukların solduğu, en büyük acıları en masumların yaşadığı bir zaman diliminden geçiyor dünya... İşte bunun için, içinde yaşadığımız zamanı utandırmak, bu utanca ortak olmamak için, barışı öksüz bırakmamak, umutlarımızı yeşertmek için, sansüre, engellere, yasaklara, yokluklara karşı tiyatronun yeniden ve daha cesaretle var olduğunu göstermek için, kilit altına alınamayan sözcüklerle, şarkılarla, dansla, ışıkla, renkle yeniden buluşacağız. Birlikte olacağız... Siz ve biz... Yani tiyatro.” ifadelerine yer verildi.

DÜNYA TİYATRO GÜNÜ KUTLU OLSUN

Dünya Tiyatro Günü’nde Yönetmen-Oyuncu Berfin Zenderlioğlu, Oyun Yazarı Ahmet Sami Özbudakve Oyuncu-Yönetmen Nagihan Gürkan’la konuştuk. Özbudak “Türkiye’de hayat yeniden başladığında gerçekten tiyatro yapan, az paraya, çok emeğe inanmış insanlar sahnenin kurtarıcısı olacaklar.Keçiler inatçıdır, türküleri de bitmez.” derken Gürkan “Garip günlerdeyiz, 27 Mart tüm sahneler kapalıyken geliyor.Umarım en kısa sürede yeniden sahnede oluruz.” şeklinde konuştu. Zenderlioğlu ise “İçerisinde bulunduğum iki dilli tiyatrodan güç alarak, Kürtçe ‘Bê Şano Nemînin’ diyorum! Bütün halkların, Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun!” ifadelerini kullandı.

"BÊ ŞANO NEMÎNİN" (TİYATROSUZ KALMAYIN)

Berfin Zenderlioğlu (Yönetmen-Oyuncu):Tiyatro kendi özgürlük alanını yarattıktan sonra, hiçbir iktidar mekanizması ya da siyasi odak,  sanatı ve sanatçıyı bu şekilde kuşatıp evlere kapatamamıştı. Çağımızı ve görünen o ki, bundan sonraki hayatımızı yeni virüsler etkisi altına alacak gibi. Zaten tamamen seyirci desteğiyle ayakta kalan, inatla yoluna devam eden, özel tiyatrolar, birer birer sahnelerini kapatmak ve  oyunlarını iptal etmek durumunda kaldılar. Ülkeyi yönetenlerin kültür-sanat politikasızlığından yakınan bağımsız tiyatrolar, maalesef ki böylesi bir  süreçte de ticari kurum muamelesi görüp, şu ana kadar hiçbir iyileştirme ve maddi destek alamadan iktidar nezdinde gözden çıkarılabilecek kurumlar arasında yerlerini aldılar.

Koronavirüs ile birlikte, evlerde iletişimi türlü performanslarla yakalamaya çalışan tiyatro grupları ve tiyatrocular aslında böylesi dönemlerde sanatın iyileştirici ve rehabilite eden yönünü yeniden açığa çıkarıyor. Seyirciyle hayat bulan, canlı ve interaktif olan tiyatro, diğer sanat dalları gibi bu karanlık günlere karşı yeni bir dil arayışı içerisine girip bir direniş alanı yaratıyor kendisine. Şimdilik bunun arayışları dijital medya ve instagram üzerinden yapılmaya çalışılıyor. Umudumuz en kısa sürede canlı ve gerçek olan sahnelerde, mekanlarda, seyircimizle sanaldan uzak, doğal bir iletişim yakalayabilmek.    

Gerçeklik zemininin bu kadar kaydığı, etrafımızdaki hayatın neredeyse her anının bir kurgusallığa dönüştüğü bu dönemde, yaşadığımız topraklarda ve tüm dünyada da sanatı nereye oturtacağımızın arayışı halindeyiz. Ne için tiyatronun yanı sıra, nasıl bir tiyatro yaptığımızın, özellikle güncel ve sahne sanatları gibi dilini, kurgusallığını alımlayıcısıyla tam da şimdiki zamanda paylaşan, sanat dallarında yeni bir dili nasıl oluşturduğumuz önem kazanacak. Devletin acilen bu dönemde, diğer dünya ülkelerinin yaptığı gibi özel tiyatroların ayakta kalabilmesini sağlayabilecek ekonomik desteği oluşturması gerekiyor. Kurum ve bağımsız tiyatrolar arasında hakkaniyetli bir dağılıma gidilmeli... Tiyatroyu profesyonel anlamda icra eden sanatçılar, kültür ve sanata ayrılan fonla desteklenmelidir.

27 Mart Dünya Tiyatro Günü gerekçesiyle içerisinde bulunduğum iki dilli tiyatrodan güç alarak, Kürtçe “Bê Şano Nemînin” diyorum! Bütün halkların, Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun!

“TABLO NE KADAR KÖTÜ OLURSA OLSUN TİYATRO UMUTTUR”

Ahmet Sami Özbudak (Oyun Yazarı):Herkes için trajik bir dönem, elbette tiyatro için de büyük bir trajedinin içindeyiz. Belki de bu kadar ağır bir tabirle durumu tanımlamamalı, trajedinin sözlük anlamına bakıp durumu farklı bir yerden ele alabiliriz. Vikipedia diyor ki; “bu sözcük Yunanca tragoidia’dan gelir; tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleşmesiyle ‘keçilerin türküsü’ anlamına kullanılır,”

"Keçilerin Türküsü" kısa zaman sonra yüksek sesle tüm dünyayı sallayacak. Küçücük bir virüs mikrobu bir yarasadan bir insana geçiyor ve dünyayı durduruyor. Muhtemelen çoğumuzun hayatına değecek, kayıtsız kalamayacağımız bir vakaya şahitlik ediyoruz. 27 Mart’ta sahnede olmamız gerekirken evlerimizdeyiz, tiyatro insanla yapılan bir şey malumunuz. Zira sosyal izolasyon yaşadığımız şu günler belki de en çok tiyatrocuları değiştirecek. Mesleğimizin temel faktörü insandan uzağız, uzaklaştık. Tablo her ne kadar kötü olursa olsun tiyatro umuttur ve hep şimdiki zamandır. Şu günlerde yeni bir dünya kuruluyor, kartlar yeniden dağıtılacak ve ezberler bozulacak. Tiyatro bu yeni dünya içinde yine bildiği yerden üretime geçecek, gün gelecek yaşanan olağanüstü halin ve değişimin hikayesini izleyeceğiz sahnelerde.

Bu virüs mikrobu öyle bir zamanda geldi ki; zincirinden boşanmış gibi girdiği her yeri altüst eden insanoğlunu tekrar zincirledi. Katledilen doğa, insanın onuruna kasteden kapital hayat, kişiyi yalnızlaştıran devasa şehirler, parayla gelen kibir, güçle gelen tanrıcılık oyunları... Vahşi kapital sistemden pek tabii tiyatrolar da nasibinim aldı. Sektördeki paranın kokusunu alan simsarlar lüks AVM sahnelerinde, ünlü insanlarla ve büyük prodüksiyonlarla tiyatro yapmaya başladılar. Bir noktada küçük sahnelerin ve toplulukların ekmeğine ortak oldular. Ünlü insan ve prodüksiyon görmek isteyen kent seyircisi, bir bilet hakkı varsa tercihini pek tabii şaşalı olandan yana kullanmaya başladı.

Tiyatroya bile değen kapital virüs her yerde sorgulanacağı gibi tiyatroda da sorgulanacak. Yaklaşık bir yıl sonra Türkiye’de hayat yeniden başladığında gerçekten tiyatro yapan, az paraya, çok emeğe inanmış insanlar sahnenin kurtarıcısı olacaklar. Onların özverisi sayesinde tiyatro yeniden perde açacak. 27 Mart 2021’de “Dünya Tiyatrolar Günü” çok farklı bir atmosferde kutlanacak. Yaşayacağız ve göreceğiz! Keçiler inatçıdır, türküleri de bitmez.

“UMARIM EN KISA SÜREDE YENİDEN SAHNEDE OLURUZ”

Nagihan Gürkan (Oyuncu-Yönetmen): Garip günlerdeyiz, 27 Mart tüm sahneler kapalıyken geliyor. Bambaşka şeyler konuşuyor olabilirdik, ben de şu an bambaşka şeyler söylüyor olabilirdim. Garip günler evet, geçen gün Schaubühne’nin bir oyununu izledim internetten. Çünkü evde kalmak zorundayız ve sanatçılar el ele verdi umut olmak, bu dönemde insanlara evlerinde kalırken yoldaşlık etmek için çabalıyor. Kimi oyunlarını açıyor, kimi şarkılar söylüyor pencereden tüm mahalleye, kimi her akşam aralık kapılardan bir şeyler paylaşıyor. Hepimizin oyunları  durdu. Uzun süre sahneler kapalı kalacak, belki her şey geçtikten sonra bile kalabalığa girmek istemeyeceğiz, bilmiyoruz, yani işimiz zor. Hep zordu, bugünden sonra her zamankinden daha zor. Ama öyle garip dönemler ki şikayet bile edemiyoruz, çünkü tüm dünya ilk defa bu kadar aynı noktadayız. Birçok konuda bir araya gelemeyen bizleri doğa bir araya getirdi ve kendi yalnızlığımıza savurdu. Oysa ki sahnede oyuncu ve seyircinin birlikteliği en yalnız hissetmediğimiz anlar. Birlikte ‘an’da olmak.  O anlarda başka dünyalar kurmak mümkün, o dünyalara izleyenleri davet etmek de. Hepimizin korkuyla dolu olduğu; kendimiz için olmasa da ailemiz için, dünya için korktuğu bir zamandan geçiyoruz. Ve gariptir ki gündelik korkularımız nasıl da hükümsüzleşiyor bugünlerde... Umarım en kısa sürede yeniden sahnede oluruz ve hazır gündelik korkularımız hükümsüzleşmişken; sürecin doğurmasına yeniden yeniden izin vererek sadece oyun oynarız.

ŞEHİR TİYATROLARINDAN ONLİNE KUTLAMA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Dünya Tiyatro Günü’nü “Geç Kalanlar” oyunuyla kutluyor. https://kultursanat.istanbul/ adresinden sanatseverlerle buluşturulacak oyun saat 20.00’de başlayacak. Zamanın geri alınamayışıyla acı biçimde yüzleşen bir çiftin hikayesini, pişmanlıkları, yaşayamadıkları, söyleyemedikleri üzerinden anlatan oyun, izleyiciyi geç kalmış bir yüzleşmeyle karşı karşıya getiriyor. Pervin Ünalp’ın yazıp Nihat Alptekin’in yönettiği oyunda; Defne Gürmen, Elçin Atamgüç, Vildan Gürelman, Zafer Kırşan rol alıyor.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

İstanbul'da koronavirüs nedeniyle ölenler için mezar yerleri belirlendi, halk tepkili

SONRAKİ HABER

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı "Kanal İstanbul"un ihaleye açılmasını savundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...